Nezaket

Demek ki Türkler Arapçadan, Farsçadan sözler almakla kalmamışlar. Aldıkları sözlerden kendileri de kelimeler türetmişler. Özellikle Tanzimat döneminden itibaren birçok bilim teriminin alıntı köklerden yapıldığını biliyoruz.

Önceki yazımda dilin estetiğinden söz etmiş ve dildeki ahengi en iyi yansıtanların iyi şairler olduğunu söylemiştim.

Dilimizde orta hecesi uzun söylenen nezaket diye bir söz var. Anlamını herkes biliyor. Ben de biliyorum tabii ama yine de Şemsettin Sami’nin sözlüğüne baktım. Bildiğim bir şeyin doğru olup olmadığını anlamak için. Doğru imiş, nezaket Arapça değilmiş. Farsçanın nâzük (nazik) kelimesi Arapça fail ismi zannedilip bu kelimeden Arapçadaki bir mastar vezninde nezâket sözünü biz yaratmışız. Mademki nâzır sözünün mastarı feâlet vezninde nezâret’tir, nâzik sözünün mastarı da nezâket olmalı demişiz.

Bu işi yapmışız da ne zaman yapmışız? Böyle düşünürken Nedim’in ünlü beyti aklıma düşüverdi: Haddeden geçmiş nezâket yâl ü bâl olmuş sana / Mey süzülmüş şîşeden, ruhsâr-ı âl olmuş sana. 

Seslerdeki ahengi, sesin akışını duymamak mümkün mü? Divan şairlerimizin çoğu bu ahengi sağlamışlardır. Ya anlam? Nedim, nezaketi haddeden yani imbikten geçiriyor ve güzelin endamlı bedeni yapıyor. Yâl, boyunla gerdanın birleştiği yer, bâl de “kanat” demektir ama yâl ü bâl, “bedenin tenasübü, uyumu” demektir. Nezaket gibi soyut bir kavram, şarabın damıtıldığı imbikten geçiriliyor ve güzel bir kadının endamlı bedeni oluyor. Sonra da şarap şişeden süzülüyor ve bu endamlı güzelin allık sürülmüş yanağı oluyor.

Nedim herhalde Farsça nâzük’ten nezâket’in yapıldığını biliyordu. Acaba şöyle düşünebilir miyiz? Nâzük sözünü de imbikten geçirip damıttık ve nezâket yaptık. 

Kelime Nedim’in şiirinde sere serpe kullanıldığına göre 1700’lerin başında çoktan üretilmiş olmalı. Malum Nedim 1730 yılında öldü.

Daha eskiyi görmek için Meninski’nin sözlüğüne başvurdum. Allahtan Mertol Tulum hocamız bu sözlüğü mükemmel bir şekilde yayımlamış. Burada nezâket de nâzik de var. Ancak Meninski sözlüğü de 1680 tarihli. Nedim de 1681 doğumlu olduğuna göre çok fazla eskiye gitmiş olmuyoruz. Fakat Meninski’de nezâketlü, nezâketsiz gibi Türkçe eklerle yapılmış türevler de var. Bu türevler nezâket sözünün daha eskilere uzandığını gösteriyor. 

Daha eskiyi görmek için bir imkân var mı? İsmail Hakkı Aksoyak’ın yönetiminde hazırlanan Lehçediz imdadımıza yetişiyor ve kelimenin izini 15. yüzyıla kadar sürüyoruz. 1490-1494 tarihlerinde vefat ettiği düşünülen Karamanlı Aynî şöyle diyor: Nâz ü nezâket eylesün iy nâzenin, olmaz aceb / Her nâzenîn ü nâzüküŋ âlemde işi nâz imiş. 

Kınalızâde Hasan Çelebi’nin 1586 tarihli tezkiresinde de bazı şairlerden söz edilirken nezâket sözünün kullanıldığını Lehçediz’den öğreniyoruz.

Demek ki Türkler Arapçadan, Farsçadan sözler almakla kalmamışlar. Aldıkları sözlerden kendileri de kelimeler türetmişler. Özellikle Tanzimat döneminden itibaren birçok bilim teriminin alıntı köklerden yapıldığını biliyoruz. “Eleştiri” anlamındaki tenkid sözü bunlardan biridir. Şemsettin Sami bunun Arapça kurallara uymadığını söylüyor ve intikad, tenkâd kelimelerini teklif ediyor. Kurallara uysa da uymasa da tenkid sözünü bugüne kadar kullandık, hâlâ kullanıyoruz. Ancak Latin harflerine geçtikten sonra söylenişe uyarak kelimeyi tenkit şeklinde yazdık, o zaman da “noktalama” anlamına gelen tenkit ile karıştı. İyisi mi biz eleştiri diyelim. 

Hürriyet, edebiyat, halkiyat (halk bilimi), mefkûre gibi pek çok söz de bizim ürettiğimiz sözlerdendir. Bizim ürettiğimiz sözlerin bir bölümü Arapçaya da geçmiştir.

Bir gülümsemeyle bitirelim. 1960’larda Türk İktisat Tarihi Enstitüsünde çalışıyoruz. Enstitünün kıdemlilerinden Enver Meriçli birden bir kahkahayla yerinden fırlayıverdi. “Ne oldu?” dedik. Gülerek cevap verdi: “Bizimkiler İtalyanca kelimeyi balyemez yapmakla kalmamışlar, bir de bal yemez’i kelime kelime Farsçaya çevirip asel nemî hôred demişler.” Kargacık burgacık siyakat yazısından kelimeyi sökünce Enver Beyin keyfi yerine gelmiş. O zaman çok gülmüştük ama daha sonra bu hikâyenin pek çok yerde kayıtlı olduğunu da görecektik.

Ahmet Bican Ercilasun

Medya Haberleri

“PKK, Meclis’te yeni adla grup kuracak”
Şeytan konfederasyonun neresinde?
Öcalan’a statü muhaliflere Silivri yolları
“Sıra sizin ananıza da gelecek!”
Gizli gizli demokrasi geliyor