Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, GeBeTe TV’ye verdiği röportajda emniyet teşkilatı, jandarma, sahil güvenlik, çarşı mahalle bekçileri ve infaz koruma memurlarının sorunlarına yönelik çarpıcı açıklamalarda bulundu. Uzun yıllar Polis Akademisi, Harp Okulu ve istihbarat kurslarında ders verdiğini hatırlatan Özdağ, güvenlik bürokrasisini ve personelin çalışma şartlarını en yakından bilen siyasetçilerden biri olduğunu vurguladı.
İşte Ümit Özdağ’ın açıklamalarından öne çıkan satır başları:
“FETÖ GİTTİ, METÖ’LER GELDİ; LİYAKAT ŞART”
Son 20-23 yılda devlet kurumlarının, özellikle de Emniyet, Jandarma, TSK ve yargının ağır bir tahribat sürecinden geçtiğini belirten Özdağ, AK Parti iktidarının cemaat ve tarikatlarla yaptığı ittifakların bedelini ülkenin 15 Temmuz darbe girişimiyle ödediğini ifade etti. İktidarın bu süreçten ders çıkarmadığını savunan Özdağ, “FETÖ gitti, METÖ’ler geldi. Türkiye hâlâ bir cemaat ve tarikatlar koalisyonu tarafından yönetiliyor. Zafer Partisi iktidarında devleti tarikat esasına göre değil, liyakat ve yurttaş esasına göre yeniden yapılandıracağız” dedi.
SİYASİ BASKILAR VE “ÜVEY EVLAT” MUAMELESİ
Siyasetçilerin kolluk kuvvetleri üzerindeki baskılarına tepki gösteren Özdağ, geçmişte bir milletvekilinin oğlunun karakolda polisleri sıraya dizmesini ve bir başka milletvekilinin kameralar önünde polisi azarlayıp sürgüne göndermesini sert bir dille eleştirdi: “Oradaki polis Türk devletini temsil ediyor. Bu kabul edilebilir değil.”
Polislerin devlet memurları gibi 8 saat değil, yeri geldiğinde 16 saat çalışmasına rağmen aynı maaşı aldığını söyleyen Özdağ, polise adeta “üvey evlat” muamelesi yapıldığını, subaylar ile polislerin vatan savunmasında eş değer görülmesi ve mali haklarının hem çalışırken hem de emeklilikte iyileştirilmesi gerektiğini belirtti.
BÜYÜKŞEHİRLERDE GEÇİM SIKINTISI VE “EV PAYLAŞAN POLİSLER”
Ekonomik kriz nedeniyle polis ve jandarma personelinin artık İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyükşehirlere gitmek istemediğini, aksine geçinebilmek için Doğu illerinde kalmayı tercih ettiğini ifade eden Özdağ, “İstanbul’da polis ailelerinin ev paylaştığını duydum. AK Parti’nin Türkiye’yi getirdiği durum, geçmişteki komünist ülkelerin yaşam pratiğidir” diyerek hayat pahalılığına dikkat çekti.
“POLİS VAZİFE VE SELAHİYET KANUNU DEĞİŞMELİ”
Görevi başında suçlulara müdahale eden polislerin ağır hapis cezalarıyla karşı karşıya kalmasını eleştiren Zafer Partisi lideri, mevcut yasaların yetersiz olduğunu savundu. Bakırköy ve Esenyurt’ta yaşanan olayları örnek gösteren Özdağ, şu ifadeleri kullandı:
“Polis eline silahı alsın, istediği kişiyi vursun demiyoruz; zaten polis de böyle bir yetki istemiyor. Ama polis önce kendini korumak istiyor. Olayda nefsi müdafaa var, suçlu polise ateş açmış, polis de karşılık vermiş. Birçok polis ‘başıma bela gelmesin, hapse girersem maaşımı kim ödeyecek’ korkusuyla müdahale etmesi gereken yerde çekiniyor. Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’nda ciddi değişiklikler yapılması şart.”
6 AYDA POLİS AMİRİ OLUNMAZ
15 Temmuz sonrasında oluşan boşluğu doldurmak için amir statüsündeki öğrencilere verilen 6 ya da 9 aylık kısa süreli eğitimlerin kimlik erozyonuna yol açtığını belirten Özdağ, “6 ayda mesleki kimlik kazanılmaz. Polis Koleji ve ardından Polis Akademisi eğitimiyle o üniforma içerisinde meslekle özdeşleşmek gerekir. Zafer Partisi iktidarında bu eğitim kalitesini yeniden tesis edeceğiz” dedi.
İNFAZ KORUMA MEMURLARINA SENDİKA VE ÖZLÜK HAKKI SÖZÜ
Silivri Cezaevi’nde kaldığı 5 aylık dönemi hatırlatarak infaz koruma memurlarının da mahkumlar gibi zorlu bir yaşam sürdüğünü ve sürekli tehlikeli suçlularla muhatap olduğunu belirten Özdağ, memurların yaşadığı mobbing, statü, iletişim tazminatı ve maaş sıkıntılarına değindi. İnfaz koruma memurlarının sendika kurma mücadelelerini yakından takip ettiğini ve bu haklarının engellenmemesi gerektiğini ifade ederek bu konuyu her platformda gündemde tutmaya devam edeceğini sözlerine ekledi.
UYUŞTURUCU VE KUMAR BARONLARINA “TERÖR” MUAMALESİ
Güvenlik güçlerinin omuzlarındaki yükü hafifletmek için radikal adımlar atacaklarını belirten Ümit Özdağ, sığınmacı ve kaçakları vatanlarına göndereceklerini yineledi. Ayrıca, “Uyuşturucu ve sanal kumar baronlarına yeni yasalar ve infaz düzenlemeleriyle ‘terör örgütü’ muamelesi yapacağız. Mal varlıklarına el koyacağız. Sokaklarda torbacılar, çeteler değil, yalnızca devlet hakim olacak” taahhüdünde bulundu.
ERKEN SEÇİM ÖNGÖRÜSÜ: “2027 SONUNA DOĞRU”
Kasım ayında bir erken seçim olup olmayacağı yönündeki soruya da yanıt veren Özdağ, çiftçilerin açıklanan düşük taban fiyatlarına, emekli ve dulların ise yetersiz maaş zamlarına son derece öfkeli olduğunu belirtti. Mevcut ekonomik tablonun iktidar açısından yakın tarihte bir seçime işaret etmediğini söyleyen Özdağ, genel seçimlerin ancak 2027 yılının sonuna doğru gerçekleşebileceğini öngördüğünü ifade etti.