Aralık 2021'de Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati döneminde döviz kurlarını dizginlemek amacıyla devreye alınan KKM sistemi, TL mevduat hesaplarına yatırılan paranın kur farkı nedeniyle değer kaybı yaşaması halinde çıkan zararın Hazine ya da Merkez Bankası kasasından karşılanmasını öngörüyordu. Ekonomistlerin şiddetle karşı çıktığı sistem, enflasyonda artışı tetiklerken, döviz rezervlerini boşaltmış ve yoksuldan zengine bir servet transferine neden olmuştu. Mehmet Şimşek'in bakan olmasıyla birlikte tartışmalı sistem kademeli olarak tasfiye sürecine girdi.
KAMUYA MALİYETİ 60 MİLYAR DOLARI DA AŞAR
Bakan Şimşek, 23 Ağustos 2025'te gece yarısı duyurusuyla KKM sisteminin sonlandırıldığını açıkladı. Sistem geçen hafta 4 milyon lira daha azalarak resmen sıfırlandı. 5 senelik süreçte kur yükseldiğinde mevduat sahiplerinin faizden kaynaklanan kaybı Hazine tarafından karşılandı. Yani zararın faturası vatandaşa kesildi. Ekonomist Mahfi Eğilmez, sistemin devlet bütçesini yaklaşık 60 milyar dolar (ortalama 2.8 trilyon TL) zarara uğrattığını hesapladı. Ancak Eğilmez bu tutarın vergi kayıpları, TCMB'nin dolaylı zararları ve carry trade etkileri de işin içine katıldığında çok daha yüksek olduğuna vurgu yaptı.
FATURA YiNE MiLLETE KESiLDi
DEVA Partisi Lideri Babacan, vahim yanlışın sona ermesinden memnuniyet duyduğunu açıkladı. Sistemin servet sahiplerini korurken maliyeti milyonlarca vatandaşa çıkardığını savundu. “Türkiye’nin asıl ihtiyacı, bir daha böyle bir faturayı milletin önüne çıkarmayacak bir ekonomi politikası ve yönetimidir” dedi.
KKM’NİN FATURASI VATANDAŞA AĞIR OLDU: 2.8 TRİLYON LİRALIK SERVET TRANSFERİ
Nureddin Nebati döneminde döviz kurundaki yükselişi frenlemek amacıyla devreye alınan KKM, 5 yılın ardından sona erdi. Türk Lirası’ndaki değer kaybını durdurmak amacıyla uygulanan sistem, yaklaşık 60 milyar dolarlık kamu maliyetiyle sonuçlanırken faturası milyonlarca kişinin üzerine kaldı. Bu süreçte doların TL karşısındaki değeri yaklaşık 3,7 kat yükseldi. Kamu kaynaklarının belirli bir kesime aktarılması nedeniyle sistem, büyük bir servet transferi olarak da tartışılmıştı.
Yaklaşık 2.8 trilyon liralık (60 milyar dolar) kamu kaynağının erimesine yol açan Kur Korumalı Mevduat (KKM), bakiyesinin sıfırlanmasıyla sona erdi. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) haftalık verilerine göre KKM hesaplarında kalan son 4 milyon lira da sistemden çıktı ve bakiye sıfıra indi. KKM, Nureddin Nebati’nin Hazine ve Maliye Bakanı olduğu Aralık 2021’de, düşük faiz politikası nedeniyle hızla yükselen döviz kurlarını dizginlemek amacıyla devreye alınmıştı. Uygulamanın başladığı 21 Aralık 2021’de dolar kuru 13 lira seviyesindeyken aradan geçen 5 yılın ardından 48.1352 TL seviyesine çıktı. Böylece dolar, KKM’nin devreye alınmasından bu yana yaklaşık 3.7 katına yükseldi. Bu süreçte hedeflenen kur istikrarını sağlayamayan KKM, milyarlarca dolarlık maliyet hesabıyla tartışmaların odağında yer alırken Türk Lirası değer kaybetmeye devam etti. KKM sona ererken dolar/TL tarihi yüksek seviyelerine yakın seyrini de sürdürüyor.
KREDİ FAİZLERİ YÜZDE 45-55 BANDINDA
Üstelik büyük bedeller ödenmesine rağmen ekonomi yönetimi, siyasi ve jeopolitik şokların döviz piyasasında yarattığı baskıyı rezervlerle karşılamak zorunda kalıyor. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla yaşanan piyasa dalgalanması, CHP yönetimine ilişkin yargı kararları ve ABD ile İran savaşı dönemlerinde dövize yönelen talep Merkez Bankası rezervleri üzerinde baskı yarattı. TCMB, bu dönemlerde milyarlarca dolarlık döviz satışı gerçekleştirirken, rezervlerde sert düşüşler yaşandı. Böylece KKM’nin tasfiyesine rağmen kur üzerindeki baskıyı sınırlamak için rezerv kullanımı ekonomi yönetiminin gündeminde kalmaya devam etti. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2025 yılı Para Politikası Metni’nde KKM’den çıkışı resmi bir hedef olarak açıklamıştı. Bu kapsamda önce tüzel kişilerin hesap açma ve yenileme işlemleri sonlandırıldı. Ardından gerçek kişiler için KKM hesaplarında yeni hesap açılması ve yenileme yapılmasının önü kapatıldı. Aralık 2024’te 1 trilyon 129 milyar 899 milyon lira olan KKM bakiyesi, 2025 boyunca hızla gerilerken, 21 Ağustos 2026 itibarıyla sıfırlandı.
ESKİ BAKAN NEBATİ ELEŞTİRENLERE TEPKİ GÖSTERMİŞTİ
KKM’nin hayata geçirildiği dönemin Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin Türk lirasına ilişkin açıklamaları kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı. Döviz kurlarındaki hızlı yükselişin tartışıldığı bir televizyon programında konuşan Nebati, TL’nin daha fazla değer kaybetmeyeceğini savunarak, “Bunlar bekliyorlar dolar kuru 20, 25, 30 lira olacak. Bilerek yayıyorlar. Niye olsun? Zaten Türk Lirası şu an en zayıf durumunda. Gideceği bir yer yok bir kere. Vatandaş rahat olsun” ifadelerini kullanmıştı. Nebati, sistemi eleştirenlere yönelik olarak “Ülkemizde enflasyonu tetikleyen aşırı kur hareketleri ile mücadelemizde vatandaşlarımızla birlik olmamızı sağlayan en önemli enstrümanlardan biri olan Kur Korumalı TL Mevduat hesabını haksızca eleştirenlerin iyi niyetinden şüphe ediyorum” dedi. Nebati tarafından devreye sokulan sistem Mehmet Şimşek’in ekonomi yönetimine geçmesi ile sonlandı.
‘BU KEZ KURUN FIRLAMAMASI İÇİN CARRY TRADE’E GÖZ YUMULUYOR’
Eski Hazine Müsteşarı ve ekonomist Mahfi Eğilmez, KKM’nin yanlış ekonomi politikalarının sonucu olarak devreye alındığını belirterek, uygulamanın Türkiye’ye ağır bir maliyet getirdiğini söyledi. Eğilmez, “Faiz sebep, enflasyon sonuç ve nas söylemlerinden geri adım atılmadığı için Merkez Bankası faizleri yükseltemedi, tam tersine düşürmeye devam etti. Kurlardaki artış durmayınca bu kez panzehir olarak KKM icat edildi. Ekonomi yönetimi yanlış adımları geri almak yerine daha da yanlış bir yola girerek KKM’yi getirdi ve ülkeyi 60 milyar dolar zarara uğrattı” dedi. KKM’nin kaldırılmasının maliyet tartışmasını sona erdirmediğini belirten Eğilmez, carry trade uygulamasına da dikkat çekerek, “KKM’yi kaldırabilmek için bu kez carry trade yolu açıldı. Kurun fırlayıp gitmemesi için carry trade’e göz yumuluyor. Bunun da yarattığı ciddi bir zarar söz konusu. Bu da eklenirse zarar 60 milyar doların çok üzerine çıkar” ifadelerini kullandı. Carry trade, yatırımcıların düşük faizli ülkelerden borçlanarak yüksek faiz sunan ülkelerin para birimlerine ve finansal varlıklarına yatırım yapmasıyla oluşan sıcak para hareketi. Eğilmez, “Benzer yanlışları yapma inadını zihnimizden kaldırdık mı, orasını bilmiyorum” değerlendirmesinde bulundu.
SİSTEMİN İŞLEYİŞİ VE BAŞLANGIÇ RAKAMLARI
Kur Korumalı Mevduat (KKM), TL vadeli hesaplarda faiz getirisi ile vade süresindeki kur değişiminin karşılaştırıldığı bir sistem olarak uygulandı. Vade sonunda kur artışı faiz getirisini aşarsa aradaki fark ödenirken, faiz getirisi daha yüksekse hesap sahibine faiz ödendi. Böylece TL mevduatlar kur artışına karşı korunurken oluşan fark Hazine ve Merkez Bankası tarafından karşılandı. Sistem ilk devreye alındığında toplam büyüklük 459 milyar 230 milyon lira seviyesindeydi. Aralık 2021’de dolar kurunun 18 liradan 12 liraya gerilemesine karşın kur üzerindeki baskı sürdü ve Aralık 2022’de dolar yeniden 18 liranın üzerine çıktı. Bu süreçte KKM’nin kamuya maliyeti de arttı.
İlk dönemde Hazine ve Merkez Bankası tarafından ortak karşılanan ödemelerin yükü daha sonra Merkez Bankası’na devredildi. Mayıs 2023 seçimlerinin ardından ekonomi yönetiminin değişmesiyle KKM’den çıkış süreci başladı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in sistemi kademeli olarak sonlandırma mesajlarının ardından tasfiyeyi teşvik eden adımlar atıldı. BDDK verilerine göre KKM büyüklüğü 18 Ağustos 2023’te 3 trilyon 407 milyar lira ile zirve yaptı. Hesaplar 2023 sonunda 2 trilyon 626 milyar liraya, 2025’e girerken 1 trilyon 108 milyar liraya geriledi. Tüzel kişiler için Şubat 2025’te durdurulan işlemler, 23 Ağustos 2026 itibarıyla tamamen sonlandırıldı.
‘SERVET SAHİPLERİ KORUNDU FATURAYI VATANDAŞ ÖDEDİ’
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, uygulamanın sona ermesine ilişkin açıklama yaptı. KKM’nin devreye alınmasının ardından aynı gün Polatlı’da yaptığı konuşmada uygulamanın yanlış olduğunu söylediğini hatırlatan Babacan, sistemin Türkiye’ye ağır bir ekonomik maliyet çıkardığını vurguladı. Babacan, “KKM sisteminin kur riskini kamuya yüklediğini, enflasyonu körükleyeceğini ve servet sahiplerini korurken faturayı milyonlarca vatandaşa çıkaracağını, bu nedenlerle sürdürülemez bir model olduğunu defalarca vurguladım” dedi. Babacan şöyle devam etti: “Bugün bu vahim yanlışın sona ermesinden memnuniyet duymakla birlikte, Türkiye’nin asıl ihtiyacının, bir daha böyle bir faturayı milletin önüne çıkarmayacak bir ekonomi politikasına ve yönetimine kavuşmak olduğunu belirtmek istiyorum.”
DEVA Partisi’nin ekonomi yaklaşımına da değinen Babacan, kısa vadeli finansal uygulamalar yerine kurumsal ve öngörülebilir bir ekonomi yönetimini savunduklarını belirtti. Ayrıca Babacan, “Adalet olmayınca, hukuk olmayınca ekonomi olmaz diyoruz. Ehil ve dürüst kadrolar ekonominin başına gelmedikçe, ülkeyi hem işini bilen hem de dosdoğru insanlar yönetmedikçe ülkenin ekonomisi düzelmez diyoruz. Kararlar istişareyle alınmadan ülkenin ekonomisi düzelmez diyoruz. Şu anda Türkiye’de yaşayan gençlerin maalesef en az yüzde 60’ı yarınlarını başka ülkelerde kurma hayalini taşıyorlar” dedi.