Aynı sorun İsmailağa’da da yaşanacak

“Cübbeli Ahmet” olarak tanınan Ahmet Mahmut Ünlü, Süleymancılar cemaatine yönelik operasyonun ardından yaptığı uzun açıklamada bu kez İsmailağa Cemaati’ne ilişkin çarpıcı bir iddiada bulundu.

Kamuoyunda “Cübbeli Ahmet” olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü, “Süleymancılar” olarak bilinen yapıya yönelik operasyonun ardından sosyal medya hesabından kapsamlı bir açıklama yaptı. Ünlü, operasyonun “tasavvuf ehline yönelik” olmadığını savunurken, Süleymancılar yönetimine ilişkin ağır suçlamalarda bulundu. Açıklamasının dikkat çeken bölümlerinden biri ise eski cemaati İsmailağa’ya ilişkin sözleri oldu.

Cübbeli Ahmet, İsmailağa Cemaati’nde geçmişte Mahmud Ustaosmanoğlu’na yakın isimlerle yürütüldüğünü söylediği istişare mekanizmasının zayıfladığını ileri sürdü.

Ünlü, özellikle İsmailağa’daki yönetim yapısını eleştirerek şu ifadeleri kullandı:

“Şimdi İsmailağa’da da Mahmûd Efendi Hazretleri’nin en yakınında yıllarca hizmet etmiş olan ve hatta Ali Haydar Efendi Babamızdan bereketlenmiş İbrahim Efendi vesair Şûrâ Hocaları gibi zatlar ile istişâre terkedilip, bu işlere birkaç senedir başlamış olup Mahmûd Efendi Hazretleri’nin usûl ve erkânından zerre kadar haberi bulunmayan Abdullah Kılıç gibi birinin genel sekreterliğe getirilmesi ve istişare heyetine sokularak bütün bürokratlarla görüşmelerde başı çekmesi, İsmailağa Cemaati açısından da aynı sorunun yaşanacağı konusunda büyük bir sinyal vermektedir.”

“İŞ EHLİYET VE LİYAKATTEN ÇIKARILIRSA TARİH TEKERRÜR EDER”

Ünlü açıklamasının devamında cemaat ve tarikatların yönetiminde “ehliyet ve liyakat” vurgusu yaptı.

Süleymancılar üzerinden yaptığı değerlendirmeyi İsmailağa’ya da taşıyan Ünlü, yönetimlerin aile ve yakınlık ilişkileri üzerinden şekillenmesinin ciddi sorunlara yol açabileceğini savundu.

Cübbeli Ahmet, şunları söyledi:

“İsmailağa’da da maalesef aynı şeyler gözlenmekte olup iş ehliyet ve liyâkattan çıkarılıp oğul, damat, torun ve kayınbirader noktasında şekil aldığı zaman tarihin tekerrür etmesi kaçınılmaz olacaktır.”

Ünlü, bu sözlerinin ardından, “Tarih tekerrürden ibarettir. Ama ibret alınsaydı hiç tekerrür eder miydi?” ifadelerini kullandı.

SÜLEYMANCILAR OPERASYONUNA DESTEK VERDİ

Cübbeli Ahmet açıklamasında, Süleymancılar olarak bilinen yapıya yönelik operasyonun dini yapılara karşı gerçekleştirilmiş bir operasyon olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

Ünlü, devletin “gayrimeşru işlere bulaştığını” ileri sürdüğü yönetim kadrosuna müdahale etmek zorunda kaldığını savundu.

Operasyonda cemaatin lideri Alihan Kuriş dahil 32 kişinin tutuklandığını hatırlatan Ünlü, Kuriş ve cemaat yönetimi hakkında FETÖ ile ilişki, dış güçlerle irtibat, kara para aklama ve yolsuzluk gibi çok sayıda ağır iddiada bulundu. Söz konusu ifadeler Ünlü’nün iddialarına dayanıyor.

“GEÇ KALINDI AMA ZARARIN NERESİNDEN DÖNÜLÜRSE KÂRDIR”

Cübbeli Ahmet, Süleymancılar olarak bilinen yapıya ilişkin geçmişte de benzer uyarılarda bulunduğunu ileri sürdü.

Ünlü, operasyon için “geç kalınmış” değerlendirmesinde bulunarak, “Zararın neresinden dönülürse kârdır” dedi.

Açıklamasında Süleymancılar ile FETÖ arasındaki ilişkilerin 2000’li yıllara uzandığını iddia eden Ünlü, bazı görüşmeler ve temaslar üzerinden iki yapı arasında yakınlaşma yaşandığını öne sürdü.

“MÜSLÜMANLAR ARTIK UYANMALI”

Cübbeli Ahmet açıklamasının sonunda cemaat mensuplarına da seslendi.

Cemaatlerin yönetim yapılarının sorgulanması ve mali süreçlerin şeffaf olması gerektiği yönünde mesajlar veren Ünlü, takipçilerine “bilgiyi doğru kaynaktan alma” çağrısında bulundu.

Ünlü, “Müslümanlar artık uyanmalıdır” diyerek, cemaat mensuplarının yöneticileri ve yapılanmalar hakkında sorgulayıcı olması gerektiğini savundu.

Cübbeli Ahmet'in açıklamalarının tamamı şu şekilde:

"Devletimiz böyle bir operasyon yapmak mecbûriyetinde kalmıştır"

"Alihan Kuriş Suç Örgütüne Yapılan Operasyon Asla Tasavvuf Ehline Yapılmış Olarak Kabûl Edilemez

AK Parti hükümeti asla Müslümanlara ve tasavvuf ehline zulüm yaparak baskın yapan bir yönetim şeklini benimsememiştir. Bunun ispatı için delile bile hâcet yoktur. Ancak FETÖ gibi dış güçlerle irtibat kuran ve memleketi işgal ettirmek için darbe yapmaya kalkışan yapılardan ders çıkaran devletimiz şu anda FETÖ olma yolunda hızla ilerleyen Alihan Kuriş suç örgütüne bir operasyon yapmıştır.

Burada devlet nezdinde suçlar tespit edilmiştir. Ayrıca bu suçlar ile bu kişilerin yargılanmaması durumunda şu anda zaten Almanya'nın elinde olan bu örgüt merkezinin daha aktif rol alacağı ve FETÖ gibi 150 kadar ülkede faaliyetlerini artıracağı ve FETÖ ile iltisak kurduğu gibi tespitler mülâhazasıyla devletin ve milletin bu gibi yapılardan zarar görmemesi için hükümetimiz ve devletimiz İslam'a ve Müslümanlara zarar getirmeyecek şekilde medreselere dokunmaksızın gayri meşrû işlere bulaşmış olan yönetim kadrosuna böyle bir operasyon yapmak mecbûriyetinde kalmıştır.

Görüldüğü üzere; konuyu kıymetli İçişleri Bakanımız Mustafa Çiftçi Beyefendi açıklamıştır ki kendisi Hâfız-ı Kur'an olan bu kıymetli bakanımızın Müslümanlara kumpas kuracağı ve İslâmî yapılara zarar vereceği hayâl bile edilemez. Onun için olayları birbirine karıştırmak isteyenler burada tasavvuf ehline ve dindarlara operasyon yapıldığı gibi göstermek istiyorlarsa da milletimiz bu yalana kanmayacak kadar akıllı ve uyanıktır. AK Parti'ye rey vermedikleri için kendilerine operasyon yapıldığını söyleyenler kezzâbtır.

Zira bu yapı AK Parti kurulduğundan beri bir kere dahî AK Parti'yi desteklememiştir. Ondan evvel merhûm Erbakan Hocamızı da desteklememiştir. Dolayısıyla işlerine gelen şekilde nerede kim daha güçlüyse ondan tâvîz kopararak o yapıyı dindar dinsiz fark etmeden desteklemişlerdir.

"Geç kalınarak ele alınmış olmakla beraber 'Zararın neresinden dönülürse kârdır' kabîlinden değerlendirilmelidir"

Artık hak ortaya çıkmıştır. Haktan sonra dalaletten başka bir şey kalmamıştır. Onun için Müslümanlar uyanık olmalı ve bu cemaate mensûb olanlar da Süleyman Hilmi Tunahan Hazretlerinden okumuş hocaefendilerden kalanların veya onların okuttuğu ehli sünnet itikadına sâhib hocaefendilerin gösterdiği yolda Süleyman Efendi Hazretleri'nin Ehli sünnet hassasiyeti üzere hareket etmelidirler.

Dinler arası diyaloga kapı açan FETÖ'cülerle iş tutan ve şu anda görüldüğü üzere bütün FETÖ kanalları tarafından desteklenen Alihan Kuriş’in hak üzere olmadığının en büyük delili zaten FETÖ'cülerin onu methetmesi ve savunmasıdır. Onun için büyüklerin buyurduğu gibi: 'Bir yere bir darbe vurulduğu zaman sesin nereden geldiği' çok önemlidir. Biz sizi daha önce birçok vesileyle bu yapılanmanın Alman devleti güdümünde FETÖ ile iltisaklı bir şekilde çalıştığı ve milli değerlerimize cebhe aldığı hususunda uyarmıştık. Birçok mesele gibi bu da maalesef geç kalınarak ele alınmış olmakla beraber 'Zararın neresinden dönülürse kârdır' kabîlinden değerlendirilmelidir.

Süleymancıların FETÖ ile ilişkisi 2000'li yıllardan başlıyor. Şöyle ki 2009'da FETÖ terör örgütünün sözde TSK yapılanması imamı Hamdullah Öztürk Ümraniye'de. o zaman Süleymancıların reisi olan, Ahmet Arif Deniz Olgun'u ziyaret ediyor ve beraber yemeğe çıkıyorlar ve ondan sonra birlik hareket etme kararları alınıyor.

Süleymancıların kadîm hocalarından Erdal Arıkan Hocaefendi’nin de beyan ettiği gibi: 'Biz medreselerde Üstaz Süleyman Efendi Hazretleri’nin öğrettiği medrese usûlü dersleri okutmakla meşgul olduk. Ama başımızdaki yöneticilerin FETÖ'cülerle görüştüğünden hiç haberimiz olmadı. Lakin özellikle 2000'lerden sonra Süleyman Efendi Hazretleri’nin tekâmül icâzetiyle yetişmemiş, onun tekâmülünden nasîbi olmayan ve tarîkat usûl ve âdâbını zerre kadar bilmeyen insanlar başımıza yönetici oldu. Biz de neler döndüğünden haberdar olamadık' diyor.

Süleymancılardaki bozulma ne zaman başladı?

"İsmailağa Cemaati açısından da aynı sorunun yaşanacağı konusunda büyük bir sinyal vermektedir"

Süleyman Efendi Hazretleri gibi büyük bir velînin yetiştirdiği en yakın hocaefendileri yönetimden ve istişâre heyetlerinden uzak tutma eğilimiyle başladı. Ne zaman ki mübârek dedelerinin rahle-i tedrîsinden geçmiş ve tarîkatın usûl ve erkânını bilen Hüseyin Kaplan, Hüseyin Kumaş, Hüseyin Yağcı ve Mehmet Emre gibi hasbî âlimlerden yönetim alınıp, Süleyman Efendi Hazretleri’nin koyduğu ilmî icâzet ve tekâmül şartları ihlâl edilerek sadece 'soyundan gelme' vasfıyla hareket edilmeye başlandı; sonrasında ise devamlı holdingleşme, dış güçlerle irtibat, sürekli güç devşirme ve en nihâyetinde Mossad ve CIA'in en büyük aparatı olan FETÖ'yle birleşme ve gaye birliği yapıldı. İşte Süleyman Efendi Hazretleri’mizin kurmuş olduğu bu mübârek medrese ocağının başındaki yönetim bugün; bütün gayrimeşrû faaliyetlerin, yolsuzlukların, soysuzlukların, kara para aklamaların, at yarışlarının, it yarışlarının tâkip edildiği bir merkez hâline geldi.

Bu şu anda diğer bazı tarîkatlerin -tümünü tenzih ederim- hâline ne kadar da benziyor, değil mi? İşte mantıktaki kâide üzere: 'suğrâ, kübrâ neticeye gittiği' gibi, bu gidişatla da diğer bazı cemâatlerde aynı netîcenin hâsıl olmaması muhâldir.

Şimdi İsmailağa’da da Mahmûd Efendi Hazretleri’nin en yakınında yıllarca hizmet etmiş olan ve hatta Ali Haydar Efendi Babamızdan bereketlenmiş İbrahim Efendi vesair Şûrâ Hocaları gibi zatlar ile istişâre terkedilip, bu işlere birkaç senedir başlamış olup Mahmûd Efendi Hazretleri’nin usûl ve erkânından zerre kadar haberi bulunmayan Abdullah Kılıç gibi birinin genel sekreterliğe getirilmesi ve istişare heyetine sokularak bütün bürokratlarla görüşmelerde başı çekmesi, İsmailağa Cemaati açısından da aynı sorunun yaşanacağı konusunda büyük bir sinyal vermektedir.

"FETÖ gibi siyonist oluşumların kimi tutup kimi tutmadığına iyi bakılmalıdır"

Görüldüğü üzere; Süleymancılarda da 'Dâmât ve Torunlar Vakası'nı müşâhede ediyoruz. Özellikle de dedelerinin yolundan ayrılan, ehliyet, liyâkat ve tekâmülü bulunmayan Alihan Kuriş gibi biri cemaatin başına geçtikten sonra, dedelerinin çizdiği yoldan tamamen ayrılan bu örgütün başlarına gelenler birilerine ibret olmalıdır. İsmailağa’da da maalesef aynı şeyler gözlenmekte olup iş ehliyet ve liyâkattan çıkarılıp oğul, damat, torun ve kayınbirader noktasında şekil aldığı zaman tarihin tekerrür etmesi kaçınılmaz olacaktır. Eskilerin deyimiyle: 'Tarih tekerrürden ibârettir. Ama ibret alınsaydı hiç tekerrür eder miydi?!' İşte bu noktada FETÖ gibi siyonist oluşumların kimi tutup kimi tutmadığına iyi bakılmalıdır. Görüldüğü üzere bütün FETÖ’cü siteler şuan Alihan Kuriş lehine açıklamalar yapmaktadır. Peki bu firârî Hamdullah Öztürk teröristi şu anda kimi zemmediyor? Bu kardeşinizi zemmediyor. Peki Kimi methediyor? Ahmet Usta Osmanlıoğlu'nu ve Mahmut Eren'i methediyor. Dolayısıyla vech-i şebehler bir değil, elvân elvân.

Dolayısıyla Müslümanlar artık uyanmalıdır. Kaç senedir bu uyarıları yapıyoruz. Lakin polis baskınları yemeden, birileri hapislere atılmadan maalesef ihvân ve ehavât denilen cemaat meseleyi anlayamıyor. Çünkü bilgiyi doğru kaynaktan almıyor, akıllarını kiraya vermişler, at gözlüğünü takmışlar ve "Etrafımızda neler dönüyor?" diye düşünmeden sadece sağmal inek gibi para yardımı, kurban yardımı yapmak sûretiyle şeffaf olmayan yönetimlere ve topladıkları paraları kuyumcularda buharlaştıran yapılara kendilerini hizmetçi ediyorlar.

Allâh-u Teâlâ, bu ümmeti, özellikle tarîkat ehlini hâb-ı gafletten ikâz eyleyip, yöneticilerinin içerisinden şerli olanların zararını kendilerine bir an önce göstererek, maddî ve mânevî, dünyevî ve uhravî hasârlardan halâs eylesin. Âmîn!

BURAYA REKLAM VER 

Asayiş Haberleri

'Blooper' isimli gizli uygulamayla haberleşmişler
Süleymancıların lideri Kuriş tutuklandı
İşte Süleymancıların lideri Alihan Kuriş ve ailesinin mal varlığı
Kuriş'in evindeki kasadan servet çıktı
Üst düzey isim, Türkiye'nin terör listesinden çıkarıldı