Saldırının Kadın Boyutu!

Özcan PEHLİVANOĞLU
Türk Milleti ve dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti devleti saldırı altında diye, biz temcid pilavı gibi tekrar edip dururken, bazıları bizim bir paranoya içinde olduğumuzu iddia edip durdu.
Özgecan’ın vahşice katledilişi sadece basit bir olay olarak görülmemeli ve bu ölüm, Türk Milletinin maruz kaldığı büyük saldırı kapsamında değerlendirilmelidir.
Türk Milletine karşı yapılan ve sosyolojik yapının dağıtılması amacının güdüldüğü anlaşılan bu saldırının; psikolojik, ahlaki, felsefi ve dini boyutları bulunmaktadır.
Kadın cinayetlerindeki istikrarlı artış bir tesadüf değildir. Bu nedenle Özgecan cinayeti ve cinayetin işleniş sürecinde yaşanan vahşet, son örnek olmayacaktır.
Türkiye’de “korkunç bir insan” tipi türemiştir.
İslam adı altında, İslamla uzaktan yakından ilgisi olmayan hurafeler ve inançlar, insan aklı ve ruhu üzerinde egemen hale gelmeye başlamıştır.
Aşırı lüks, israf, gereksiz tüketim, borçlanma; aile yapımızı bozmuştur.
Aile içinde gerekli eğitim ve terbiyeyi alamayan, bir de bunlara ilaveten toplumsal hastalıklara kolayca yakalanma riski taşıyan birey; ne yaptığını bilmez halde sokakları doldurmaktadır.
Alkol ve uyuşturucu kullanımı rekor düzeylerde artış göstermekte, bunları kullananların yaşları ise ilköğretim çağına kadar gerilemektedir.
Gelişen teknoloji ve iletişim; yokluğa ve yoksulluğa, sabır ve rıza gösteren bir insan tipinden ziyade, üretmeden ve hak etmeden kazanmayı amaçlayan, nefsi kabarmış bir insan tipini ortaya çıkarmıştır.
Türk toplumunda bireyin beslendiği, bütün temiz kaynaklar ya kurutulmuş yada kirletilmiştir.
Örnek derseniz; Türk çocukları, akıllarını ve sağlıklarını dumura uğratan bir “Bonzai” saldırısı altındadır. Uyuşturucu tacirleri tarafından neredeyse bedava dağıtılan bu zehir, acaba hangi ülkelerin sübvansiyonu ile gerçekleşmektedir?
Türk Milletini yok etmek isteyenler tarafından ele geçirilmiş olan devletimiz, insanlarımızı bu saldırı konusunda uyarmamakta ve tedbirler almamaktadır.
Halbuki biz, Orhun Kitabeleri’nde yazdığı gibi “Tanrı Türk milliyeti yok olmasın diye babam İl – Teriş Kağan ile anam İl – Bilge Hatun’u yükseltti” diye kadını önümüzde arkamızda değil eşdeğerde yanımızda gören bir milletiz...
Oğuz Kağan efsanesinde; Kağan’ın annesi Ay Kağan kutsal bir kadındır. Ve kadın “Kutup yıldızı gibi güzel, ırmak dalgası saçlı, inci gibi dişli, gülünce gök de gülmekte ağlayınca gök de ağlamaktadır” diye tasvir edilir.
Özgecan’ın ölümü bugün gökleri ağlatmaktadır. Yabancı araştırmacıların, milletimiz ile ilgili geçmiş yüzyıllarda yazdıkları, milletimizin içinde bulunduğu saldırıyı ve bu saldırının yarattığı tahribatı göstermesi bakımından ilginçtir.
M. D’ohsson “18. Yüzyıl Türkiye’sinde Örf ve Adetler” adlı eserinde “Müslüman Türk kadınının toplumdaki yeri, Avrupa’daki Hıristiyan kadınlardan düşük değildir. Evin içinde mutlak hakimiyeti olan kadın, daima müşfik ve hoş bir davranış görmektedir” demiştir.
Türk Millet yapısının anlatıldığı bütün kaynaklar; “kocaların kadınlarına son derece nazik bir dost gibi davrandığını, hele annelere karşı saygının sonsuz olduğuna” dair vurgu yapmaktadır: Ortak kanılardan biri de; “hiç bir Türk erkeğinin, daima kendisi ile eşit gördüğü hiç bir kadına el kaldırmaya kalkışmayacağıdır.”
Claude Farrere ise Türk kadını için şöyle demektedir: “Türk kadınları hiç bir zaman değişmeyecektir. Çadır artık eve dönmüştür. Ama Türk kadını yine aynıdır. Daima Kraliçedir!”
Ben bunları yazarken sizde bunları okurken köprünün altından çok sular aktığını görüyorsunuz değilmi?
Hep yazdım Türk toplumu ata erkil değil ana erkildir diye! Bunu bizim dışımızda herkes biliyor. Bir tek biz bilmiyoruz. Çünkü topluma Türk kültürü değil arabesk bir kültür hakim, bu da gerçekleri görmemizi engelliyor.
Bundan dolayı düşman güçler, planlı uygulamaları ile toplumumuzu yozlaştırmak ve dağıtarak yok etmek için; kadını köleleştiriyor, cinsel meta haline getiriyor, yetmiyor kadına şiddet uyguluyor ve nihayetinde de öldürüyor.
Kadın tecavüzleri ve ölümleri tesadüf değildir. Uyarıyorum; Türk Milleti bölünmenin yanında parçalanarak dağıtılmak istenmektedir ve bu nedenle Türk kadını en savunmasız hedeftir.
Bu saldırı karşısında devlet, aydınlar, medya ve aklı dumura uğratılmış insanlar sessizdir. Ve mesele bir “cinayet”kapsamında ele alınarak değerlendirilmektedir.
Bu nedenle sadece Özgecan’a değil meseleyi idrak edemeyen ve çözüm üretemeyen insanlar topluluğu olarak kendi halimize ağlayalım.
Çünkü Türk Milletine yönelmiş kastı görmez ve gereğini yapmaz isek, daha çok Özgecanların arkasından ağlayacak ve yapanlarıda lanetleyeceğiz. Ama hepsi kuru bir üzüntüden ibaret olacak. Bari Özgecan’ın tertemiz ruhu bizim önümüzü aydınlatsın!
 
Özcan PEHLİVANOĞLU