“Kaderimde öğretmen”serisinden: Hakkınızı Helal Edin Öğretmenim

“Sevgili öğrencim Halide, “Hatıra” defteri adını verdiğiniz bu defterde sana dilek ve temennilerimi iletme imkânı verdiğin için teşekkür ederim.

Bilge insanlar gençlik çağını insan ömrünün kalesi olarak adlandırırlar. İnsan o kaleyi fethetmeli ve oradan hayatı boyunca kendisine manevi bir qıda olacak değerler edinmelidir.

Gençlik döneminden insana kalan pek çok değer vardır. Bunların en önemlisi ise kişinin sahip olduğu meslektir. O meslek, ‘Gençlik Kalesi’nden öyle alınmalıdır ki, insan onun sayesinde yükselebilsin; halkın ve toplumun güvenini, saygısını kazanabilsin.

Halkın saygısını kazanan insanlara mutlu insanlar derler. Böyle bir mutluluğa ulaşmak ise insandan birçok güzel özellik ister:

Objektiflik, dürüstlük, çalışkanlık, disiplin, merhamet, bilgi, beceri, fedakârlık, insana güven, kişiliğe saygı, tükenmeyen enerji, girişimcilik gibi asil insani özelliklerle halkın sevgisini kazanıp mutlu olabilirsin.

Halide, konuşmayı yeni öğrenen bir çocuğa “En tatlı şey nedir?” diye sorarsan hiç düşünmeden cevap verir:“Şeker” (ya da bal, çikolata vb.)

Belirli bir dünya görüşüne sahip genç ise aynı soruya cevap verirken Vatan, Anne ve helal emek kavramlarını da kullanacaktır. Bu hiç de tesadüf değildir. Çünkü insan büyüdükçe hayata bakışı değişir, gelişir, iyiyi kötüden ayırmayı öğrenir. İyiliğin değerini bilir. Tembellik, sorumsuzluk, yalancılık, açgözlülük, cimrilik, hırsızlık gibi kötü alışkanlıklardan uzak durur.

Böyle bir ruhla yetişen gencin hayatta mutlu olacağından şüphe duyulmaz.

Halide, diliyorum ki seni çevreleyen insanlar sende her zaman yüce insani özellikler görsün, seni örnek alsın ve seninle gurur duysunlar.

Büyük bir inançla söylüyorum ki sen bunu başaracaksın!

Kısa bir süre sonra hayatınızın yeni bir sayfası- bağımsız yaşam sayfası açılacaktır. Evet, büyük hayat kitabının ilk sayfası… 

Hayatın bu döneminin anlamlı olması doğrudan sizlere bağlıdır.

Yazdığım bu kısa düşünceler aslında sana duyduğum dileklerin sadece bir kısmıdır. En büyük dileklerim ise şunlardır:

Mutluluk, huzur, sağlık, uzun ömür, üniversite hayatı, bereketli bir çalışma yaşamı, iyi okul ve iş arkadaşları, yeni yeni sevinçler ve başarılar!

Hoşça kal!

Saygılarımla, Sohbet Öğretmen
23 Aralık 1982”

“İnsan ömrü bir kaleye benzer…”
Ne kadar da güzel bir benzetme, değerli öğretmenim. Ben de bu ömür kalesini fethederek yaşamaya çalıştım, Sohbet Öğretmenim. Bu kaleyi fethetmek için çıktığım yolda bana “Yolun açık olsun” diyenler de oldu, o yola taş koyanlar da…

Yıllar geçti…
O “Hatıra” defterine yazdığınız satırların üzerinden tam kırk dörd yıl geçti.

Hayat her defasında değişti, zaman bizi nice sınavlardan geçirdi. Ama bazı sözler vardır ki yıllar onları eskitemez. Sizin o zaman yazdığınız düşünceler de benim için işte böyle sözlerden oldu.

Siz bizim matematik öğretmenimizdiniz. O yıllarda bize formüller, teoremler, denklemler öğretiyordunuz. Ama yıllar sonra anladım ki, siz bize yalnızca matematik dersi vermiyormuşsunuz. Siz bize hayatı hesaplamayı, insanlığı ölçmeyi, vicdanın formülünü bulmayı öğretiyormuşsunuz.

Matematiğin sert ve kesin kuralları vardır. Siz ise o rakamların arasında insanlık kadar ince bir dünya kuruyordunuz. Biz o zaman bunun tam anlamını kavrayamıyorduk. Şimdi ise anlıyorum ki, siz bize yalnızca problem çözmeyi değil, hayatta kırılmadan yaşamayı da öğretiyormuşsunuz.

Rakamların doğru olması gerektiği gibi, insanın karakterinin de doğru olmasını isterdiniz. Geometride bir çizgi nasıl eğri olmamalıysa, insanın yolu da eğri olmamalıdır diye yaşamayı öğretirdiniz. Belki de bu yüzden sizin dersleriniz bizim için sadece bir okul saati değildi, bir hayat okuluydu.

Siz “Gençlik, ömrün kalesidir.” diye yazmıştınız. Ben o kalenin içinde uzun bir ömür yaşadım, öğretmenim. Bazen kazandım, bazen kaybettim. Bazen hayatın zor meseleleri karşısında çaresiz kaldım. Öyle anlar oldu ki, insanlardan yoruldum, dünyaya küstüm. Ama bir yerlerden sizin vakur ve sakin sesiniz geldi kulaklarıma. O ses, bize daima emeği, dürüstlüğü ve onuru öğreten öğretmenin sesiydi.

İnsan yaş aldıkça anlıyor ki, okulda öğrendiği her şey akılda kalmıyor. Ama öğretmenin insana hissettirdikleri ömür boyu yaşıyor. Ben bugün bile sizin sınıfa girişinizi, tahtaya yazdığınız rakamları, ders anlatırken yüzünüzdeki ciddiyeti ve aynı zamanda taşıdığınız şefkati hatırlıyorum.

Belki siz o zaman bilmiyordunuz ama öğretmenin bir bakışı, bir sözü, bir inancı öğrencinin bütün hayatına dönüşebiliyor. Hayatta yanlış yola sapmamamız için çabalıyordunuz.

Şimdi geriye dönüp baktığımda görüyorum ki insanın kazandığı en büyük servet, ardından söylenen güzel sözlermiş. Siz o serveti çoktan kazandınız, Sohbet Öğretmenim. Çünkü yıllar geçse de öğrencileriniz sizi sevgi ve saygıyla andı, anmaya da devam ediyor.

Bugün hayatın karmaşık hesaplarını çözmeye çalışırken sık sık düşünüyorum: Keşke bazı meselelerin de okul sıralarındaki gibi bir formülü olsaydı…

Ama hayatın bütün zorlukları içinde değişmeyen bir gerçek var:
İyi bir öğretmen insanın hafızasından asla silinmiyor.

Kırk üç yıl…
Bu, doğup büyüdüğüm okuldan ve sevgili öğretmenlerimden ayrıldığım zamanın yaşıdır.

O kaygısız yılları her düşündüğümde, mutluluğun o yıllarda, sizinle geçen günlerimizde kaldığına bir kez daha emin oluyorum.

İnsan bazen yıllarca yaşadığı hayatın içinden geçip geriye baktığında, hafızasında kalan bazı insanların  hiç yaşlanmadığını farkediyor. Siz de benim hatıralarımda hep öyle kaldınız; sınıfa sakin adımlarla giren, tahtaya rakamlar yazan ama aslında öğrencilerinin kaderine fark ettirmeden iz bırakan öğretmen olarak…

Her insanın hayatında birkaç unutulmaz sima olur. Aradan onlarca yıl geçse bile onların adı anıldığında insanın kalbinde tarifsiz bir sıcaklık hissi doğar. Siz benim için işte o insanlardansınız.

Bugün düşünüyorum da öğretmenlik sadece bir meslek değilmiş; insanın kaderine yazılmış bir görevmiş. Çünkü herkes ders anlatabilir ama herkes bir insanın hafızasında ömür boyu yaşayamaz.

Sizin bize bakışınızda bir güven vardı. Sanki her birimizin iyi bir insan olabileceğine inanıyordunuz. Belki de insanı değiştiren en büyük güç, ona inanılmasıdır.

Öğretmenlik mesleğinin kutsallığını bana siz öğretmenlerim öğrettiniz. Gün geldi, ben de bir öğretmen olarak sınıf kapısından içeri girdim. Ve bu kutsal meslek bana üniversite amfilerinde ders verme onurunu da yaşattı.

Ben de unutulmaz bir öğretmen oldum, aziz öğretmenim.

9 Mayıs sizin doğum gününüz…
Doğum gününüz kutlu olsun.

Size hazır ve süslü sözler değil, yüreğimden gelen dileklerimi sunmak istiyorum:

Allah sizi hayatın bütün yorgunluklarından uzak tutsun. Kalbiniz hiçbir zaman yalnız kalmasın. Yıllar önce öğrencilerinizin yolunu aydınlatan ışığınız, bugün de kendi hayatınızı aynı güzellikle aydınlatsın.

Ben hayatım boyunca, adım geçtiğinde öğretmenlerimin “O benim öğrencimdi.” deme gururunu yaşayabilmeleri için yaşamaya çalıştım.

Sanırım bir öğretmen için en büyük hediye de budur: öğrencilerinin başarılarıyla gurur duyabilmek…

Sizin sevginiz, güveniniz ve emeğiniz bu hayatta üzerimde büyük bir hak bıraktı.

Hakkınızı bana helal edin, Sohbet Öğretmenim.

 

 Halide Halid

Araştırmacı yazar

Türk Dünyası Haberleri

Tebessümü Yüzünde Donmuş ŞEHİT
3 MAYIS TÜRKÇÜLÜK GÜNÜ: MAZİDEN ATİYE UZANAN KIZIL ELMA
Türkçülüğün hedefi
Altay'ın Son Direnişçisi Osman Batur
Milli Tarihî Şahsiyetler Yeniden Gündemde