23 NİSAN VE ERGENEKON 

Ulusal bayramlarımız yıllardır unutturulmak, gözden düşürülmek için her türlü fitne, fücur ve  karalamaya engellemeye uğradı..

Çocukluğumda ders kitaplarında okuma hevesi veren; Türk ulusunun çocuğu ve bu  yurdun yurttaşı olmanın gurur ve heyecanını aşılayan öyle güzel okuma parçaları ve şiirler vardı ki aradan bir yarım asırdan fazla geçmesine karşın hepsi zihnimde taptaze durmaktadır. * 

Bunlardan ilki “Ergenekon Destanı” olmuştur.  

“Deli Dumrul, Tepegöz” (Dede Korkut), “Forsa” (Ömer Seyfettin), “Vatan Hasreti” (Refik Halit) “Millet Malı” (Mustafa Necati) gibi saymakla bitmeyecek öyküleri okumak bambaşka bir keyif verirdi  bana.  

“Alageyik”, (Ziya Gökalp) “Bu Vatan Kimin?”, (Orhan Şaik Gökyay) “Atatürk Kurtuluş Savaşında”(Cahit Kulebi) “Bayrak” (Arif Nihat Asya) gibi şiirler beni hep “Ergenekon’a” götürürdü. * 

“Ne Mutlu Türküm Diyene!” sözünden ürken, “Andımızı” yasaklayan Ortaçağ zihniyetli,  sömürgeci işbirlikçiler şeytanın bile aklına gelmeyecek oyun ve hilelerle sözüm ona darbe yapacaklar  safsatasıyla askerlerimiz için açtıkları davanın adını bilerek ve isteyerek “Ergenekon” adını  vermişlerdi.  

Amaçları el altından adında Türk geçen her kavramı ve düşünceyi örselemek, gözden düşürmek  ve yıkmak olan bu yerli işbirlikçilerin ve çanak tutucuların gerçek niyetleri ortaya çıkınca “sözlerim  çarpıtıldı, amacından saptırıldı.” diyerek devekuşu gibi başlarını kuma gömmektedirler!.. * 

Bana göre 23 Nisan 1920 Türk’ün ikinci kez Ergenekon’dan çıkışıdır. Her şey bitti, ordu yok, halk  fakruzaruret içinde, başkent işgal edilmiş, yurdun birçok bölgesi düşman çizmesin ezilirken ve yerli 

hainler, eşkıyalar her yerde kol gezerken, tüm ümitlerin söndüğü anda Nazım Hikmet’in sarışın bir  kurda benzettiği Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde Türk Milleti Ergenekon’dan çıkar gibi yeniden  şahlanmış ve TBMM’sini açmıştır... 

1986 yılında Fransa’da öğrencilerimle ve binlerce yurttaşımızla kutladığımız 23 Nisan Ulusal  Egemenlik ve Çocuk Bayramı sonunda Fransız gazeteci bana: 

“Burada birçok milletten insanlar var. Ama hiçbiri sizin gibi bir ulusal bayram kutlamıyor.  Bunun nedeni nedir? diye sorduğunda ben, “Benim milletim nerede yaşarsa yaşasın bayrağını  dalgalandırmaya ve özgür yaşamaya alışıktır. Bu bir özgürlük tutkusudur. Bu nedenle kutluyoruz  demiştim.” 

Ulusal bayramlarımız yıllardır unutturulmak, gözden düşürülmek için her türlü fitne, fücur ve  karalamaya engellemeye uğradı... Ancak Türk milletinin ellerinde bayraklarla sokakları, meydanları  doldurması karşısında bu kara cahillerin hevesleri kursaklarında kalmaktadır.  * 

Son yıllarda ve günümüzde dijital dünyanın, sanal alemlerin, bağımlılığın tutsağı olan  çocuklarımızı ve gençlerimizi görüp duydukça içimiz burkuluyor. Gelir dağılımındaki uçurum,  çocuklarımızın, kadınlarımızın ve genç kızlarımızın uğradığı feci cinayetler, adaletin kör ve sağır edilişi, toplumuzu yozlaştırmakta, çürütmektedir. Yolsuzluk ve liyakatsiz (yetersiz, bilgisiz, beceriksiz)  insanların ortalıkta at oynatması gibi içimizi karartan olaylar insanı ümitsizliğe sürüklemektedir. * 

Ancak Çetin Altan’ın dediği gibi “enseyi karartmamak lâzım.” Çünkü koşullar ne kadar ağır  olursa olsun Türk Ulusu için Ergenekon’dan çıkışlar; 23 Nisan 1920’ler bitmez ve bitmeyecektir... * 

Yarın 23 Nisan. Gözümün önünden renk renk giysiler içinde cıvıl cıvıl çocuklar geçecek ve ben  bu doyumsuz manzara karşısında yüreğim güp güp ederek, gözlerimde ümit ışığıyla onları  alkışlayacağım... 

Bayramınız kutlu olsun sevgili çocuklar... 

Veli Aykar 

Emekli Öğretmen-Yazar

Özel Haber Haberleri

Gürel ''Gençler Iğdır Sizi Bekliyor''
HEPİNİZİN GÖRDÜĞÜ GİBİ BEN BİR ZENCİYİM
TURKKON Temsilciliğine Rüştü Yaylalı Atandı
IĞDIR’IN TURİZM POTANSİYELİ
TÜRK KİMLİĞİ VE VATANDAŞLIK DUYGUSU