Siyasette de böyledir, medyada da hayatın her alanında da:
Kullanımda olan her şeyin bir son kullanım tarihi vardır.
Hiçbir şeyin ömrü sonsuz değildir!
Kulislere göre bu ayrılığın nedeni, Cem Küçük’ün son günlerde “Butlan CHP’si” konusunda yaptığı açıklamalarmış…
İnanan varsa buyursun...
Ben inanmıyorum.
Çünkü yandaş medyada insanlar sadece “işlevlerini yitirdikleri” zaman tasfiye edilir.
İKİ MİLYON DOLAR YALANI!
Bence Cem Küçük’ün sonu, iddia edildiği gibi “butlan çıkışı”yla değil, 2 milyon dolar yalanıyla geldi.
Hatırlarsınız, TGRT Haber’de yayınlanan bir Taksim Meydanı programında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Florya Tesisleri’nde parkenin altından 2 milyon dolar çıktığını söyledi.
Günlerce konuşuldu.
Manşet oldu.
Ekranlarda tekrar tekrar anlattı.
Sonra iddianame açıklandı.
Ortada ne iki milyon dolar vardı...
Ne parke...
Ne de o iddiaya ilişkin tek satır..
“İNSANLAR ARADA YALAN…”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel de meydanlarda kendisini hedef aldı ve yalancılıkla suçladı.
O da belki ilk kez geri adım attı ve Türk medya tarihine geçen şu sözleri söyledi:
“Ben de demiyorum ki doğru... İnsan arada yalan... Şey... Ağzından bir şey kaçırabilir.”
Aslında o cümlede sadece bir dil sürçmesi yoktu.
Tetikçilikle geçen bir kariyerin özeti vardı.
GÜVENİ BİTİRDİ!
Gazeteci hata yapabilir.
Yanlış bilgi de verilebilir.
Ancak gazeteciliğin sermayesi güven; en büyük düşmanı ise yalan ya da uydurma haberdir!
O sermaye biterse...
Ne mikrofon işe yarar...
Ne ekran...
Ne gazete...
Cem Küçük de bu yalanı itiraf etmek zorunda kalınca, hala kendisine güvenmeye devam eden iktidar yanlısı vatandaşları bile kızdırdı.
İşte; o andan sonra kimse bu arkadaşın söylediklerini ciddiye almamaya başladı.
Mermileri plastiğe dönüştü.
Attığını vuramaz oldu.
Böyle tetikçiyi kim, ne yapsın?
“Kullan at” mendil gibi kullanıp attılar.
KARA MURAT, KÖTÜ MURAT!
İktidar medyasının en acımasız kuralıdır bu:
İşe yaradıkları sürece pohpohlanır; hatta omuzlarda taşınır... Kendilerini kullandıranlar yüksek maaşlarla, yönetim kurulu üyelikleriyle, kamu reklamlarıyla ödüllendirilir.
İşleri bitince ise kapının önüne bırakılır.
Dünün “vazgeçilmez” ismi, bugünün “gereksiz yükü” olur.
“Fatih’in fedaisi Kara Murat”, kısa bir sürede “Kötü Murat”a dönüşür!
Silahlar hep aynı kalır, sadece tetikçiler değişir.
Attığını vuramayanlar, başlarından vurulup sistem dışına itilir.
YALANSIZ, DOLANSIZ!
Kendisine bundan sonraki hayatında daha sakin günler diliyorum.
Belki bu kez...
Yalansız.
Dolansız.
İftirasız.
Nasıl yaşanıyormuş...
Onu öğrenme fırsatı bulur.
VAROL ERSOY / Medyaradar