Öcalan’a “sadakat” isteyen Bahçeli’ye hem Avrupa’dan hem de Suriye’den cevap geldi

Formatlanmış “çözüm süreci”nin bittiğini, terör örgütü PKK’nın feshedilmediğini, silah bırakmadığını bağıra bağıra söylüyoruz.

YENİÇAĞ - Ahmet TAKAN - Sıcak Analiz

Risk alıyoruz, tehditler alıyoruz!.. Yine de gerçekleri anlatmaktan milim geri adım atmıyoruz… Herhalde bizim, anlatmakla ilgili bir eksikliğimiz veya sorun var!.. Belki de idrak yolları iltihaplanması bizim de tahminimizden öte bir derecede toplumda yaygınlaştı!..

“Önder Abdullah Öcalan”a , “sadakat” bekleyen, “sadakat” çağrıları yapanın tarafında duranlara bugün yeni belgeler göstereceğim. Yine açık kaynaklardan…

PKK/PYD sözde eş başkanlık konsey üyesi terörist Salih Müslim bugün yine konuştu. Müslim, “Türkiye ve Şam rejimi birlikteler. Dêr Hafir’a ait köyler top atışlarıyla vuruluyor. Yine Tîşrîn Barajı’na yönelik de saldırılar var. Bunun için kaotik bir durum var ve nereye doğru gideceğini bilmiyoruz” iddiasında bulundu, Türkiye’yi Şam Hükümeti ile birlikte Suriye’de kaos çıkartmakla suçladı. Türkiye’yi “çetelerle işbirliği yaparak, Halep’e saldırmakla suçlayan terörist Salih Müslim, ““Düşmanlarımıza karşı her türlü savunmamızı yapacağız. Dêr Hafir bizim için stratejik bir yerdir. DSG’nin orayı kolaylıkla bırakacağını düşünmüyorum. Şêxmeqsûd dar bir alandı ve QSD’den kimse orada yoktu. Sadece asayiş vardı. Ama diğer bölgelerde QSD var ve savaşacak” diyor.

Hani ne oldu, dün MHP grubundan yapılan “önder Abdullah Öcalan’a sadakat” çağrılarına?.. Al sana cevap!..

*

Daha bitmedi!..

PKK/PYD sözde Avrupa temsilcisi Mizgin Ehmed de topa girdi!... Teröristin, terör örgütü borazanlarına bugün yaptığı açıklamadan satırlar;

“Devlet zihniyeti süreci uzatarak çıkarları doğrultusunda hareket edip Türkiye’yi kurtarma peşindedir. Fakat özgürlük hareketi, Önderlik ve Rojava’nın amacı barış ve demokratik bir toplum oluşturmaktır. Fakat bakıyoruz, Türkiye devleti şimdiye kadar ilerleme ve değişim açısından bir yasa oluşturma noktasında hâlen eski zihniyetindedir. Bu sürecin eskisi gibi ilerletilmesini istiyor. Ama bu sürecin karakteri eski sürece benzemiyor. Özgürlük hareketinin attığı büyük adımlara rağmen Türk devleti adım atmıyor. Asıl meselemiz bir anayasa meselesidir. Kürt halkının varlığını anayasal düzeyde bu ülkede ortaya koymalıyız. Silahların yakılmasından hemen sonra Türkiye, DSG’ye de Şengal’e de hatta Avrupa’ya da ‘silah bıraksın’ dedi, çok acayiptir. Onların hesabına göre Önder Apo’nun çağrısına herkes uymalı. Bahçeli hâlâ ‘Rojava İmralı’yı dinlemiyor’ diyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan adeta kendini Suriye’nin veziri gibi görüyor; diyor ki ‘SDG entegre olup silah bıraksın.’ Bunların hepsi DSG’nin Suriye’de bir statü sahibi olmasından doğan büyük bir korkunun yansımasıdır. Çünkü niyetleri farklı. Ama Kürtler Suriye’de bir halk olarak anayasada yerini almalıdır. Yasal olarak olmamız, sistemin oluşumunda olmamız gerekiyor. Suriye inşasında ortak olmamız gerekiyor. Bakûr’da da eğer ki Türk devleti doğru yaklaşım sergilerse Demokratik Cumhuriyet oluşumunda da yasal olarak bu sistemin ortağı olmalıyız”

“Sadakat”ın böylesi de görülmemiştir herhalde!..

*

“Türk devleti hem süreci yürüteceğim diyor hem de Rojava’da silah bırakılmasını istiyor. Önder Apo, DSG’nin silah bırakmasını söylememiştir” diyen Mizgin Ehmed daha ne desin?..

Dahası da var;

“Aksine Dürziler ve kimliklere yönelik katliamlar tecrübe olarak göz önündedir. Bundan dolayı öz savunma devam etmeli ve halkının savunucusu olması gerektiği yönünde büyük bir rol Önder Apo tarafından DSG’ye verilmiştir. Fakat Türk devleti DSG’nin sistemini ortadan kaldırmak istiyor. Bunun üzerine de ‘Bakûr’da görüşmeler, komisyon var’ denilip hiçbir adım da atmıyor. Böyle bir yaklaşım var. Önder Apo bu süreç ile bir argümanı devletin elinden almıştır; Önderlik ‘çatışma mı yoksa halk mı! Ben demokratik bir toplum kurmak istiyorum’ diyor. Biz de Suriye için demokratik bir toplum kurmak istiyoruz. Türkiye olarak Suriye’nin içişlerine neden karışıyorsun, bu hakkı nereden buluyorsun? 27 Şubat’tan şimdiye manifesto etkisini Kürt halkında gösteriyor. Ayrıca etkisini devletlerin yaklaşımları üzerinde de göstermiştir. 27 Şubat’tan beri Türk devletinin dronları Rojava üzerinde uçup noktalarımıza saldırmamıştır. Türk devleti ne yapıyor; belli aşiret liderleriyle, çete gruplara destek verip bizimle savaştırıyor ama İHA-SİHA’larıyla şehir altyapılarını yok etmesi durdu.”

“PKK’nın tüm bileşenlerinin silah bırakacağına” inandırılanlara da gayet net bir cevap değil mi?..

*

Ne günlere kaldık!..

Başta hareketin lideri Devlet Bahçeli olmak üzere “PKK’nın kurucu önderliğine saygı ve sadakat” bekleyenlere teröristlerden gelen okkalı cevapları gördünüz!..

İçimiz kan ağlıyor ama gerçek şu;

Teröristler “çözüm yok”, “süreç yok” diyor bizdekiler ise hâlâ direniyor, saygı sadakat edebiyatı yapıyor. Bu neyin direnci ise!..

Bir cani, terör örgütü elebaşına, diğer katil teröristlerden “saygı”, “ sadakat” gösterilmesi isteniyor!..

Aklın bittiği yer burası olmalı!..

Medya Haberleri

Avukat Rezan Epözdemir hakkında tahliye kararı
O ilan Ali Erbaş için mi hazırlandı...
30 EYLÜL MASUM ŞEHİTLER GÜNÜ
Tenkit tamam, peki çözüm?
Yoksulluk ve onur