Dolar fırtınası yaklaşıyor...

Dolar fırtınası yaklaşıyor...

Türkiye’nin döviz dengesi iki taraftan birden bozuluyor.

A+A-

Bir tarafta ithalat ihracattan daha hızlı artıyor ve dış ticaret açığı büyüyor.

Öbür tarafta ülkeye döviz girişini destekleyen ve cari açığı dengeleme konusunda en önemli aktör olan turizm gelirleri düşüyor…

Yani döviz giderleri artarken döviz gelirleri düşüyor.

Haziran ayında dış ticaret açığı yüzde 26,2 artarak 10 milyar 370 milyon dolar oldu.

Yanlış anlamayın, bu sadece bir aylık açık…

Ocak-haziran dönemine bakarsanız dış ticaret açığı çoktan 53 milyar doları geçti.

Üstelik mesele yalnızca petrol ve altın ithalatı değil.

Tüketim ve ara mal ithalatı da hızla artıyor.

Enerji ve altını çıkardığımızda haziranda 4 milyar 713 milyon dolar açık var.

Yani açığın neredeyse yarısı tüketim ve ara maldan kaynaklanıyor…

Bu açığın en önemli sebebi kur-enflasyon açmazı elbette.

Enflasyon ilk altı ayda resmî verilere göre bile yüzde 18 artarken kur sadece yüzde 9 yükselmiş.

Kurda korkunç bir baskı var yani…

Bu durum ithal mal talebini deli gibi körüklüyor.

Dış ticaret açığını ve cari açığı artırıyor.

Doğal olarak dövize olan ihtiyaç artıyor ve kur riski her geçen gün biraz daha su yüzüne çıkıyor.

Şimdi tekrar dönelim dış ticaret açığını ve cari açığı finanse edecek turizm meselesine…

Açıkçası, aşırı değerli TL nedeniyle orada da işler iyi gitmiyor.

Türkiye rakiplerine göre çok pahalı kaldığı için yabancı turist girişi hızla düşüyor.

Nitekim bu nedenle haziran ayında yabancı ziyaretçi sayısı yüzde 4,02 oranında çakıldı.

Yılın ilk yarısındaki ortalama kayıp yüzde 2,96…

Yani düşüş istikrarlı bir şekilde nisan, mayıs ve haziran aylarında artarak devam etmiş.

Peki, turist sayısındaki azalma gelirlerin de düştüğü anlamına mı geliyor?

Ne yazık ki evet…

TÜİK’in ikinci çeyrek verisine göre turizm gelirleri de yüzde 2,6 azalmış.

Demek ki ekonomiye giren toplam turizm dövizi de azalıyor.

Peki, bu duruma sosyal medya arkadaşımız Mehmet Şimşek ne diyor?

X’teki hesabından yaptığı açıklamada, “Olumsuz jeopolitik gelişmelere rağmen ikinci çeyrekte yıllıklandırılmış turizm geliri 65,2 milyar dolar ile 2025 yılı seviyesini korudu.” diyor.

Yani…

Bahane üretmeye devam ediyor…

Meselenin jeopolitik risk olmadığını kendisi de gayet iyi biliyor.

Mesele bu olsa Mısır, Yunanistan, İspanya, Fransa ve İtalya’da sinek avlardı.

Oysa bu ülkelerde turizm gelirleri katlanarak artıyor.

Kısacası mesele savaş değil…

Mesele Türkiye’nin fiyat rekabetinin olmaması…

Kur uzun süre enflasyonun gerisinde kaldığı için otel, restoran ve ulaşım fiyatları döviz bazında pahalanıyor ve rakip ülkelerden çok daha pahalı hâle geliyor.

Bırakın yabancı turistin gelmesini, yerli turist bile Türkiye’de tatil yapmak yerine yurt dışına gidiyor.

Yani döviz gelmesi bir yana, döviz çıkışı oluyor.

Anlayacağınız…

Vatandaş için Türkiye pahalı…

Yabancı için Türkiye pahalı…

Şimdi geri dönelim ve iki veriyi, yani dış ticaret açığı ile turizm gelirlerini, yan yana koyalım.

Altı ayda 53,1 milyar dolar dış ticaret açığı…

Turist sayısında düşüş…

Turizm gelirinde gerileme…

Cari açık döndürülemez hâle gelmiş…

Yani döviz ihtiyacı hızla artıyor.

Peki, çare ne?

Tek çare tefeci parası.

Onun için yüksek faizle o para gelsin diye uğraşıyorlar…

Şimdilik geliyor.

Carry trade rekor kırmış ve 55 milyar dolara çıkmış…

Şimdilik ülkenin içini boşaltmak için koşa koşa geliyorlar.

İyi de…

Aniden gittiklerinde ne olacak?

İşte o gün fırtına kopacak…

Kur kontrolden çıkacak…

Enflasyon yeniden patlayacak…

Faizler daha da yükselecek…

Geliri artmayan vatandaş daha da fakirleşecek…

Döviz borcu olan şirketler batacak…

İşsizlik hızla artacak…

Yüksek vergilerle milletin beli daha da kırılacak.

İşte o nedenle yüksek faizle carry trade tefecilerini çekmek için elde ne varsa veriyorlar.

İşte o nedenle 1,5 trilyon lirayı ilk altı ayda faize gömüyorlar…

İşte o nedenle bunun faturasını yüksek vergilerle vatandaşa kesiyorlar.

Peki, bunu yaparak kuru baskılamak mümkün mü?

Tabii ki değil…

O gün öyle ya da böyle yaşanacak…

Ve o gün geldiğinde büyük fırtına hepimizin canını okuyacak.

Selçuk Geçer

Selçuk Geçer

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.