BAHÇELİ, BUGÜN, İPİ İYİCE GERDİ…

BAHÇELİ, BUGÜN, İPİ İYİCE GERDİ…

MHP Genel Başkanı, hareketin lideri Devlet Bahçeli’nin bugünkü Meclis grup toplantısı konuşması iktidardan muhalefete herkese ayar niteliğindeydi.

A+A-

“CUMHUR İTTİFAKI’NDA İPLER KOPUYOR MU?” başlıklı dünkü yazımızda, geçtiğimiz Perşembe günü sarayda gerçekleşen Tayyip Erdoğan-Devlet Bahçeli zirvesinin perde arkası bilgilerini kaleme almış ve bu can alıcı soruyu gündeme getirmiştim. Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan belliydi. Uzun zamandır kaleme alıyorum; Cumhur İttifakı ortakları arasındaki gerginlikleri, “çözüm süreci” masasının sallandığını..

MHP Genel Başkanı, hareketin lideri Devlet Bahçeli’nin bugünkü Meclis grup toplantısı konuşması iktidardan muhalefete herkese ayar niteliğindeydi. Ancak konuşmanın flaşı, Tayyip Erdoğan ve saray iktidarına yönelttiği çok ağır eleştirilerdi. Bahçeli’nin “terörsüz Türkiye” başlığı altında saraya yönelttiği ağır eleştirilerin arka planında başka gerekçelerinde olduğunu -aldığım duyumlar ışığında- sizlere garanti ederim.

Neyse…

Devlet Bahçeli’nin Tayyip Erdoğan ve saray iktidarını çok sert eleştirdiği konuşmanın en can alıcı bölümünden başlayalım;

“ Çok iyi idrak edilmelidir ki Cumhur İttifakı, yalnız seçim dönemlerinde kurulan sandık birlikteliği değildir. Türkiye’nin terörle mücadelesinde, millî iradenin korunmasında, savunma sanayii hamlesinde, dış politika kararlılığında, devlet-millet sürekliliğinde ve kriz zamanlarında istikrarın muhafazasında önemli bir siyasi hat oluşturmuştur.

Kabine, bürokrasi ve Cumhur İttifakı unsurları aynı hedefe bakmalı, aynı istikamete yürümeli, aynı tarihî sorumluluğun ağırlığını taşımalıdır. Her bakanlık bir cephe, her kurum bir mevzi, her karar Türkiye’nin büyük yürüyüşünün parçası olarak görülmelidir.

İç siyasetin dili, seviyesi ve sorumluluk anlayışı da aynı ciddiyete ulaşmalıdır. Dünya ağır bir belirsizlik döneminden geçerken Türkiye’nin iç siyaseti ve Terörsüz Türkiye vizyonu küçük hesaplara, günlük çekişmelere ve dar parti menfaatlerine sıkıştırılamaz.

 

Türkiye’yi yönetmek ciddiyet ister. Türkiye’yi yönetmeye talip olmak dirayet, azamet ve ağır bir mesuliyet ister. Millî meseleler, kişisel çıkar siyasetinin gölgesinde konuşulamaz. Milletin kaderi, devletin bekası ve vatanın istikameti böylesi bir hafiflikle taşınamaz. Bu ülkeyi yönetmeye talip olanın uykusu kaçmalı, saçları ağarmalı, kalbi acımalı, zihni yorulmalı, vicdanı sızlamalıdır. Çünkü devleti yönetmeye talip olanın zihnindeki ve kalbindeki yük, onun ayaklarının yerden kesilmesine izin vermez; onu sürekli yere, millete ve hakikate bağlar.”

*** 

Devlet Bahçeli’ye göre “terörsüz Türkiye” sürecini ağırdan alan Tayyip Erdoğan ve iktidarı kişisel küçük hesaplar yapmakla suçlandı. Saraya son zamanlarda muhalefetin bile yapamadığı ağır bir eleştiriyi duymuş olduk. Devleti yönetirken kimin ayakları yerden kesik?.. Bu ifade ile kim kastediliyor ve de uyarılıyor acaba?.. “Günlük siyasi kazançların, küçük hesapların telaşıyla bu tarihi yükümlülüğe sırt çevrilmemelidir” göndermesi saraya değildir de kimedir acaba?..

Hareketin lideri Devlet Bahçeli, aslında konuşmasının başında, “ekonomik seferberlik”, "kültürel seferberlik” teknolojik seferberlik” başlıkları ile yaptığı değerlendirmede saray iktidarını hafif hafif eleştirmeye başlamıştı. Kalkınma hamlelerin gecikmesini “terörsüz Türkiye” hedeflerinin aksatılmasına gayet güzel bağladı.

Devlet Bahçeli, eleştiril vitesini kademeli olarak yükseltti ve yazının hemen başında alıntı yaptığım cümleleri ile sarayı yerle yeksan etti. MHP’nin asker milletvekilleri de hiç haberleri olmadıkları ve ilk kez hayretler içinde dinledikleri bu konuşmayı, verilen talimat gereği ayakta çılgınca alkışladı.

*** 

Hâl böyle olunca da , Devlet Bahçeli’nin bebek katili Abdullah Öcalan için önerdiği “statü” formülü yan manşette kaldı. Bahçeli’nin daha önceki konuşmalarında “önder olarak adlandırdığı terörist başı için önerdiği “statü” neydi?;

“Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü”

Bu öneri, katiller sürüsü ve de siyasi sözcülerini kesecek mi?.. Sarayın yaklaşımı ne olacak?.. Herhalde çok kısa süre için bekleyip göreceğiz..

Dedim ya!.. Herkese ayar veren bir konuşmaydı. MHP’den kopanlar ve çeşitli parti tabelaları altında birleşenler de nasibini lisan-ı münasiple aldı.

Şöyle açıklık getireyim,

“Merhum şairimiz Mehmet Nafiz Karakoç’un o güzel ifadesiyle;

 

‘Bu ülküyle sevdalanıp coşanlar

 

Gönül verip arkasından koşanlar

 

Türk-İslam yolunda ayrı düşenler

 

Bir araya derilecek gün gelir.’

 

Şu hususun da altını çizerek ifade ediyorum; Elbette siyaset rekabet alanıdır. Farklı partiler olacaktır, eleştiri yapılacaktır. Demokrasinin tabiatı budur. Ancak eleştiri başka, ülkenin moralini yıpratmak başkadır. Rekabet başka, Türkiye’nin istikametini karartmak başkadır. Muhalefet etmek başka, millî meselelerde ortak aklı zehirlemek başkadır.

‘Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben! anlayışı, devlet ve siyaset ahlakının özüdür. Millî meselelerde sorumluluk almak, Türkiye’nin bekasını parti menfaatinin üstünde görmek, şehitlerimizin aziz hatırasını, gazilerimizin fedakârlığını, annelerin duasını, çocukların geleceğini ve milletin ortak huzurunu siyasi hesapların üzerinde tutmak demektir.

 

Muhalefet yaparken düşülen temel zafiyet de burada ortaya çıkmaktadır. Mesele yalnız sert söz söylenmesi veya iktidarın eleştirilmesiyle sınırlı kalmamaktadır. Asıl sorun, Türkiye’nin içinde bulunduğu tarihî dönemeçin doğru okunamaması, her meselenin günlük polemik, şahıs tartışması ve dar parti çıkarı üzerinden okunmasıdır ve bu ciddi bir ufuk eksikliğidir.

Türkiye’ye muhalefet edilmez; iktidara muhalefet edilir. Hükümete eleştiri yöneltilir. Politikalara alternatif teklif edilir. Ancak Türkiye’nin imkânlarını küçümseyen, milletin moralini bozan, dışarıdaki baskılara içeride söylem desteği veren, her stratejik adımı itibarsızlaştırmaya çalışan çizginin adı siyasal sığlıktır.”

***

Üç vakte kadar devlet baba, MHP’den kopanları ve kendi partilerinin tabelalarını asanları hizaya getirir “yuvaya” geri döndürür, hizaya gelmeyenleri de bir güzel pataklarsa sakın ha şaşırmayın!.. Bu işe şimdiden teşne olan isimleri biliyorum ama o da başka bir yazının konusu!..

 

Ahmet Takan

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.