Iğdır: Kadim Türk Yurdu ve Direnişin Simgesi

Iğdır: Kadim Türk Yurdu ve Direnişin Simgesi

Iğdır, coğrafi ve stratejik konumu sebebiyle tarih boyunca bir geçiş bölgesi olmuş, birçok millet ve medeniyete ev sahipliği yapmıştır.

A+A-

Aynı zamanda bu topraklar, hakimiyet mücadelelerinin yaşandığı bir sahne olmuştur. Elverişli iklimi, verimli toprakları, bol su kaynakları ve sulama imkânlarıyla Iğdır, Orta Asya’dan Anadolu’ya göç eden kavimlerin geçiş güzergâhında bulunmuştur. Bu sebeple, bölgenin yerleşim tarihinin Anadolu ve Mezopotamya için kabul edilen Neolitik devrin başlangıcı olan M.Ö. 6–7 bin yıllarına kadar uzanabileceği tahmin edilmektedir.

 

1943 yılında yapılan araştırmalarda, Aralık İlçesi’nde, Iğdır Merkez Yaycı Köyü ve Karakoyunlu İlçesi Gökçeli Köyü’nde höyükler tespit edilmiştir. Aynı dönemde Revan (Erivan) bölgesinde yapılan araştırmalarda da Neolitik devre ait belgeler bulunmuştur. Ancak bölgede henüz kazı yapılmamış olması, Iğdır’ın yerleşim tarihinin tam olarak aydınlatılamamasına sebep olmaktadır.

 

Yörenin bilinen ilk yerleşik kavmi, M.Ö. 4000 yıllarında Orta Asya’dan gelip Azerbaycan ve Doğu Anadolu’ya yerleştiği tahmin edilen Hurriler’dir. Onları Mittaniler, Hititler, Asurlular, Kimmerler, Medler, Persler, Sümerliler ve Subailer takip etmiştir. Daha sonra Urartular, Arsaklı göçebeler, Sakalar, Sasaniler ve Bizans İmparatorluğu bölgeye hâkim olmuştur.

 

646 yılında Iğdır Müslümanların eline geçmiş ve bu dönem 425 yıl sürmüştür. Sürmeli ve Sahat Çukurları (Revan ve Iğdır), eyalet hâline getirilmiş; önce Arap, sonra Türk valiler tarafından yönetilmiştir. Abbasiler döneminde ise bölge tamamen Türk valilerin idaresine girmiştir.

 

Selçuklular, 1048 Pasinler Savaşı’ndan sonra bölgeye yerleşmiş, 1071 Malazgirt Zaferi’nin ardından Iğdır kesin olarak Türk hâkimiyetine girmiştir. Bölge uzun süre Kayı boyunun idaresinde kalmış, Moğol istilası başlayınca Kayılar batıya göç ederek Osmanlı Beyliği’ni kurmuşlardır. Rivayetlere göre, Osmanlı’nın kurucusu Osman Bey’in Iğdır’da doğmuş olabileceği dahi söylenmektedir.

 

Iğdır, tarih boyunca birçok devletin hâkimiyetine girmiştir: Herzemşahlar, Cengizliler, İlhanlılar, Karakoyunlular, Akkoyunlular, Safeviler, Osmanlılar, Afşarlar, İrevan Hanlığı, Kaçarlar ve Çarlık Rusya’sı bu topraklarda iz bırakmıştır. İlhanlı hükümdarı Hülagü’nün Ağrı Dağı eteklerinde yaptırdığı “Alatağ Sarayı” ve Karakoyunlulardan kalma koçbaşı mezar taşları, bu dönemlerin hatırasıdır.

 

1736’da Nadir Şah’ın ölümüyle birlikte Azerbaycan Hanlıkları ortaya çıkmış, Iğdır 1747–1828 yılları arasında 81 yıl İrevan Hanlığı’na bağlı kalmıştır. 1828’den itibaren ise yaklaşık 89 yıl Çarlık Rusya’nın işgali altında yaşamıştır.

 

Birinci Dünya Savaşı ve sonrasında ise Iğdır, büyük acılara sahne olmuştur. 1918–1920 yılları arasında bölgede yaşanan Ermeni mezalimi, halkı kendi kaderini tayin etmeye yöneltmiş ve Iğdır Milli Cumhuriyeti kurulmuştur. Nihayetinde 14 Kasım 1920’de Iğdır, Ermeni işgalinden kurtarılmış ve Türkiye topraklarına katılmıştır.

 

M.Ö. 4000 yılından günümüze kadar geçen 6 bin yılı aşkın sürede Iğdır, 30’dan fazla devletin hâkimiyetine girmiştir. Ancak bugün Batı Azerbaycan’ın kadim Türk yurtlarından geriye kalan tek yer, Iğdır ilidir. Misak-ı Milli sınırlarına dâhil olmadığı hâlde bu toprakların bizde kalmasının sebebi, Iğdır halkının kahramanlığı, direnç ve fedakârlığı; Mustafa Kemal Atatürk’ün ileri görüşlülüğü ve Kazım Karabekir Paşa’nın azmi olmuştur.

 

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü, Şark Kahramanı Kazım Karabekir’i ve ölümüne direnen Iğdır halk milislerini rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. Ruhları şâd, mekânları cennet olsun. Yüce Allah, bu millete bir daha o kara günleri yaşatmasın.

 

Rufat GÜREL

Araştırmacı Yazar

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.