Mustafa Koç Yazdı DENİZLİ ADININ KÖKENİ

Denizli ilk defa bugünkü şehrin 6 km. kuzeyinde, Eskihisar Köyü civarında kurulmuştur. Türkler Denizli havalisini zapt ettikten sonra şehir merkezini suyu bol olduğu için  bugünkü Kaleiçi mevkiine nakletmişlerdir. 

YOUTUBE KANALIMIZ

Tarihi kayıtlar ve son bilimsel çalışmalardan elde edilen bulgulara göre “Denizli” adı hakkında domuz hayvanı ve domuz bolluğu ile bağlantılı tevatüre dayalı isimlendirmeler  gerçeği yansıtmamaktadır.  

Denizli hakkında 2008-2013 yılları arasında araştırmalar yapan Türkolog, yazar, araştırmacı, TRT-Yönetmeni, fotoğraf sanatçısı, televizyon programı yapımcısı Servet  Somuncuoğlu (Ölüm tar. 2013) Denizli’deki Türk izlerini ve varlığını 70.000 fotoğraf ile tespit etmiştir. Bu fotoğraflar Denizli Ticaret Odası arşivinde saklanmaktadır.  

Bu saha çalışmaları sonunda TRT tarafından “Tamgalar Dengizli” Belgeseli çekilmiş ve birçok kanalda 3 Bölüm halinde yayınlanmış ve halen sosyal medyada erişime açıktır. 

Somuncuoğlu’na göre Türkler 1071 sonrası Anadolu’yu fethettikten sonra toplu halde yerleşmekle beraber, Anadolu’ya Türklerin ilk gelişlerinin MÖ. 3000-2000 yıllarına  kadar uzanabileceğini iddia edenler olsa da tarihçiler arasındaki genel kabul IV. Yüzyılın sonlarına doğru Avrupa Hunları ile birlikte Peçenek boylarının Anadolu’nun batısına  geldikleridir. Anadolu’da ilk Türk izlerine Doğu ve Kuzey Doğu Anadolu’dan Batı Anadolu’ya kadar rastlamak mümkündür. Bundan hareketle Ege bölgesindeki ağızlarda, yer  adlarında, Türklüğe ait kültürel unsurlar halen yaşamaktadır. Ayrıca günümüze ulaşan eşyalar, mezar kalıntıları, mezar taşları, kurganlar, kaya resimleri ve taşlar üzerindeki  Orhun/runik alfabesi ile yazılmış yazılar bu tespitin doğruluğunu tasdik etmektedir.  

Somuncuoğlu’na göre Türkler sanılandan çok daha önce Denizli bölgesine gelmişlerdi. Denizli’ye gelen ilk Türkler Oğuz Kağan’ın oğlu Deniz Han, soyundan gelen Üç-Oklar  kolundan Peçenek boyuna mensuptur. Peçenekler Bizans kaynaklarında da adı geçen bir boydur. Yereldeki Ladik (Laodikya) halkı bu yeni gelen Peçenekleri hem Deniz Han  soyundan geldikleri hem de karşılıklı telaffuz farklılıkları nedeniyle “Denizli” olarak adlandırmış ve bu isim tarihsel süreçte beldenin adı ağızdan ağıza değişerek “Denizli”  olarak yerleşmiştir.  

“Tengiz” kelimesi eski Türkçe’de “deniz” “göl” ve “büyük su” demektir. “Tengüzlü” ise bugünkü imlâsıyla “Denizli” demektir. 

Bu bağlamda “Deniz” tüm Türk lehçe ve ağızlarında “Dengiz”, “Djenkiz”, “Cengiz”, “Tjengjiz” olarak söylenir ve telaffuz edilir ve Orhun ve Arap alfabelerinde de sesli harfler  kullanılmadan benzer şekilde yazılır. 

Meşhur “Timuçin” de Deniz Han soyundan geldiğini ima etmek için kendisine “Cengiz Han” “Djingis Khan” demiştir. 

Bu isim de Çin alfabelerinde bazı sesli harfler kullanılarak “Chéng jí zī”, “Tjéng jí zī” olarak yazılmıştır. 

İbni Batuta’nın seyahatnamesinde ve Mesaliküllebsar’da Arap alfabesiyle “Tngzl” yazması ünlü “o” veya “u” harfleri eklenerek “Tonguzlu” olarak farklı ve gerçekçi bir anlam  ifade etmeyen bir şekilde yorumlanmıştır. 

Böyle abartılı bir isimlendirme olsaydı Evliya Çelebi, Seyahatnâme’sinde bu acayip adı mutlaka yazardı.  

Evliya Çelebi Denizli’den “Lâdik” adıyla söz eder. Bu, şehrin Osmanlı dönemindeki yani en yakın dönemdeki adıdır. Çelebi, 17. yüzyıldaki gözlemlerine dayanarak Denizli’yi  oldukça canlı ve gelişmiş suyu deniz gibi bol ve sıcak su kaynaklarıyla meşhur olduğunu bir şehir olarak tasvir eder. Şehrin sebze ve meyve bahçeleri, ipekçilik faaliyetleri  ünlüdür. Ayrıca halkının misafirperverliğini ve şehrin ticaret yolları üzerindeki önemini de vurgular. 

Bizans döneminde bölgeye ilk gelen Peçenek Türklerinin simgeleri deniz rengini andıran “Çakır” dır. Kendilerine yukarıda açıklandığı gibi Tingizli, Çingizli denilmiştir. Denizli  de halen “Ng” sesi genizden “N” sesi olarak çıkartılır. Yerel ağızda “Denizli” bugün dahi genizden çıkan bir sesle “Dengizli” olarak söylenir. Dengizli ismi 1071 den sonra gelen  Türk boyları ve obaları arasında bağlılık ifadesi olarak “Dengizliyim Oğuz Türküyüm” şeklinde kullanılmıştır. “Denizliliyim” değil. Halen boy ismi ile anılan köylerde bu şekilde  kullanılmaktadır. Örnek; Kınık yeri, Çakır, Dodurga, Oğuz, Aliveren… Ayrıca Denizi, gölü suyu ve domuzu bol olan birçok belde “Domuzlu” veya “Denizli” adını almamıştır.  Bunun yanında “Domuz” binlerce yıldan beri Türkler arasında sevilen, anılan, simgeleştirilen, kabul gören bir hayvan değildir. Bu nedenle tevatür de olsa olumlu bir belde  ismi olarak ta kullanılmaz.  

Denizli’nin resmi adı, tarihi kaynaklarda da tevatürlere dayalı “Tonguzlu” olarak değil başka isimler altında da görülmektedir. Selçuklu kayıtları ve Denizli mahkemesi şer’iye  sicilleri “Ladik” ismini vermektedir. 

Bu isim alma sürecini doğrulayan başka Tarihi kaynaklara göre, 1402 yılında gerçekleşen Ankara Savaşı sonrası Timur’un kışı geçirmek için yöneldiği şehirlerden biri olan  Denizli, o dönemde de aynı bugün olduğu şekliyle “Dengizli” ismiyle anılıyordu. Timur’un bölgeye gelişini anlatan kaynaklarda da “Denizli” adının kullanıldığı görülüyor.  

Timur, Ankara Savaşı zaferinin ardından askerleriyle birlikte güneyde kışlayacak bir bölge arayarak Ekim 1402’de Denizli civarına yerleşmiştir. Geçmişte gerçek dışı bir  yorumla Tonguzlu olarak bahsedilen bölgenin bugünkü Servergazi Mahallesi bölgesinde ve halen “Domuz Deresi” olarak anılan yerdir. 

Sonuç olarak bilimsel verilere dayanan yukarıda ifade ettiğimiz açıklamalarda belirtildiği gibi “Denizli” adı tarihi dayanağı olan bir kökene sahip kesin bir addır ve zamanla  ağızdan ağıza değişerek “Denizli” şeklini almıştır.

Kaynak*: Servet Somuncuoğlu, Prof. Dr. Kazım Mirşan, Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, Prof. Dr. Turgut Tok, Prof. Dr. Mustafa Aksoy, Mustafa Koç. 

COĞRAFİ KONUMU: 

Turizm açısından önemli bir güzergâhta yer alan ilimiz; “Aphrodisias” antik kentine komşu olup sınırları içinde Colossae, Tripolis, Hierapolis, Laodikya gibi antik şehirleri,  beyaz ve kırmızı renkte travertenleri, termal tesisleri ile önemli bir uygarlık beşiğidir. “Kutsal Hac Yolu” olarak bilinen İzmir-Efes yolunun sonunda bulunması; İzmir’i  Mezopotamya’ya bağlayan, Anadolu’yu kuzey ve güneyden ayıran fetih ve kervan yollarının üzerinde bulunması, Denizli’ye ayrı bir önem kazandırmaktadır. 

Anadolu Yarımadası’nın güneybatısında, Ege Bölgesi’nin güneydoğusunda, Ege, iç Anadolu ve Akdeniz Bölgeleri arasında bir geçit teşkil etmektedir. Turizm açısından önemli  bir güzergâhta yer alan ilimiz; Hitit, Frig, Lid, İyon, Roma ve Bizans gibi medeniyetleri sinesinde yaşatmıştır. Hierapolis, Laodikya, Tripolis, Herakleia, Attuda ve Colossae gibi  30’a yakın antik şehir, 20’den fazla höyük ve tümülüsleri ile önemli bir uygarlık beşiğidir. Bunlardan başka Selçuklu ve Osmanlı devirlerinden kalma çok sayıda tarihî değerleri  ile kültür turizmine hizmet etmektedir.

 

Özel Haber Haberleri

Gürel ''Gençler Iğdır Sizi Bekliyor''
HEPİNİZİN GÖRDÜĞÜ GİBİ BEN BİR ZENCİYİM
TURKKON Temsilciliğine Rüştü Yaylalı Atandı
IĞDIR’IN TURİZM POTANSİYELİ
TÜRK KİMLİĞİ VE VATANDAŞLIK DUYGUSU