Yeniçağ’ın haberine göre Öcalan'ın açıklamalarının satır arasında yer alan bir mesaj PKK terör örgütünün silah bırakmadığının bir itirafı olarak yansırken, “Önce yasa, sonra silah bırakma” anlamına da geliyor.
Heyetin aktardığı açıklamasına göre Öcalan, “Karşılıklı hassasiyetlerin gözetildiği yasal bir zeminin oluşturulmasının vakti gelmiştir. Hukuki ve yasal sürecin başlaması, çatışma ve silahların tamamen devreden çıkarılması, yepyeni bir sayfanın açılması için herkes elinden geleni yapmalıdır” dedi.
Bilindiği gibi, birinci açılım süreci öncesinde Mehmet Ağar’ın, “düz ovada siyaset yapsınlar” dediği zaman, PKK ile devletin masaya oturduğu Oslo sürecinden haberdar olduğu sonradan anlaşılmıştı.
Sonunda PKK ile düz ovada siyaset uzlaşması yapılmış, ancak PKK bu uzlaşmayı, Güneydoğu’da kurtarılmış şehirler oluşturmak için kullanmıştı. Bölgede devlet otoritesinin yerini PKK alınca, AKP 2015 genel seçimlerini kaybetmişti. Devlet Bahçeli’nin açıkladığı üç ay içinde erken seçim kararından sonra etrafı hendeklerle çevrili şehirleri yeniden devlet egemenliği altına almak için 800 şehit verilmişti. Yenilenen seçimi de AKP-MHP ittifakı kazanmıştı.
***
Başbakan Tayyip Erdoğan 20 Ekim 2007’de Kanal 24’ün canlı yayınına katılmış ve Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin PKK’ya yönelik olarak “Silahları bırakın gidin Türk parlamentosunda demokrasi mücadelenizi orada verin” sözleri hatırlatılarak sorulan “Silahlı tedbirin yanı sıra eli kana bulaşmamış dağdaki insanların topluma kazandırması konusunda yeni proje geliştirilebilir mi” sorusuna şu cevabı vermişti:
“Proje var zaten, ‘eve dönüş yasası’ var. Halen yürürlükte. Kullanabilirler, manisi yok. Biz bunu, bunun için çıkardık. Yolu bunun için açtık. Ama maalesef bunu bir tuzak diye takdim ettiler. Terör örgütü ‘bu bir tuzaktır’ dedi. ‘Sakın dönmeyin’, öyle dediler. Bunu da enine boyuna oturduk Genelkurmayımızla müzakeresini yaptık ve adımımızı buna göre attık.
Şimdi burada terörist, terör örgütü silahı bırakacak. Silahı bırakarak bir defa artık şehirli olacak. Dağı terk edecek. Bunu başardığı anda, bu kararı verebildiği anda, ben inanıyorum ki ülkemizde onlar da aileleriyle beraber huzuru yakalayacak ve bölge de aradığı huzura, istikrara çok daha süratle kavuşacak. Burada bizim derdimiz, yapılacak bir şey varsa, parlamento çatısı altında gelirsin yaparsın, burada siyasetle, gereken odur.”
***
Oslo görüşmesinde koordinatör ülke temsilcisi ne diyordu:
“Bu toplantı, iki tarafın değil, bizim sorumluluğumuz altında girişilen bir inisiyatiftir. Abdullah Öcalan tarafından üretilen kendi fikirleri parlamentoda yasa çıkaracakları zaman dikkate alınacaktır. Kendisinin parlamento için ürettiği öneriler dikkate alınacaktır.
Biz iki şeyden bahsediyoruz. Bir kamuoyuna yapılan açıklamalar. Bir de perde arkasındaki gidişat. Bunu kendilerine söyledik. Hem MİT hem devlet için oldukça riskli. Hali hazırda PKK ile müzakereye oturmuş olmaları bugün kamuoyuna yansırsa CHP ve MHP ne der acaba? Devlet temsilcisi olarak MİT’in elemanlarının burada hem Diaspora temsilcileri hem de Dağ Kadrosu ile Oslo’da müzakereye oturmuş oldukları duyulsa ne olurdu? CHP ve MHP ne derdi? Aynı şekilde ne kadar kötü olurdu kendileri için.”
Abdullah Öcalan’ın istekleri Anayasa’nın demokratik özerklik ve eşit ortaklık temelinde oluşturulmasıydı.
Koordinatör ülke ise ABD’ydi. Koordinatör, David Philips’ti. Abdullah Gül de 2009’un Mart ayında “İyi şeyler olacak” dediği zaman Nisan ayında Oslo’da PKK ile MİT arasında gizli bir toplantı yapılacağını biliyordu!
“İyi şeyler”, David Philips tarafından organize edilen, MİT-PKK görüşmesiydi!
***
Gemini’nin derlemesine göre Osmanlı döneminde düze inmek, eşkıya ve zeybeklerin dağdaki yasadışı hayattan vazgeçip yerleşik hayata dönmesi, devletle anlaşarak af dilemesi veya devlet hizmetine (kır serdarlığı gibi) girmesi anlamına geliyordu.
Ege’de bazı güçlü efeler, devletle pazarlık yaparak silahlarını bırakmama, belirli bölgelerde yetkili olma veya köylere jandarma sokmama gibi şartlarla düze inerdi.
Güneydoğu’da ise dağdaki şakiler, devlet tarafından zaptiye, kır serdarı veya gönüllü milis olarak görevlendirilip diğer eşkıyaları yakalamak için kullanılırdı.
- yüzyılda şakilerin af karşılığında bölge güvenliğini sağlayan nizami veya yarı nizami birliklere (Hamidiye Alayları gibi) katılarak devlet hizmetine girmesi istenirdi.
Şimdi ise PKK’ya Hamidiye Alayları muamelesi yapılıyor...