
MAZLUM MİLLET MİLLİYETÇİLİĞİ
Dünyanın gelişmiş ülkeler ve az gelişmiş ülkeler olarak bölündüğü bir çağda, milliyetçiliğin özel bir yeri vardır .
Bütün toplumların tarım ekonomisine dayandığı çağlar artık geride kalmıştır. O çağlarda fikirlerin ve siyasetlerin yüklendiği fonksiyonlarla, çağımızdaki fonksiyonların farklı olması tabiîdir. Bugün bütün az gelişmiş ülkelerde bütün ideolojilerin bir numaralı sloganı «kalkınma»dır. Kalkınma, kavram olarak bile sanayi inkılâbı ile ortaya çıkmıştır. Az gelişmiş ülkelerin genel ideolojisi olan milliyetçilik de tabîi ki, kalkınma’yı baş slogan olarak seçecekti.
Kalkınmaya çalışan ülkelerin milliyetçiliği ile kalkınmış ülkelerin milliyetçiliği, bu değişik konumlardan dolayı farklıdır. Kalkınmış ülkelerin ileri derecede sanayileşmiş olmalarından ve teknolojiden doğan güçleri, bu ülkeleri dünya pazarlarına ve hammadde kaynaklarına yöneltmiştir. Çağdaş ekonominin dev boyutları, millî sınırları aşmıştır. Bundan dolayı da gelişmiş ülkeler, öteki ülkelerin ekonomilerini kendi çıkarlarına göre yönlendirmek isterler. Batı’nın az gelişmiş ülkelere teklif ettiği kalkınma modelleri, Batı ekonomilerinin ihtiyaçlarını karşılama yönünde kalkınma modelleridir.
Aynı şey, Sovyet bloku için de geçerlidir. Sovyetler, COMECON vasıtasıyla peyk ülkeleri Sovyet ekonomisinin ihtiyaçlarına göre veya başka bir deyişle Sovyet ekonomisinin ihtisas dalları haline gelecek şekilde yönlendirmeye çalışmaktadırlar. Sovyet liderleri, yalnız Sovyet'ler Birliği’nin her dalda gelişmesini ama peyk ülkelerin birkaç dalda "uzmanlaşması"nı savunuyorlar.
Bu teklifler, az gelişmiş ülkelerin ekonomilerini, sürekli ithalât ve ihracat kalemleri dolayısıyla gelişmiş ülkelere bağımlı hale getirmektedir. Halbuki az gelişmiş ülkelerin bu bağımlılık zincirlerini kırarak kendi potansiyellerine göre kalkınmaları lâzımdır. İşte bu noktada, az gelişmiş ülkeler milliyetçiliğinin yani mazlum milletlerin kurtuluş ülküsünün anti-emperyalist yönü ortaya çıkmaktadır.
Emperyalizm, sosyalist olsun kapitalist olsun gelişmiş ülkelerin çıkarına işleyen bir mekanizmadır. Az gelişmiş ülkeler, milliyetçilik yoluyla bu mekanizmayı kırmaya çalışıyorlar. Böylece tüm gelişmiş ülkeler karşısında bütün az gelişmiş ülkelerin çok genel nitelikte menfaat birliği vardır. Çağımız, sosyalist ve kapitalist ülkelerin dahil olduğu emperyalizmle, mazlum milletlerin dahil olduğu milliyetçilik arasında beliren temel bir çelişkinin çağıdır. (Kuzey - Güney meselesi)
O halde mazlum ülke milliyetçiliği anti - emperyalisttir, bu yüzden de hem komünizme hem kapitalizme karşıdır. «Üçüncü yol», mazlum milletler milliyetçiliğinin ekonomik kalkınma modelinin genel adıdır.>>>
Taha AKYOL
(Kaynak: Taha Akyol 1980'LERDE TÜRKİYE Başak yay. 1980-Ank.)

HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.