Fon krizinin faturası ağırlaşıyor

Sermaye piyasalarını sarsan fon krizini değerlendiren ekonomi yazarları Abdurrahman Yıldırım ve Vahap Munyar, krizin makro boyutlarını ve piyasalara etkilerini mercek altına aldı.

Berfin Çipa’nın moderatörlüğünde Nasıl Bir Ekonomi (NBE) TV ekranlarında yayımlanan "Ekonomi Gündeminde Öne Çıkan Gelişmeler" programında, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) kararlarıyla derinleşen fon krizi kapsamlı biçimde tartışıldı.

Yayında ekonomi yazarları Abdurrahman Yıldırım ve Vahap Munyar; para piyasası fonlarındaki daralmayı, hisse senedi piyasalarında yaşanan değer kayıplarını ve denetim mekanizmalarının rolünü değerlendirdi.

"EN KÖTÜSÜ GERİDE KALMIŞ OLABİLİR"

Programın açılışında regülasyon kurumlarının attığı adımların yeterliliğini değerlendiren Abdurrahman Yıldırım, mağduriyetlerin giderilmesine yönelik açıklanan 1 milyon TL sınırının kriz yönetimindeki en kritik halka olduğunu belirtti.

Alınan kararların piyasalardaki panik havasını dağıttığını kaydeden Yıldırım, şu ifadeleri kullandı:

"Yeterlilik tasfiye sürecinin sonunda daha net görülecektir ancak iyi bir noktaya geçtiğimiz çok açık. Özellikle 1 milyon TL’ye kadar olan ödemelerin yapılacak olması en önemli halkaydı. Borsa ve piyasalar dün pozitif bir tepki verdi ve toparlandı. Fon krizinde belki de en kötüsü geride kaldı denebilir.

Süreçte yaklaşık 455 bin yatırımcı bulunuyor. Ödemelerin kademeli şekilde yapılması söz konusu olabilir. Devletin ve kamunun konuya sahip çıkması, küçük yatırımcının endişesini gideren belirleyici bir rol oynadı."

"28 AĞUSTOS SONRASINDA BORSADA 117 MİLYAR DOLARLIK KAYIP OLUŞTU"

Moderatör Berfin Çipa’nın para piyasası fonlarında son iki haftada 468 milyar TL’lik küçülme yaşandığına dikkat çekerek bunun soruşturmanın doğal bir sonucu olup olmadığını sorması üzerine Yıldırım, krizin piyasa üzerindeki ağır faturasını açıkladı.

Krizin dış etkenlerden değil, tamamen içerideki mekanizmadan kaynaklandığını vurgulayan Yıldırım, süreci şöyle özetledi:

"Yatırım fonlarında satışa yol açabilecek herhangi bir dış gelişme yoktu. 28 Ağustos’ta Fon Rehberi ile yeni yasal düzenleme açıklandıktan sonra hisse senedi piyasası gerilemeye başladı. Eylül ayı sonuna gelindiğinde bu gerileme çok ciddi boyutlara ulaştı.

Hisse senetlerinin piyasa değerinde yaklaşık 117 milyar dolarlık bir erime meydana geldi; bu da borsadaki toplam değerin yaklaşık beşte bir oranında azalması demek. Hem fiktif işlemlerle fiyatı şişirilen hisse ve fonların faaliyetlerinin durdurulması hem de tasfiye kararı sonrası ortaya çıkan zorunlu satışlar fiyatları aşağı çekti. Yatırımcılara zamanında bilgi verilmemesi korku ve likidite sıkışıklığı yarattı."

VAHAP MUNYAR'DAN 'BANKER SKANDALI' BENZETMESİ

Yayında söz alan gazeteci Vahap Munyar, eski SPK başkanının basına yansıyan ve hisselerdeki aşırı değer artışlarına ilişkin "Yüzde 1000 civarındaki artışlar normal artışlar da olabilir, hepsi şişirilmiş değildir" şeklindeki beyanlarını sert sözlerle eleştirdi.

Söz konusu yaklaşımı 1980'li yıllardaki banker krizine benzeten Munyar:

"Eski SPK başkanının bu sözleri bana 1980’lerdeki Banker Skandalı dönemini hatırlattı. O dönem darbe hükümetinin Maliye Bakanı Kaya Erdem, skandal patladığında 'Vatandaş bankerlerle kumar oynamıştır' demişti. Şimdi bir SPK başkanının erken dönemde müdahale etmesi gerekirken yüzde 1000'lik artışları normal görmesi kabul edilebilir mi?

1998'de Kenan Şeranoğlu’nun Titan Saadet Zinciri olayını Hürriyet’te manşet yaptığımızda dönemin SPK Başkanı Ali İhsan Karacan hızla devreye girmiş ve sistemi durdurmuştu. Ardından Çiftlik Bank ve Jet Fadıl olaylarını yaşadık. Denetleyici kurumların başında olan isimlerin bu tür olağandışı hareketleri olağan görmesi izah edilemez." değerlendirmesinde bulundu.

"BAŞKAN BÖYLE DİYORSA KURUMLARA NE GEREK VAR? AÇIKÇA PONZİ ŞEMASI"

Munyar’ın eleştirilerine katıldığını belirten Abdurrahman Yıldırım ise denetim kurumlarının varlık sebebinin tam da bu tür manipülasyonları engellemek olduğunu söyledi:

"Yüzde 1000 yani 10 kat, 50 kat, 500 kat artışlara normal deniyorsa, o zaman bu denetleyici kurumlar niye var? Bırakalım kurumlar olmasın, piyasa tamamen serbest çalışsın.

Geçmişte borsa yokken Sirkeci'deki 4. Vakıf Han'da bankerler vardı; İş Bankası fiyat açıklıyor, temettü verimi yüksek hisseler el değiştiriyordu. Bankerler faciasının ardından Sermaye Piyasası Kanunu bir tepki kanunu olarak çıktı. Ancak sonrasında Çiftlik Bank, Jet Fadıl ve inşaat projeleri üzerinden yürütülen saadet zincirleri bitmedi. Bugün içinde bulunduğumuz fon krizi de özü itibarıyla benzer bir Ponzi şeması niteliği taşıyor."

Gündem Haberleri

Çürümüşlüğe Karşı Hz. Ömer Yasaları
Hayati Yazıcı’dan oğluyla ilgili fon iddialarına ilk açıklama: İtibar suikastine izin vermem
Arınç ''Toplumsal çürüme yaşıyoruz''
‘Ver yetkiyi gör etkiyi!’
Dervişoğlu: “İktidardan kelle değil hesap vermesini istiyoruz”