12 Eylül 1980 askeri darbesinin üzerinden 46 yıl geçti. Türk Silahlı Kuvvetlerinin yönetime el koymasının ardından TBMM ve hükümetin faaliyetlerine son verildi, siyasi partiler kapatıldı ve ülke genelinde sıkıyönetim uygulandı. Dönemin siyasi liderleri arasında yer alan MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş de Uzunada’ya gönderildi ve daha sonra yargı süreciyle karşı karşıya kaldı.
ÜLKÜCÜ HAREKET DE DARBE YARGILAMALARININ HEDEFİNDEYDİ
Darbe sonrasında açılan en kapsamlı siyasi davalardan biri “MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası” oldu. Alparslan Türkeş’in de aralarında bulunduğu yüzlerce kişi bu dava kapsamında yargılandı. MHP kaynaklarına göre 587 sanıklı davada 220 kişi hakkında idam cezası talep edildi. Yargılama yıllarca sürdü.
MUSTAFA PEHLİVANOĞLU 9 EKİM’DE İDAM EDİLDİ
12 Eylül döneminin ülkücü hafızasında en çok yer eden isimlerden biri Mustafa Pehlivanoğlu oldu. Pehlivanoğlu, darbeden kısa süre sonra, 9 Ekim 1980'de idam edildi. Aynı gün sol görüşlü Necdet Adalı'nın da idam edilmesi, darbe yönetiminin daha sonra uzun yıllar tartışılacak infaz politikalarının sembollerinden biri haline geldi.
TBMM tutanaklarında Mustafa Pehlivanoğlu'nun yanı sıra Cevdet Karakaş, İsmet Şahin, Fikri Arıkan, Ali Bülent Orkan, Cengiz Baktemur, Halil Esendağ ve Selçuk Duracık gibi ülkücü isimlerin idamları da 12 Eylül döneminin ağır sonuçları arasında anılıyor.
BİNLERCE İNSAN DARBE DÖNEMİNDEN ETKİLENDİ
12 Eylül yalnızca bir siyasi kesimi değil, Türkiye'nin farklı görüşlerinden yüz binlerce insanı etkileyen bir baskı dönemi yarattı. TBMM tutanaklarında yer alan verilere göre darbe sonrasında 650 bin kişi gözaltına alındı, 230 bin kişi yargılandı, 517 kişi hakkında idam cezası verildi ve 50 kişinin idamı gerçekleştirildi.
46 YIL SONRA 12 EYLÜL HÂLÂ TARTIŞILIYOR
Aradan geçen 46 yıla rağmen 12 Eylül dönemindeki yargılamalar, idamlar ve mağduriyetler Türkiye'nin gündemindeki yerini koruyor. TBMM'de 12 Mart ve 12 Eylül dönemlerindeki yargılamaların sonuçlarının ortadan kaldırılması ve mağduriyetlerin giderilmesini amaçlayan kanun teklifleri de gündeme getirildi.
12 Eylül, ülkücü hareket açısından ise özellikle cezaevleri, uzun yargılamalar ve idam edilen ülkücüler nedeniyle siyasi hafızada derin bir kırılma noktası olarak anılmaya devam ediyor.