KARACA ''HAKLARIMIZDAN VAZGEÇMİYORUZ''

O gün atılan imza, yüzyıllardır hane içine kapatılmış kadınların Cumhuriyetin, devletin kurucu öznesi olarak tanınması anlamına geliyordu.

 

Bir hukuk reformu olarak, 5 Aralık 1934’te kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınması, başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Cumhuriyet’in kurucu kadrolarının siyasal alanı erkek tekelinden çıkarma iradesinin somut bir ifadesiydi. O gün atılan imza, yüzyıllardır hane içine kapatılmış kadınların Cumhuriyetin, devletin kurucu öznesi olarak tanınması anlamına geliyordu. 

25 ARALIK; İRADE VE MÜCADELE HATTI

ANTİOTORİTER SİYASAL HATTA İKİNCİ YÜZYILA KARARLILIKLA

Biz kadınlar bugün 5 Aralık’ı Türkiye’yi patriyarkal otoriterlikten çıkarıp, eşitlikçi, özgürlükçü ve gerçekten demokratik cumhuriyete taşıyacak bir siyasal hattın yeniden ilan günü olarak tanımlıyoruz. Bizim için 5 Aralık 2025; Atatürk’ün kurucu cesaretini, kadın hareketinin özgürlük ısrarıyla buluşturan, Türkiye’yi gerçekten laik, gerçekten eşitlikçi ve gerçekten demokratik bir ikinci yüzyıl Cumhuriyetine taşıma kararlılığının yüksek sesle ilan edildiği gün olacak.

KADIN KUŞAĞININ MÜCADELE GÜCÜ

O gün TBMM’de kabul edilen yasa, yüzyıllardır hane içine kapatılmış kadınların cumhuriyetin, devletin kurucu öznesi olarak tanınması anlamına geliyordu. Bugünden bakınca görüyoruz ki o karar, Türkiye’yi birçok Avrupa ülkesinden önce kadın yurttaşlığına açan ve Kemalist Cumhuriyetin ilerici damarını besleyen tarihsel bir eşiği temsil ediyor. Ancak bu eşik, hiçbir zaman kendiliğinden genişlemedi; sayısız kadın kuşağı bu hakkı mücadele ederek gerçek kılmaya çalıştı.

SİYASİ İKTİDARIN İNDİRGEMECİLİĞİNE İTİRAZIMIZ VAR

Bugünün Türkiye’sinde ise iktidar bloğu, bu tarihsel kazanımı bir demokrasi zemini olarak derinleştirmek yerine, bir dekora indirgeme eğiliminde…

Sandıkta oy veren kadın çoğunluk, karar masalarında hala azınlık…

Bugün ekranlarda kadınlar aile değerlerinin süsü olarak tanımlanıyor.

Ama buna karşın bütçede görünmez bakım emeğinin ve güvencesiz kadın işçiliğin adı bile geçmiyor. 

25 ARALIK; NOSTALJİK TÖREN GÜNÜ DEĞİL CUMHURİYET VE DEMOKRASİNİN EŞİĞİ 

İstanbul Sözleşmesi’nden çıkış, nafaka ve 6284’e yönelik sistematik saldırılar, aile söylemi ve kadın bedenini denetim altına alan politikalar; 5 Aralık’ta söylenen sözün altını oyan, “seçme ve seçilme hakkını” dar bir sandık ritüeline hapseden bir rejim pratiğine işaret ediyor. Tam da bu nedenle, bugün bizlerin önündeki görev, 5 Aralık’ı nostaljik bir tören günü olmaktan çıkarıp kurucu Cumhuriyet ve demokrasinin yeni bir eşiği haline getirmektir. 

SİYASETİN KURUCU ÖZNESİ KADINLAR

Bizler için Atatürk’ün mirasını gerçek anlamda sahiplenmek, 

laikliği ve eşitliği; işçi kadınların, genç kadınların, yoksul kadınların somut hayatları üzerinden yeniden kurmak oldu.



 

BAKIM EMEĞİ, ŞİDDETSİZLİK VE EŞİTLİK

Artık kadınların siyasette “temsili” geçildi.

Kadınların siyasetin bizzat kurucu öznesi olması; erkek egemen yapılarla hesaplaşmadan, bütçe hakkını kadın nazarıyla yeniden tarif etmeden, yerel yönetimden parlamentoya kadar her düzeyde “bakım emeği, şiddetsizlik ve eşitlik” eksenli bir program üretmeden mümkün değil. Çünkü bugün ihtiyaç duyulan, 91 yıl önce olduğu gibi, kadınları siyasal ve toplumsal kuruculuğun merkezine yerleştiren ilerici bir Cumhuriyetçilik hattıdır. 

HAKLARIMIZDAN VAZGEÇMİYORUZ

Bizim için 5 Aralık 2025; Atatürk’ün kurucu cesaretini, kadın hareketinin özgürlük ısrarıyla buluşturan, Türkiye’yi gerçekten laik, gerçekten eşitlikçi ve gerçekten demokratik bir ikinci yüzyıl Cumhuriyetine taşıma kararlılığının yüksek sesle ilan edildiği gün olacak.

Siyaset Haberleri

İYİ Parti Aksaray "BAYRAK AÇIYORUM" Mitingi
Yahu kandırılmaktan bıkmıyor musun?
Mansur Yavaş mı Erdoğan mı?
Dervişoğlu Aksaray’dan seslendi: En büyük güç millettir
Beştepe seçim için tarih verdi