Hülle

Kendi koyduğumuz kurala kendimizin uyma gereği… Bu aşikâr. Gel gör ki böyle davranmıyoruz. Sanki o kuralları, o hadleri başkaları, mesela İngilizler koymuş, hatta düşmanlar koymuş, etrafından dolaşmak mübahtır; kurnazlıktır, açıkgözlülüktür. Bu aklı veren

Toplum varsa kanun vardır. İster modern toplumlardaki gibi yazılı ister binlerce yıl önceki gibi sözlü. Toplum varsa dedim, toplum her zaman vardır. İnsan toplumsuz olmaz. Bu başka bahis; bugün kanundan, kuraldan, töreden yazmak istiyorum.

Bir taraftan töreye, kanuna, şeriata nasıl uyulması, itaat edilmesi gerektiğine dair abartılı mı abartılı deyişler, hükümlerimiz var: Şeriatın kestiği parmak acımaz. Hukukun devlet başkanını bile yargıladığı, yargılayabileceği hakkında sayısız anekdotumuz, hikâyemiz var: “İl gider töre kalır!” Demek ki bırakın devlet başkanını, devlet bile yok olabilir ama kanun kalır!

Hukuk düz olmazsa halk fakirleşirmiş

Devlet gitse de kanun kalır mı kalmaz mı bilemem ama Yusuf Has Hacib’in, Kutadgu Bilig’de yazdığına göre kanun giderse devlet kalmaz. Birkaç defa tekrarladığım bin yıllık nasihatını bir defa daha yazayım:

“Bu il tutguka köp er at sü kerek
Er at tutguka neng tavar tü kerek

“Bu neng alguka bir kerek bay budun
Budun baylıkınga törü tüz kodun

“Bularda biri kalsa törti kalur
Bu törti yime kalsa beglik ulur”

Günümüz Türkçesi ile şöyle:

“İl tutmak için çok asker ve ordu gerek.
Askeri beslemek için de çok mal (tavar) ve servet gerek.

“Bu malı elde etmek için halkın zengin olması gerektir.
Halkın zenginliği için doğru kanunlar(töre) konulmalıdır.

“Bunlardan biri ihmal edilirse dördü de kalır
Dördü birden kalırsa, beylik çözülmeye yüz tutar.”

Kanunu dolaşmak

Ekonominin düzelmesi için faizin çıkması, düşmesi falan tamam da asıl ve asıl hukuka, hukuk devletine ihtiyaç vardır diyenler, işte bu bin yıllık gerçeği tekrarlıyor. Yusuf Has Hacib bin yıl önce bunları yazma ihtiyacını duyduğuna göre herhâlde o günlerde de hukuksuzluk tehlikesini hissetti. Yoksa durup dururken neden “Kanunu doğru koymazsan beylik ulur!” gibi yöneticilerin canını sıkacak laflar etsin?  Bin yıl sonra bunları öğrendik ve hukuk devleti olduk, hukuksuz tek adım atmıyoruz ve koyduğumuz hukuk da doğru hukuk, tüz törü değil mi!

Kanunların bir lafzı bir de ruhu vardır. İş “ruha” bırakılmaz, kanun çıkarılırken gerekçesi de yazılır. Tıpkı ilahi kuralların “sebebi nüzul”ü, iniş sebebi gibi. Kanunlar da hazırlanırken, “Şu yasaktır da niçin yasaktır? Şu sınırdır, haddir; niçin sınırlanmıştır, niçin had konulmuştur?” sorularının izahı gerekçeye yazılır.

Kanunları kendimiz yaptığımıza göre kendi koyduğumuz kurallara uymamız gerektiği de muhakkak. Aksi, topluma “Ben seni önemsemiyorum.” deme edepsizliğidir ve cezalandırılmalıdır.

Kendi koyduğumuz kurala kendimizin uyma gereği… Bu aşikâr. Gel gör ki böyle davranmıyoruz. Sanki o kuralları, o hadleri başkaları, mesela İngilizler koymuş, hatta düşmanlar koymuş, etrafından dolaşmak mübahtır; kurnazlıktır, açıkgözlülüktür. Bu etrafından dolaşma aklını verenlere de “hukukçu” demiyor muyuz!

Erken seçim hüllesi

Devlet başkanının seçimle geldiği bütün ülkelerde seçilme sayısı sınırlıdır. Gerçekten seçimle geldikleri ülkeleri kast ediyorum tabii. Yoksa-adı lazımdeğil- seçimi %99 ile kazandıkları, kendilerine emri hak vaki olduğunda yerlerine oğullarının, yine %99 ile “seçildiği” ülkeleri değil.

Seçilme sayısı bizde de sınırlıdır. Bu sınır niçin konmuş? Bir gerekçesi yok mu? Keyfimizden mi anayasayı öyle yapıyoruz? Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçince o süre sıfırlandı, “reset” edildi, dedi bir hukukçu. Bu “hukuk” ile mesela ceza kanununu değiştirsek değiştirdiğimiz maddeden mahkûm olanları tahliye etmemiz gerekir. O reset ediliyor da bu neden edilmiyor?

Aslında sorulacak soru şu: Sistem değişince adaylık sayısına sınır getirilmesinin gerekçesi de reset mi edildi? Gerekçe hâlâ var ki yeni sistemde de sınır var. İstisnaları ile… Mesela meclis erken seçime giderse cumhurbaşkanı seçimi de yenileniyor ve başkan tekrar aday olabiliyor. Makul. Fakat sırf cumhurbaşkanı tekrar aday olabilsin diye erken seçime gitmek kanuna karşı hile değil mi? Neyi hatırlatıyor biliyor musunuz? Hülle’yi. Hülle de kanuna, şeriata karşı hiledir.

Eğlenceli bir konu aslında. Hüllenin yaygın anlamını hatırlatarak bitireyim. Efendim şer’î hukuka göre koca karısını bir kere, iki kere boşayıp tekrar alabilir. Amma üçüncü defa boşarsa “Dur bakalım!” deniyor. “Sen bu işi alışkanlık hâline getirdin. Artık aynı kadını alamazsın.” Yüce ulemamız buna çare bulmuş. Kadın başkasıyla evlenip boşanırsa boşanma sayısı “reset” ediliyor. Onun için üçüncü nikâhı isteyen boşama bağımlısı koca, o hanıma uyduruk bir nikah kıydırıyor. Sahte damattan peşin peşin boşama garantisi alarak tabii. Böylece şeriatı aldatıyoruz. Eğlenceli işler. Tıpkı hülleli erken seçim gibi.

Yazar İskender Öksüz

Medya Haberleri

“Monşer”lere şiddetle ihtiyacımız var
Trump, “Deli Adam Stratejisi” uyguluyor
Yolculuk Boyunca Huzurlu Hissettiren Seyahat Sağlık Sigortası Detayları 
Erkek Mont ile Her Mevsim Şıklığınızı Konuşturun 
Macconkey Agar ile Mikrobiyolojik Analizlerde Güvenilir Sonuçlar