İYİ Parti Sözcüsü, Parlamento İle İlişkiler Başkanı ve İstanbul Milletvekili Buğra Kavuncu, fon vurgunu üzerinden iktidara yüklenerek “Sırf hırsızlık için kendi ekonomisini sabote eden bir yapıdan bahsediyoruz. Bunların neredeyse tamamı AK Parti içinden çıktı. Allah aşkına bunun darbe girişiminden ne farkı var? Cumhurbaşkanı, ‘faiz lobisi’ diyordu ya; Türk ekonomisine asıl darbeyi vurmaya çalışan AK Parti lobisidir. Suçlular ortada, AK Parti içerisindedir” dedi.
İstanbul’da geçtiğimiz hafta 6 kişinin hayatını kaybettiği sel felaketinin göz göre göre geldiğini söyleyen Kavuncu, hem nüfus hem de yanlış yapılaşma ve imarlaşma sebebiyle İstanbul'un yükünün ağırlaştığını söyledi.
Sel felaketinden en çok etkilenen Kağıthane ve Ayazağa'da yıllardır aynı sorunların yaşandığına işaret eden Kavuncu, “Dere yatağı kenarlarına yapılan binalar birçok can kaybına yol açmıştı. Burada da yine tamamen rant odaklı yerleşimleri görmekteyiz” dedi.
İstanbul'un afetlere karşı hazırlık kapasitesinin bütün yönleriyle değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizen Kavuncu, “Yaşadığımız sel felaketi apansızın gelen bir felaket değildi. Göz göre göre geldi, ikazlarla geldi, uyarılarla geldi. Yoğun yağış olacağını sağır sultan bile duymuştu. Bu işin afete nasıl dönüştüğünü hep birlikte gördük” ifadelerini kullandı.
Hiçbir altyapı çalışmasının olağanüstü bir yağışın etkilerini yok etmeyeceğini ancak can ve mal kayıplarını en aza indireceğini kaydeden Kavuncu, birtakım önlemlerin daha önceden alınması gerektiğinin altını çizdi.
Yapılması gerekenleri sıraladı
Partisinin İstanbul il teşkilatının afet boyunca sahada olduğunu ve birtakım tespitlerde bulunduğunu aktaran Kavuncu, “Bu kapsamda dere yatakları, su havzaları ve doğal su toplama alanları üzerinde yapılaşma kararının yeniden ele alınması gerekiyor. İstanbul'daki 168 ana derenin yüzde 64'ü fiziksel değişimin yaşandığı bir alana dönüşmüş durumda. Bizim bu alanlarda imar konuşuyor olmamız çok korkunç. Bu şehrin birçok noktasında dere var, şehrin altından su akan yerler var ama bir bakıyorsunuz üstünde apartmanlar bulunuyor” şeklinde konuştu.
İstanbul’daki betonlaşma düzeyinin artması
İstanbul’daki betonlaşma düzeyinin arttığına işaret eden Kavuncu, “Betonlaşma arttıkça suyun emilmemesi ve suyun bir sele dönüşme riski artıyor. İstanbul’un çok ciddi bir altyapı problemi var. Tüm bunları sen yaptın ben yaptım kavgasını bir tarafa bırakıp ele almamamız gerekiyor” dedi.
80 milyonluk sel desteğine fon vurgunu göndermesi
Evleri ve iş yerleri zarar gören vatandaşların mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğini ifade eden Kavuncu, “Burada 80 milyon liralık bir destek paketinden bahsediliyor. Ancak fon vurgununa karışan AK Partililerin paralarına bakınca, 80 milyonun ne kadar ufak bir rakam olduğunu görüyoruz. Bu rakamların bütün mağduriyetleri giderecek şekilde tekrar gözden geçirilmesi gerekiyor” ifadesini kullandı.
MSCI tarafından yapılan açıklama
Fon vurgunu ardından yaşanan gelişmelere değinen Kavuncu, 2027 Haziran ayına kadar gerekli düzenlemelerin yapılmaması durumunda Türkiye’nin gelişmekte olan piyasa statüsünden düşme ihtimalinin ortaya çıktığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’ın açıklamalarını çürüttü
MSCI tarafından yapılan açıklamanın, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın “Fon krizinin etkisi finans piyasalarında sınırlı kalmıştır” şeklindeki sözleriyle ters düştüğüne işaret eden Kavuncu, “Bir taraftan da ekonomik büyümeden bahsediliyor. Ancak ekonomik büyümeyle toplumsal refah aynı şey değil. Vatandaş ekonomik büyümeye rağmen temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Bu ülkede barınma sorununu karşılayamadığı için Cumhurbaşkanına bilerek hakaret edip, kendini cezaevine koyduran emekli vatandaşımız var.
Hakarette bulunur bulunmaz hemen cezaevinde konuldu. Bu şekilde barınma ve beslenme problemini halletmiş oldu.” ifadesini kullandı.
“Türkiye’de olanlar iktidarın beceriksizliğinin en somut göstergesi”
Türkiye’nin küresel borsa endeksinde bir alt statüye düşmesi durumunda Burkina Faso, Fildişi Sahili, Sri Lanka ve Togo gibi ülkelerle yer alacağına işaret eden Kavuncu, “Türkiye’nin daha alt gruba inmesine demek; yabancı sermaye akışının yavaşlaması hatta durması demek. Türkiye'deki piyasalara olan güvenin ve ilginin azalması demek. Zar zor gri listeden çıkan Türkiye, şimdi de iş bilmezlik ve beceriksiz yüzünden bir başka büyük skandalla ve büyük problemle karşı karşıya. Türkiye’de olanlar iktidarın beceriksizliğinin en somut göstergesidir” şeklinde konuştu.
“Suçlular ortada, AK Parti içerisindedir”
Kavuncu, “Kendi ekonomisini, sırf hırsızlık için sabote eden bir yapıdan bahsediyoruz. Bunların neredeyse tamamı AK Parti içinden çıktı. Allah aşkına bunun bir darbe girişiminden ne farkı var? Sayın Cumhurbaşkanı, ‘faiz lobisi faiz lobisi’ diyordu ya; Türk ekonomisine asıl darbeyi vurmaya çalışan AK Parti lobisidir. Suçlular ortada, AK Parti içerisindedir” değerlendirmesini yaptı.
“SPK ve BDDK’nın komisyona gelme mecburiyeti var”
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda yaşananlara değinen Kavuncu, “Bir kere işin sahibi olan Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı ortada yok. Komisyona gelmedi. Tıpkı Hazine ve Maliye Bakanı gibi. Kimse ortada kalmış bu problemi üstlenmiyor, ihaleyi üstlenmek istemiyor. Bu arada Sermaye Piyasası Kurulu ve Bankacılık Devlet Denetleme Kurulu’nun en az yılda bir kez Plan ve Bütçe Komisyonuna gelme mecburiyeti var. İşte Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi.
Bu vurgun, bu sisteminin nasıl felaketlere yol açtığının en açık ve net bir göstergesidir. Şayet SPK ve BDDK, Plan ve Bütçe Komisyonu’nu ziyaret etmiş olsaydı, kanunun kendilerini mecbur tuttuğu bu maddeyi uygulamış olsalardı -ki bunu yerine getirmemek bir suçtur- belki bugün yarım milyona yakın vatandaşımızın mağduriyeti yaşanmayacaktı. Çünkü biz daha bir 1,5 yıl önce bu soruları sormuştuk. Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı’na bunları soracaktık ve belki utanıp gerekli tedbirleri alma yoluna gideceklerdi” dedi.
“Kediye ciğer emanet ediyorsunuz”
Fon vurgununun perde arkasında her şeyin iç içe geçmiş durumda olduğuna işaret eden Kavuncu, “Adalet Bakanının eşi Sermaye Piyasası Kurulu Yönetim Kurulunda. Devlet Denetleme Kurulu Başkanı zamanında İstanbul Borsası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olmuş. Vurgunu soruşturacak olan Devlet Denetleme Kurulu Başkanı, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı yaptığı kendi dönemini denetleyecek. Allah aşkına kim neyi denetleyecek? Kediye ciğer emanet ediyorsunuz, ondan sonra da buradan adalet ve hukuk çıkmasını bekliyorsunuz” ifadelerini kullandı.
“Bu aslında suç duyurusudur"
Borsa İstanbul Genel Müdürü’nün fon soruşturmasıyla ilgili “SPK'ya gerekli bildirimleri yaptık. Borsa bu konuda üzerine düşeni yapmıştır” dediği aktaran Kavuncu, “Bu ne demek biliyor musunuz? ‘Biz üzerimize düşeni yaptık ama Sermaye Piyasası Kurulu üstüne düşene yapmamıştır’ diyor. Aslında bir suç duyurusunda bulunuyor. Bu görevlerde bulunanların acilen görevden alınması gerekir. Ancak görevden alınmadıkları gibi bu işi denetlesin diye yetkilendirildi.” şeklinde konuştu.
“Vergi borcunda aslan kesilen sistem, milyarlar buharlaştığında kılını kıpırdatmadı”
Komisyonda 401 milyar liralık para trafiği sorulan MASAK Başkanı’nın, kurumun şüpheli işlem bildirimi olursa harekete geçebildi yönünde yanıt verdiğini aktaran Kavuncu, “MASAK kendi açısından haklı olabilir. MASAK, ‘Bu kadar büyük bir para çıkışı olduğunda, birileri burada bir sıkıntı var deyip bizi uyarmalı. Biz ancak ondan sonra bu araştırmayı incelemeyi yapabiliriz’ diyor. Doğru olabilir ama buradaki çelişki şu; bin liralık, iki bin liralık IBAN’ınıza para geldiğinde denetimciler banka hesaplarınızı didik didik ediyor. Esnafın, iş adamının, emeklinin, işçinin, memurun ufacık bir vergi problemi olduğunda aslan kesilen sistem; milyarlarca Türk lirası buharlaştığında kılını kıpırdatmıyor. İşine geldiğinde her şeyi çok net takip edebilen bu sistem 25 milyar dolara yakın büyüklüğe ulaşmış bir fon vurgununu aylarca sessizce takip etti” dedi.
2017 bütçesindeki kavramlara tepki
2027 yılı bütçesinin dayanıklılık, refah ve dönüşüm başlıkları altında açıklandığını hatırlatan Kavuncu, “Dayanıklılık diye tanımladıkları bütçenin her gün 16 milyar faiz ödeyeceğini biliyor musunuz? Refah diyorlar ama emekliler barınma ve gıda problemini halledebilmek için bilerek Cumhurbaşkanına hakaret ediyor. Nitekim hakaret ettikleri anda tutuklanıp cezaevine götürüyorlar. Emekli memnun ama. Çünkü sıcak bir ortama girdi ve en azından gıda güvencesi var. Bir de dönüşüm diyorlar. Peki reel sektöre bütçeden ne ayırmışlar biliyor musunuz? Tam 40'ta bir. Reel sektöre adeta zekât verir gibi bir pay ayırmışlar. Bu arada daha acı bir durum var,
çiftçimizin durumu. Tarıma bu bütçede 235 milyar lira para ayrılmış. Bu rakam garantili köprü geçişleri gibi projelere ve bu projeleri yapan 5 firmaya gidecek olan 296 milyarın altında. Yazıklar olsun size” değerlendirmesini yaptı.
“Bu yolun sonu diktatörlüktür”
Halk TV’ye kayyum atanması ile Türkiye İşçi Partisi’nin sosyal medya hesabının kapatılmasına değinen Kavuncu, “Sayın Abdullah Güler, Anayasa’yı hatırlamış ve Anayasa 38'den bahsediyordu. Biz de Anayasa’ya bu kadar meraklıysa kendisine ‘Anayasa 28'e de baksın. Açsın, okusun’ diyoruz. Bu uygulamalar 28 Şubat'ta görülmemiş uygulamalar. Yeni Şafak Gazetesi, Kanal 7 o dönem yayınlarını çok rahat bir şekilde yapıyordu. Siz kırmak için üstüne gittiğiniz o günkü vesayetlerden çok daha ağır uygulamalar yapan bir iktidarsınız. Türkiye’de yolu adliyeden geçmeyen gazeteci adeta kalmadı. Son olarak Murat Ağırel bileğinde elektronik kelepçe varken yapmadığı bir haberden ötürü gözaltına alındı. Gazeteciler artık haber yaptığı için değil yapmadığı haberden dolayı da bu ülkede tutuklanır hale geldi. Bahadır Özgür de gözaltına alındı. Neden gözaltına alındığını biz anlayamadık. Fatih Ergin ise hala cezaevinde. Hukuk keyfi bir şekilde kullanılıyor. Beğenmedikleri, rahatsız oldukları anda hemen alıp cezaevine yolluyorlar. Bu yolun sonu diktatörlüktür” dedi.
Anahtar Parti Genel Başkanı Ağıralioğlu’nun açıklamaları
İYİ Pati Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun açıklamalarına Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu’nun verdiği tepki sorulan Kavuncu, “Genel Başkanımızın, üniversite öğrencileriyle yapmış olduğu ve saatler süren bir sohbeti oldu. Bu sohbetin tamamına bakmadan buna göre yorum yapmak bir kavra sıkıntısı olduğunun göstergesidir. Şayet programın bütününü seyredip, oradan yola çıkarak böyle bir beyanda bulunuyorsa da programın bütününü görmüş olunmasına rağmen bir takım sosyal medya trollerinin yazıp çizdikleri üzerinden hareket ediliyor gibi bir durum ortaya çıkar. Genel Başkanımızın sohbette söyledikleri çok nettir, çok açıktır. Hiç kimseye kapıyı kapatmadığı gibi hiç kimseye kapıyı da sonuna kadar açmadığını, her siyasi partinin kendi önüne baktığını ve bakması gerektiğini söylemiştir. Bizim zaten böyle bir çağrımız kimseye olmadı. Kimseye bir ittifak çağrısı yapmadık ama hep şunu da söyledik; Türkiye'nin ihtiyaçları, Türkiye'nin önümüzdeki süreçte yaşayacakları ve siyasi olarak duyulacak ihtiyaçlar, bunların hepsi partilerin kendi çıkarlarının çok önündedir. Partimiz de Türkiye'nin ihtiyaçlarını önceliklendirmeyi bilmiştir. Dolayısıyla bu açıklamanın adresi biz değiliz. Sohbetin bütünlüğüne bakarak bir yorumda bulunursanız, zaten böyle bir sonuç ortaya çıkmaz. Demek ki kavramada bir sıkıntı var. Eğer bütününe bakılıp da yapılıyorsa; o zaman buradan o anlam nasıl çıkar? Bu da anlaşılabilir gibi değil.” yanıtını verdi.