Ama işin aslı çok daha derin.
Mansur Yavaş, varlık içinde doğmuş bir lider değil. Babası Beypazarı’nda küçük bir gazete bayisi ve marangozdu. O meşhur “halkın dilinden anlama” yeteneği, daha çocukken sokak sokak gazete dağıtmasından geliyor. Ahşap bir evde, mahalle kültürüyle yoğrulmuş, mütevazı bir çocukluk...
80 öncesi o zorlu günlerde hukuk okumaya karar vermesi de tesadüf değildi. O, tam bir adalet gönüllüsü olarak büyüdü.
12 yıl boyunca doğup büyüdüğü Beypazarı’nda avukatlık yaptı. Halkın derdini, mutfağındaki çorbadan cebindeki harçlığa kadar çok iyi bildi. Beşiktaşlı olmasına rağmen Ankaragücü’nü asla yalnız bırakmadı; tıpkı bu memleketin hiçbir mazlumunu yalnız bırakmadığı gibi...
Gösterişli makam arabalarında değil, sabahın seherinde halkın arasında yürüyen, “Az laf, çok iş” diyerek gönüllere taht kuran gerçek bir Anadolu Beyefendisi.
Sessiz sedasız, gösterişsiz ama derin izler bırakan bir duruş...
Sizce de bu ülkede Mansur Yavaş gibi vefalı, sade ve çalışkan isimlere her zamankinden daha fazla ihtiyaç yok mu?
Başkana selam olsun