
SERHATTA KALAN YÜREĞİM: GURBETTE BİR IĞDIRLININ HASRETİ
Iğdırlı olmak farklıdır. Iğdır, farkı fark edenlerin yaşadığı bir serhat şehridir.
Tarih boyunca birçok kültür ve medeniyete ev sahipliği yapmış, bütün güzel değerleri bünyesinde harmanlamış; hoşgörülü, vakur ve metanetli insanlarıyla müstesna bir vatan parçasıdır.
Iğdır insanı tarihinde çok acılar, çok zorluklar yaşadı. Volkanik patlamalar, depremler, seller, taşkınlar; işgaller, katliamlar, yokluklar ve ayrılıklar gördü. Ama hiçbirinde yılmadı. Dayandı, direndi, küllerinden yeniden doğdu. Çünkü bu toprakların insanı sabrı, inadı ve umudu bir arada taşır yüreğinde.
Her Iğdırlı tek başına bir diasporadır. Gurbette olmayan, gurbette yaşamayan Iğdır’ın kıymetini tam manasıyla anlayamaz. Gurbet, insanın içindeki memleketi büyütür. Duyduğun bir tarın, bir akordeonun sesi alır götürür seni Korhan Yaylası’na, Pamuk Dağı’na, Alagöz’e… Başında beyaz gelinlik gibi duran Ağrı Dağı uzaktan selamlar. Bir anda Serdarbulağı, Karasu, Tekelti Dağı, Testere Vadisi, Gökkuşağı Tepeleri ve Aras’ın serin suları gözünün önünde canlanır. Kire’de öten kekliğin sesine karışır kekik kokusu; sanki bir yudum dağ çayı içmiş gibi olursun.
Doğup büyüdüğün köy düşer aklına. Annenin ninnileri, ninenin anlattığı nağıllar kulaklarında çınlar. Yediğin kuymak, nenenin avucuna koyduğu nabat şekerinin tadı hâlâ damağındadır. Bozbaşın kokusu, Iğdır’ın şalak kayısısı, Melekli’nin şalağı, Alagızıl, Mürşitali’nin karpuzu, Kadıkışlak ve Çalpalan’ın şeftalisi bir film şeridi gibi geçer gözünün önünden.
Moralin iyi değilse, keyfin yerine gelsin istiyorsan Kaçardoğanşalı Köyü’ne gidip kahvede tavşan kanı çay içip sohbet edeceksin. Yapılan sohbetin tadını, keyfini hiçbir yerde bulamazsın. Psikolojisi bozuk hastaya doktor reçetesi gibidir. Yapılan espri ve şakalarla, sohbetlerde zamanın nasıl geçtiğini bile fark edemezsin.
Kosaların oyunu, Nevruz ateşinden atladığın günler, komşuda kulak asmalar, “Yedi nevin elimde mendil” çekilen yalıbaşı eğlenceleri; yumurta boyayıp tokuşturduğun, aşık ve topaç oynadığın günler… Hepsi birer hatıra değil, yürekte yaşayan birer özlemdir artık.
Gurbette Iğdır’ı yaşamak bambaşka bir duygudur. Hele bir de bir köylüne, bir hemşerine rastlarsan, değmeyin keyfine… Bir bakıştan, bir kelimeden tanırsın Iğdırlıyı. Konuşmasında Aras’ın akışı, duruşunda Ağrı Dağı’nın heybeti vardır. Gurbette bir Iğdırlı mutlaka başka bir Iğdırlıyı bulur. Bulunca da bulunduğu yeri bir parça Iğdır’a çevirir. Bir çay ocağında, bir dernek köşesinde, bir ev sofrasında Iğdır yeniden kurulur.
Bizim için Iğdır sadece bir şehir değildir; çocukluğumuzdur, anılarımızdır, mezarlarımız, dağlarımız, türkülerimizdir. Iğdır bitip tükenmez hatıradır, vefadır. Hatıralarını unutursan ölürsün. Vefa da imandandır. Gurbette kalbimizin bir yanı hep serhatta atar. Ne kadar uzak olsak da Ağrı Dağı her sabah yüreğimize doğar, Aras her akşam içimizden akıp gider.
İşte bu yüzden her Iğdırlı, gurbette biraz mahzun, biraz gururlu ama her daim memleket sevdalısıdır. Çünkü Iğdır, insanın sadece doğduğu yer değil; ömrü boyunca içinde taşıdığı bir hasret, bir dua, bir sızıdır.
Rufat GÜREL
Araştırmacı Yazar

HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.