EMANET BİLİNCİMİZ, AHİLİK VE KALİTE ANLAYIŞIMIZ

EMANET BİLİNCİMİZ, AHİLİK VE KALİTE ANLAYIŞIMIZ

Emanet Bilinci: Ahilikten AYS-999’a Kalitenin Ahlakı

A+A-

Kur’ân-ı Kerîm’de “emanet” kavramı, yalnızca bir malı veya görevi korumak anlamına gelmez; insanın Allah’a, topluma, tabiata, bilgiye, mesleğine ve kendi nefsine karşı taşıdığı bütün sorumlulukları kuşatan büyük bir bilinçtir. Ahzâb Sûresi 72. ayette “emanet”in göklere, yere ve dağlara teklif edildiği, onların bunu yüklenmekten çekindiği, insanın ise bu emaneti yüklendiği bildirilmektedir. Bazı tefsir ve yorumlarda bu emanet; Tevhid, Fıtrat, Misak, Adalet, Akıl, Muhataplık, Sorumluluk, Yetkinlik ve Halifelik kavramlarıyla ilişkilendirilmektedir. Bu yönüyle insan, sadece yaşayan bir varlık değil; tercih eden, ölçen, seçen, karar veren, sorumluluk üstlenen ve hesabını verecek olan ahlaki bir varlıktır.281ae087-ee34-4d8d-906e-30b6b3dab04a-230.jpgAynı kökle anlam ilişkisi bulunan iman; güven, emniyet ve huzura dayalı bir sorumluluk bilinci ile güvenin içselleştirilerek tasdik edilmesi şeklinde de yorumlanabilir. El-Mü’min, kendisine iman edilen ve güven veren Yaratıcımızın güzel isimlerinden biridir. Büyüklerimizin “İman edenin stresi olmaz.” sözü de teslimiyet, tevekkül ve güven duygusunun insan hayatındaki önemine işaret eder. Emanetin zıddı olan hıyanet ise güveni ve sorumluluğu zedeleyen davranışları ifade eder. İnsanın hata ve yanlışlarından dönerek bunları tekrarlamamaya yönelik samimi iradesi olan tevbe-i nasûh; farkındalığı artıran, hayat boyu öğrenmeyi destekleyen, insanın bilinç ve karakter gelişimini sürekli iyileştiren manevi bir gelişim süreci olarak değerlendirilebilir.

 

Nisâ Sûresi 58. ayet emanet bilincini toplumsal ve kurumsal hayata taşır: Allah, emanetlerin ehline verilmesini ve insanlar arasında hükmedildiğinde adaletle hükmedilmesini emreder. Bu ayet; yönetim, liyakat, adalet, görev dağılımı ve karar alma süreçleri bakımından temel bir ilke ortaya koymaktadır. Adaletin gerçekleşmesi; doğru bilgiye, hakkaniyetli ölçülere ve kimin hangi göreve ehil olduğunun doğru belirlenmesine bağlıdır. Bizler de beşikten mezara kadar, bize takdir edilen ömür içerisinde, Peygamberimizin hayatında örneklediği “Muhammedü’l-Emîn”, yani güvenilir insan vasfını esas alan kaliteli bir hayat sürme iradesine sahip olmalıyız.

 

Emanet kökünün Kur’ân’daki tekil ve çoğul kullanımları da bu bilinci tamamlamaktadır. Bakara 283’te güven ilişkisi içinde kendisine emanet bırakılan kimsenin emaneti yerine getirmesi istenir; bu anlayış ticaretin, borç-alacak ilişkilerinin ve kayıt disiplininin ahlaki temellerinden biridir. Enfâl 27’de Allah’a, Resûlü’ne ve emanetlere hıyanet edilmemesi emredilir. Mü’minûn 8 ve Meâric 32’de ise müminlerin emanetlerine ve ahitlerine riayet ettikleri belirtilir. Böylece emanet; sözde doğruluk, işte dürüstlük, kayıtta güvenilirlik, görevde ehliyet ve ilişkilerde sadakat olarak hayatın bütün alanlarına yayılır.

 

Ahilik medeniyeti, bu Kur’ânî emanet bilincinin meslek, ticaret, üretim ve insan ilişkileri alanındaki tarihî tezahürüdür. Ahilikte kalite yalnızca ürünün sağlamlığı değildir; insanın ahlakı, ustanın sözü, çırağın terbiyesi, terazinin doğruluğu, kazancın helalliği, komşunun hakkı ve müşterinin güvenidir. “Eline, beline, diline sahip olmak” anlayışı; günümüz yönetim diliyle etik davranış, proses disiplini, paydaş güveni, sosyal sorumluluk ve sürdürülebilir kalite kültürü ile ilişkilendirilebilir.

 

Kalite kavramı, tarih boyunca farklı düşünür ve kalite guruları tarafından değişik ifadelerle tanımlanmış olsa da özünde güvenilir ve doğru iş yapma düşüncesine dayanmaktadır. Joseph M. Juran kaliteyi genel olarak “kullanıma uygunluk”, Philip B. Crosby “şartlara uygunluk” anlayışıyla açıklamış; W. Edwards Deming kaliteyi müşterinin mevcut ve gelecekteki ihtiyaçlarını dikkate alan, süreçlerin sürekli iyileştirilmesine dayalı bir yönetim anlayışı olarak ele almıştır. Armand V. Feigenbaum kaliteyi kuruluşun bütün fonksiyonlarının katıldığı toplam kalite sorumluluğu, Kaoru Ishikawa ise kaliteyi yalnızca ürünün değil; insanın, süreçlerin ve kuruluşun bütününün geliştirilmesi olarak değerlendirmiştir. Genichi Taguchi ise kalitesizliği, ürünün kullanımından itibaren toplumda meydana getirdiği kayıp açısından ele alarak kaliteye toplumsal bir boyut kazandırmıştır. Günümüz ISO yönetim sistemi anlayışında ise kalite, genel olarak bir nesnenin kendisine özgü özellikler bütününün şartları karşılama derecesi üzerinden değerlendirilir. Görüldüğü gibi kalite; yalnızca hatasız ürün üretmek değil, ihtiyacı doğru anlamak, şartları karşılamak, işi ilk seferinde ve her seferinde doğru yapmak, sürekli iyileştirmek, müşteri ve paydaş güvenini korumak ve topluma zarar vermemektir. Bu yönüyle modern kalite düşüncesi ile Ahiliğin dürüstlük, ölçü, ehliyet, güven ve kul hakkı anlayışı aynı temel sorumluluk noktasında buluşmaktadır.

 

AYS-999 Ahilik Yönetim Sistemi Standartları, bu kadim emanet ve Ahilik bilincini çağdaş yönetim sistemi yaklaşımıyla bütünleştirme çabasıdır. AYS-999’un özü; insanı, kurumu, ürünü, hizmeti, çevreyi ve toplumu birbirinden koparmadan bir bütün olarak değerlendirmektir. Kaliteyi yalnızca belge almak, prosedür yazmak veya denetimden geçmek olarak görmek eksiktir. Gerçek kalite; verilen sözün tutulması, işin ehline verilmesi, risklerin önceden görülmesi, hataların gizlenmemesi, ölçümlerin doğru yapılması, kaynakların israf edilmemesi, sürekli iyileştirmenin sağlanması ve her kararın emanet şuuru ile alınmasıdır.

 

Bu nedenle AYS-999’da kalite bilinci, emanet bilincinden bağımsız düşünülemez. İnsan bize emanettir; çalışanların yetkinliği, güvenliği, hakkı ve onuru korunmalıdır. Müşteri emanettir; ona doğru bilgi, güvenilir ürün ve hizmet ile adil muamele sunulmalıdır. Çevre emanettir; bugünün kazancı için gelecek nesillerin hakkı tüketilmemelidir. Bilgi emanettir; kayıtlar, ölçümler, raporlar ve belgeler gerçeği yansıtmalıdır. Kaynaklar emanettir; israf edilmemeli ve verimli kullanılmalıdır. Yönetim de emanettir; makam, yetki ve imza kişisel bir üstünlük değil, hesap verilebilir bir sorumluluktur.

 

AYS-999’un ortaya koymaya çalıştığı anlayışta kalite, yalnızca “Ne ürettik?” veya “Standardın şartlarını karşıladık mı?” sorularına cevap vermekle sınırlı değildir. Bunun yanında “Nasıl ürettik?”, “Kime karşı sorumluyuz?”, “Adaletli davrandık mı?”, “İnsanlara ve çevreye zarar verdik mi?”, “Bize emanet edilen kaynakları doğru kullandık mı?” ve “Yaptığımız iş güven oluşturdu mu?” sorularının da cevabı aranmalıdır. Çünkü sürdürülebilir kalite, ancak teknik yeterlilik ile ahlaki sorumluluğun birlikte yaşatılmasıyla mümkündür.

 

Sonuç olarak Emanet, Ahilik ve Kalite, birbirinden kopuk kavramlar değil, aynı sorumluluk anlayışının farklı zaman ve alanlardaki ifadeleridir. Kur’ân bize emaneti yüklenen insan olduğumuzu hatırlatır; Ahilik bu emaneti ahlaka, mesleğe, üretime ve ticarete taşır; modern kalite yönetimi bunu süreçlere, ölçmeye, doğrulamaya ve sürekli iyileştirmeye dönüştürür; AYS-999 ise bütün bu değerleri insan merkezli, etik, güvenilir, ölçülebilir ve sürdürülebilir bir yönetim anlayışında buluşturmayı hedefler.

 

Allah’ımızın bize kazandırmak istediği emanet bilinci; güvenilir olmak, işi ehline vermek, adaletle yönetmek, doğru ölçmek, doğru kayıt tutmak, verdiğimiz sözü yerine getirmek, israf etmemek, sürekli öğrenmek ve iyileşmek, kaliteyi ahlakla bütünleştirmek ve üstlendiğimiz her sorumluluğun hesabını vereceğimizi unutmamaktır.

 

Hepimize Emanet bilincine sahip, güven veren ve KALİTELİ bir ömür diliyorum.

Sami ÖZTÜRK

İNSAN VE KALİTE DERNEĞİ BAŞKANI

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.