S.Özlem ÖZTÜRK

S.Özlem ÖZTÜRK

Akishaber / Yönetici
Yazarın Tüm Yazıları >

Suçlu Kim?

A+A-

Buruk Sevinci Yüreğinde Yaşayan Bir Millet

Bu gün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, buruk sevincin, yüreklere hapsedilmiş çoşkunun yaşandığı gün. Sessiz ve kimsesiz bir BAYRAM.

Hüzünlü ve buruk bir yalnızlıkla kutladığımız, anlamlı ve manalı, bir o kadarda hayati önem taşıyan bayramımız 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Nasıl Oluştu.

Türkiye Cumhuriyeti'nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin resmi bayramlarından biridir.

Türkiye ve KKTC yanı sıra Kosova Cumhuriyeti'nde "23 Nisan Kosova Türkleri Milli Bayramı" olarak kutlanılır. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk tarafından tüm Türk çocuklarına armağan edilmiştir.

Bu bayram, TBMM'nin açılışının birinci yılında kutlanmaya başlanan 23 Nisan Millî Bayramı ve 1 Kasım 1922'de saltanatın kaldırılmasıyla, önce 1 Kasım olarak kabul edilen, sonra 1935'te 23 Nisan Millî Bayramı'yla birleştirilen Hâkimiyet-i Milliye Bayramı ile Himaye-i Etfal Cemiyeti'nin 1927'de ilan ettiği ve ilki Atatürk'ün himayesinde düzenlenen 23 Nisan Çocuk Bayramı'nın kendiliğinden birleşmesiyle oluştu.1980 darbesi döneminde Millî Güvenlik Konseyi, bu bayrama resmî olarak "23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" adını verdi.

Hüzünlü ve Buruk Seviç

Bayramlarımız artık sessiz ve kimsesiz, bir yetimin yürek burukluğunda kutlanıyor artık. Bayramlarımızın çocukları, gençleri, askerleri ve halkının coşkusu yok.

Çocuklarını kucaklayamayan, o cıvıltılı seslerle şahlanamayan bir bayram yaşıyoruz. Salgın nedeni ile yasaklarla yüz yüze kalan Milli bayramımızı halkın bayraklar ve çeşitli süslemelerle balkonlardan, sadece belediyelerin düzenlediği geçiş kortejlerine eşlik ederek kutlanıyor.

Gerçi bundan önceki birkaç yıllarda da Milli bayramlarımız çeşitli sebeplerle eski şaşasından ve ihtişamından yoksun burakılmıştı. Bu yoksunluğa bayramlarımızı mahkum edenler, salgında büyük etken olarak artık kendi kendilerine bayram kutlamak zorunda kalmışlardır. Halka, yapılan uygulamalarla bayramları ben kutlarım sen seyret, denilmiş, ve salgında etkisiyle birlikte bu bariz bir şekilde uygulanmıştır.

Millet olma, aynı duyguları taşıma, aynı ideallerde buluşma ve aynı heyecanla şahlanmanın katalizörü, teyikleyicisi ve kabına sığmayan o gücün kapısını açan kıymetli değerlerdir bayramlar.

İşte tüm bu sayılan vasıflardan dolayı, TÜRKÜN BAYRAMLARI, uzun zamandır sessizliğe hapsedilmiştir. Buna salgında tuz biber olmuştur. Tüm bunların ışığında, yapılanların TÜRK MİLLETİ için neden yapıldığının sorusunu kendiliğinden cevaplamakta, ve bu sürecin sebebini ortaya koymaktadır.

Sessiz ve uyuşturulmuş bir TÜRK HALKI, herkesin işine gelmekte, onunla uğraşmak yerine dünya üzerinde bulunduğu müddetçe istediği biçimde at koşturmasına vesile olmaktadır. Şaha kalkmış,kabına sığamamış bir TÜRK HAREKETİNİ, dünyada, Türk'e ihanet edenlerde bunu yüz yıllarca yaşamışlardır. En son örneği de hala canlı şahitleri olan gazilerimizden dinlediğimiz, her dinlediğimizdede göğsümüzün kafesine sığmadığı anları yaşadığımız, kurtuluş savaşımız ve Kıbrıs Harekatımızdır.

İşte tüm bunların unutulmaması için, nesilden nesle aktarılabilmesi için, TÜRKÜN LİDERİ, TÜRKÜN BAŞBUĞU GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK, milli bayramlarımızı, çocuklarımıza, gençlerimize ve askerlerimize hediye ederek onlara emanet bırakmıştır. Bu güçlerin ne olduğunu çok iyi bilen, yüz yıllar sonrasını görüp ona göre tedbir alan ULU ÖNDER ATATÜRK gibi bir lidere sahip olmak bizler için ne kadar büyük bir şans olduğunun idraki içinde olmalı ve ona göre davranarak özümüze dönüp, tüm değerlerimize sahip çıkmalıyız.

Şimdi Asıl Soru Ne?

* Öz değerlerimize neden sahip Çıkmıyoruz?

* Neden birlik beraberlik içinde olmuyoruz?

* Neden bu gururumuzu yeni nesillere aktaramıyoruz?

* Neden kendi benliğimize dönemiyoruz?

* Neden hep başkalarına özendirilip bu tuzaklara düşüyoruz?

* Neden hakimiyet kayıtsız, şartsız TÜRK MİLLETİNİNDİR diyemiyoruz?

* Neden ben TÜRKÜM demekten rahatsız oluyoruz?

* Neden NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE, diyen bir ANDI yasaklıyoruz?

* Neden varlığı TÜRK varlığına armağan edilecek nesiller yetiştirip, TÜRK VARLIĞINI daim kılmayı istemiyoruz?

* Neden bunları bizlere yaşatmalarına izin veriyoruz?

* Neden bu sorulara hiç kafa yorup, cevap aramıyoruz?

* Neden bunları bize kim yapıyor diye sormuyoruz?

* Neden suçlu kim diye sormuyoruz?

* Neden artık ayağa kalkmıyoruz. daha neyi bekliyoruz?

Daha kaç bayramımızı, böyle sessiz ve kimsesizliğe kurban verip, yetişen yeni nesilin elinden o coşkuyu, o gururu alacağız? Yarın yetişen nesile bunları nasıl açıklayacağız? Bu gün salgın gerçeği bizleri suçsuz çıkarabilir, ama bu güne kadar yapılanların açıklamasını kim ve nasıl yapılacak. 

Türkün ATASINI,Türkün Tarihini, Türkün mücadelesini, ve en önemlisi Türkün karakterini itibarsızlaştırmaya kimsenin gücü yetmeyecek, ATAMIN DA dediği gibi

MİLLETİN İSTİKLALİNİ, YİNE MİLLETİN AZİM VE KARARLILIĞI KURTARACAKTIR.

HAKİMİYET KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR.

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE.

VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN.

Tüm bunlara rağmen, coşkusu ruhumuzda, sevgisi yüreğimizde olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun. Bu bayramları, yaptığı tüm varoluş savaşlarının bir sevinç vesilesi kılarak bizlere emanet eden ULU ÖNDER GAZİ MUSTAFA KEMEL ATATÜRK'e HAK TEALADAN rahmet diler, mekanının cennet olmasını niyaz ederim...

Bu yazı toplam 335 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum