YSK kararlarının kesin olduğu hükmüne rağmen, YSK’nın onayladığı ve mazbatasını verdiği bir kurultayın ilk derece mahkemesi kararıyla iptal edilmesi; mevcut siyasi partiler ve seçim mevzuatı açısından yetki gaspı niteliği taşımaktadır. Bu karar, fiilen CHP’ye kayyum atanması anlamına gelmektedir. Bir siyasi partinin yönetiminin yargı eliyle değiştirilmesi, demokratik teamüller ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
Bu durumun, siyasete olan güveni zedelemesi ve Türk siyasal hayatında ciddi bir kriz ortamına yol açması kuvvetle muhtemeldir. “Mutlak butlan” kararı, zaten aksaklıklarla yürüyen demokrasiye olan güveni daha da aşağı çekecektir.
Millet Partisi’nin temel hedeflerinden olan “Hukuk Devleti” ve “Gerçek Demokrasi” anlayışının gerekliliği her geçen gün daha açık şekilde ortaya çıkmaktadır.
HUKUK VE AHLAK, TÜRK SİYASETİNİN TEMEL TAŞI OLMAK ZORUNDADIR
Yeri gelmişken belirtmek isteriz ki, bizim görüşümüze göre hukuk devletinin gereği olarak YSK kararları da Türkiye Cumhuriyeti’nin en üst yargı organı olan Anayasa Mahkemesi’nin denetimine açık hâle getirilmelidir. Bu çerçevede, Anayasa Mahkemesi bünyesinde oluşturulacak özel bir daire aracılığıyla YSK kararlarının hukuk denetimine tabi tutulması elzemdir.
Bunun yanında siyasi ahlak ve etik değerler, siyasetin temel esasları hâline gelmelidir. Bugün Türkiye’de hem iktidarın hem de muhalefetin; ahlak, şeffaflık ve kamu vicdanı konusunda samimi bir muhasebe yapmasına ihtiyaç vardır.
Gerek ülke yönetiminde gerekse belediyelerde gündeme gelen yolsuzluk iddiaları, siyasi kutuplaşmanın ötesinde; hukuk, denetim ve ahlaki sorumluluk meselesidir. Siyasi ahlak yalnızca rakibe yöneltilen suçlamalarla değil; herkes için geçerli olan adalet, dürüstlük ve hesap verebilirlik anlayışıyla hayata geçirilebilir.
Rahmetli Bilge Lider Aykut Edibali’nin ortaya koyduğu siyasi ahlak anlayışı bugün de önemini korumaktadır. “Bir ahlaki prensip için binlerce koltuğu feda ederim” sözü, Türk siyasetinin ihtiyaç duyduğu anlayışı özetlemektedir. Siyaset; makam, çıkar ve güç mücadelesi değil; millete hizmet etme, adaleti koruma ve vicdani sorumluluk taşıma görevi olmalıdır.
Bugüne kadar defalarca değiştirilen seçim ve siyasi partiler mevzuatı, çoğu zaman iktidarların siyasi çıkarlarına göre şekillendirilmiştir. Hazine yardımları, medya gücü, kamu kaynaklarının kullanımı ve seçim süreçlerindeki eşitsizlikler; demokratik rekabeti zedelemekte ve millî iradenin sağlıklı biçimde ortaya çıkmasını engellemektedir.
Bu nedenle seçim sistemi; adil, eşitlikçi, şeffaf ve demokratik esaslara göre yeniden düzenlenmelidir. YSK’nın yapısı ve kararları da etkin bir hukuk denetimine açık hâle getirilmelidir.
Sonuç olarak siyaset, sorunların kaynağı değil çözümün adresi olmalıdır. Adaletin, liyakatin, ahlakın ve hukukun hâkim olmadığı bir siyasi düzen toplumda güven oluşturamaz. Türkiye’nin; güçlü bir hukuk devleti anlayışına, temiz siyasete ve milletin ortak vicdanını esas alan demokratik bir yönetime ihtiyacı vardır.
Cuma NACAR / Millet Partisi Genel Başkanı