Ulusun talihi ve Mekke Antlaşması

Emekli Tuğgeneral Nejat Eslen ise ardı ardına gönderdiği mesajlarda şöyle dedi:

Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, iktidara yakın çevreler tarafından bile tereddütle karşılanırken Milli Gazete, anlaşmanın “üyelerden birine saldırı, diğerleri tarafından kendilerine karşı yapılmış sayılacak” ilkesine dikkat çekti. Milli Gazete, söz konusu maddenin, Suudi Arabistan'ın Türkiye ve Pakistan tarafından İran'a karşı koruma altına alınması demek olduğunu ifade etti

***

Emekli Tuğgeneral Nejat Eslen ise ardı ardına gönderdiği mesajlarda şöyle dedi:

“Bu antlaşma ile Ortadoğu'da yeni bir Sünni blok oluşmaktadır.

-Bu blok bölgeden çekilmeye hazırlanan ABD'nin yerini doldurmayı amaçlamaktadır. (İkame güç).

-Kaos cehennemine dönüşmüş Ortadoğu'da, ABD'nin beceremediği istikrar ve jeopolitik dengeler için bu paktın lider ülkesi olmak, riskli olduğu gibi Türkiye'yi ana jeopolitik ekseninden uzaklaştırma tehlikesi de taşımaktadır.

-Bu antlaşmaya göre Hindistan Pakistan'a saldırırsa biz de Pakistan'ın yanında Hindistan'a karşı savaşacağız.

-Bu antlaşmaya göre İsrail S. Arabistan'a saldırırsa; biz de S. Arabistan'ın yanında İsrail'e karşı savaşacağız.

-Suudi Arabistan'ın ve Pakistan'ın; tehdit algılaması ve güvenlik kaygıları ile aynı mı ki biz bu iki ülke ile savunma antlaşması imzaladık.

-Şey pardon, Tom Barrack nerelerde? Gören var mı bu günlerde?...

-Mekke antlaşmasının imzalandığı süreçte; ABD'de Genelkurmay Başkanı, Başkan Trump'a ‘Hava gücü ile İran savaşında siyasi amaçlarımızı gerçekleştirmemiz mümkün değil’ dedi.

-Ayrıca ABD'de seçim yaklaşıyor. Kritik mühimmat da azalıyor. Bu nedenle Trump, İran savaşını bitirmenin çarelerini arıyor.

-Bir başka ifade ile ABD İran savaşını kaybediyor.

-Ancak bölgede Şii İran'ın direnci kırılamadı.

-Ayrıca Yemen'de, Irak'ta İran'ın vekil güçleri var.

-Husiler Babülmendep boğazı ve Kızıldeniz için tehdit oluşturuyor.

-ABD bölgeden çekilmek, Asya-Pasifik'e yoğunlaşmak istiyor.

-ABD'nin bölgede İran'ı dengeleyecek Sünni bir bloka ihtiyacı var.

-Mekke antlaşması bu ihtiyacı karşılamak için düşünülmüş olabilir.

-Bu durum İsrail'in çıkarlarına uygundur.

-Mekke antlaşması yeni üyelerle genişlerse Ortadoğu NATO'suna dönüşebilir.”

***

Eslen, Cumhuriyet’te yayınlanan Temmuz 2026 yazısında ise ABD tarafından Türkiye’ye verilmek istenen “merkez ülke” görevine ve “Yeni NATO yapılanması”na dikkat çekmişti:

- “Yeni NATO’da ABD müttefiklerinin sorumluluk alması gereken iki cephe söz konusudur. Birincisi, Avrupalıların Rusya’ya karşı konvansiyonel caydırıcı askeri güç geliştirerek güvenliğini sağlamaktan sorumlu olduğu Avrupa cephesi. İkincisi ise Karadeniz’i, Güney Kafkasya’yı, Akdeniz’i ve Ortadoğu’yu içine alan, Avrupa cephesi ile irtibatlı ve Türkiye’nin merkezi istikrar gücü olarak görev alacağı geniş coğrafya...

-Türkiye’den, giderek önem kazanan coğrafi konumu, Avrupa’nın enerji güvenliğine mevcut ve potansiyel katkısı, askeri gücü ve savunma sanayii kapasitesi ile NATO’nun merkez gücü ve asli aktörü olarak bu coğrafyada istikrar görevi üstlenmesi istenmektedir. Bir başka ifade ile ABD, NATO’nun etki alanını, Ortadoğu’ya genişleterek Türkiye’nin yeteneklerini bu coğrafyada bölgesel çıkarları için kullanmak istemektedir.

-Kaos içindeki Ortadoğu’da NATO kapsamında kurulacak yeni güvenlik yapısında merkez cephe ülkesi görevini üstlenmek, Karadeniz’de ve Güney Kafkasya’da Rusya’yı, doğuda İran’ı dengelemek, NATO’nun nüfuz alanını Ortadoğu’da yaymak, Ortadoğu’dan Avrupa’ya uzanan göç yollarını tıkamak, Avrupa’ya enerji akışında hatların güvenliğini sağlamak, Orta Kuşak üzerinde Avrupa ve ABD’nin çıkarlarını Çin’e karşı dengelemek, savunma sanayisi alanındaki yeteneklerini yeni NATO vizyonuna entegre etmek...

-Bunlar, NATO’nun Türkiye’den beklentilerini oluşturmaktadır. Adana’da konuşlanacak Çokuluslu NATO kolordusu karargâhında ise Türkiye’nin merkezi güç olarak görev yapacağı bölge ile ilgili askeri planlamalar yapılacaktır.

-Türkiye’nin önceliği ABD’nin jeopolitik, Avrupa’nın güvenlik gereksinimleri olmamalıdır. Belirsizliklerin ve dengesizliklerin egemen olduğu bu risklerle dolu süreçte Türkiye, kaynaklarını, milli tehdit algılamalarını dikkate alarak öncelikle mili çıkarlarını gerçekleştirmek ve milli güvenliğini pekiştirmek amacı ile kullanmak zorundadır. Atatürk’ün ‘Kendilerine bir ulusun talihi emanet edilen adamlar, güç ve kudretlerini yalnız ve ancak yine ulusun gerçek ve ulaşılabilir yararları yolunda kullanmaktan sorumlu olduklarını bir an bile hatırlarından çıkarmamalıdır...’ sözünü yeniden hatırlatmakta yarar vardır.”

”***

Özetle Mekke Antlaşması, öncelikle ABD ve İsrail’in müttefiki olan Suudi Arabistan’ı, İran’a karşı korumak anlamına geliyor. Bu durumda, antlaşmanın milli ihtiyaçlardan kaynaklandığını veya milli bir stratejiye dayandığını söylemek mümkün değildir.

Arslan BULUT

Gündem Haberleri

“BU YENİ BİR SEVR TASARIMIDIR”
Türkiye ittifakı Sözcüsü Abdulkadir Bozkurt;" 50 Bin şehidin hesabını kim verecek"
Özgür Özel Bu yasaya "EVET" diyeceğiz...
10 Ağustos'ta Kime Mesaj Veriyorsunuz?
Yavaş’tan ‘çerçeve yasa’ açıklaması