IĞDIR’DA BEYAZ PERDENİN UNUTULMAZ HATIRALARI 

Bazı mekânlar vardır; kapıları kapanır, duvarları yıkılır, adı zamanla unutulmaya yüz tutar. Fakat insanların hafızasında bıraktığı izler hiçbir zaman silinmez.

Iğdır’ın eski sinemaları da işte böyle bir hatıradır. Onlar yalnızca film gösterilen salonlar değil, bir dönemin sosyal ve kültürel hayatına yön veren, insanların buluştuğu, gençlerin birbirini tanıdığı ve nice yuvaların kurulmasına vesile olan mekânlardı.

Iğdır’da ilk sinema 1948 yılında Ali Orkun tarafından açıldı. Bu sinema, Doğu Anadolu Bölgesi’nde Kars’tan sonra açılan ikinci sinema olma özelliğini taşıyordu. Doğu Anadolu’da ilk sinema Kars’ta açılmıştı.

O yıllarda Iğdır, Tuzluca ilçeleriyle beraber Kars iline bağlıydı. Aralık, o dönemde ilçe değil, Başköy adıyla nahiye merkeziydi. Karakoyunlu ise köy durumunda olup Taşburun Nahiyesi’ne bağlıydı ve her ikisi de Iğdır ilçesine bağlı bulunuyordu.

1948 yılında Türkiye’nin nüfusu yaklaşık 22 milyondu. Iğdır ilçesinin genel nüfusu ise 39.411 kişiydi. Bunun 7.826’sı ilçe merkezinde, 31.585’i ise nahiye ve köylerde yaşıyordu.

Ali Orkun ile Aziz Güney, Iğdır’daki ilk sinemayı ortaklaşa açmışlardı. O günlerde sinema bileti 20 kuruştu. Daha sonra bilet fiyatları 50 kuruşa çıktı. Sinemaya olan ilgi arttıkça Iğdır’daki sinema sayısı da zamanla 6-7’ye kadar ulaştı.

Sinema, Iğdır’ın sosyal hayatında büyük bir değişimin başlangıcıydı.

İnsanlar film izlemek için yalnızca sinemaya gitmiyor, aynı zamanda sosyalleşiyor, birbirleriyle tanışıyor ve yeni dostluklar kuruyordu. Özellikle gençler için sinemanın ayrı bir anlamı vardı. Gençler sinemaya giderken özenle giyinir, arkadaşlarıyla buluşur, birbirlerini görür ve gelecekte hayatlarını birleştirecekleri insanlarla tanışırlardı.

Kim bilir, kaç genç ilk kez sinemanın kapısında gördü sevdiğini?

Kaç aşk beyaz perdenin ışıkları altında başladı?

Kaç yuva, yıllar önce bir sinema salonunda atılan ilk bakışın ardından kuruldu?

Iğdır’da 1973 yılında “Ağrı Dağı’nın Gazabı” filminin çekilmesi ise sinema kültürüne ayrı bir renk kattı. Filmde yöre insanından birçok kişi de rol aldı. Böylece Iğdır halkı yalnızca film izleyen değil, filmin içinde yer alan insanlar da oldu.

Yaz aylarında ise açık hava sinemalarının ayrı bir güzelliği vardı. Sıcak yaz gecelerinde insanlar açık havada film izlerdi. Sinemanın seansları bazen kadınlara, bazen erkeklere ayrılır, bazı zamanlarda ise kadın ve erkekler birlikte film seyrederdi.

Sinemanın büyüsü şehir merkezleriyle de sınırlı kalmadı.

Zamanla Iğdır’ın birçok köyünde sinemalar açılmaya başladı. Bu köylerden biri de Kaçardoğanşalı’ydı.

Kaçardoğanşalı köyünde sinema, 1970 yılında Enver Arslan tarafından açıldı. Sinemada kadınlar üst katta, erkekler ise alt katta film izlerdi. Makinist ise Ekber Arslan’dı.

Bazen iki film bir biletle gösterilirdi. Oynayacak filmin afişi sinemanın önündeki tahtaya asılırdı. Hoparlörlerden anons ve müzik yayını yapılırdı. Film afişleri at arabası, yani “daşkada” ile köy içinde dolaştırılır, böylece hangi filmin gösterileceği herkese duyurulurdu.

O günleri yaşayanların hafızasında sinemanın başka bir tadı daha vardır:

Siyah çekirdek…

Film başlardı, tahta sandalyelere oturulur, çekirdekler çıtlatılır, gazoz ve limonata içilir, beyaz perdedeki görüntüler büyük bir merakla izlenirdi. Çevre köylerden insanlar da Kaçardoğanşalı’ya film seyretmeye gelirdi.

Bir film gecesi, köy için adeta bayram havasıydı.

İnsanlar birbirleriyle görüşür, gençler arkadaşlarıyla buluşur, çocuklar büyük bir heyecanla sinemaya koşardı. Sinema, köyün sosyal hayatının merkezlerinden biri hâline gelmişti.

Iğdır’da sinemanın yaygınlaşması, şehrin kültürel hayatını da değiştirdi. Sinema, insanların dünyaya bakışını genişletti. Şehirde yeni bir sosyal hayat oluşmaya başladı. İnsanlar farklı hayatları, farklı şehirleri ve farklı kültürleri beyaz perdeden tanımaya başladı.

Fakat zaman değişti.

Önce televizyon evlerimize girdi. Ardından videolar çıktı. İnsanlar film seyretmek için artık sinemaya gitmek zorunda kalmadı. Sinema salonları yavaş yavaş boşalmaya başladı. 1990’lı yıllardan sonra Iğdır’daki sinemalar birer birer kapandı.

2000’li yıllara kadar Iğdır’da sinema kültürü yaşamaya devam etti. Ancak ekonomik nedenler ve sinemaların zarar etmesi nedeniyle sonunda sinema salonları tamamen kapandı.

Iğdır, bir dönem Doğu Anadolu’nun Kars’tan sonra ikinci sinemasına sahip bir şehirken, daha sonra sineması olmayan illerden biri hâline geldi.

Aradan yaklaşık on yıl geçti.

Daha sonra Iğdır Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından sinema yeniden Iğdır’a kazandırıldı. Böylece yıllar önce başlayan beyaz perde yolculuğu yeniden hayat buldu.

Bugün teknoloji sayesinde filmleri telefonlarımızdan, bilgisayarlarımızdan ve televizyonlarımızdan istediğimiz anda izleyebiliyoruz. Fakat eski sinemaların verdiği heyecan başka hiçbir şeye benzemiyordu.

O günlerde sinema demek; şık giyinmek, arkadaşlarla buluşmak, sevdiğini görmek, siyah çekirdek çıtlatmak, gazoz içmek, tahta sandalyede saatlerce oturmak ve beyaz perdeye dalıp gitmek demekti.

Bugün o sinemaların çoğu yok.

Ama hatıraları hâlâ yaşıyor.

1948’de 20 kuruşluk biletle başlayan o yolculuk, Iğdır’ın sosyal ve kültürel hafızasında derin bir iz bıraktı.

Eski sinemalar belki kapandı, beyaz perdeler söndü. Fakat o salonlarda yaşanan gençlikler, dostluklar, aşklar, heyecanlar ve kurulan yuvalar hâlâ insanların hatıralarında yaşamaya devam ediyor.

Belki de bu yüzden eski sinemaları anlatmak, aslında sadece sinemayı anlatmak değildir.

Eski Iğdır’ı, eski insanları ve artık geride kalan bir hayat biçimini anlatmaktır.

Beyaz perdede filmler bitti; fakat Iğdır’ın eski sinema hikâyesi, hafızalarda hâlâ devam ediyor.

Rufat GÜREL

Araştırmacı - Yazar

Özel Haber Haberleri

Yaylalı ''Türkçülüğün Önündeki Tehlike''
TURKKON'DA BAYRAK DEĞİŞİMİ YAPILDI
Bakanlığın Neşter Hamlesine Tam Destek
CUMHURİYETİ TARİHİNİN İLK ŞEHİT ÖĞRETMENİ
Aşık Ordo Türk Milli Takımı’na Destek