Yılmaz Özdil youtube kanalında yaptığı yayında 1993 yılındaki Bingöl katliamını ve vücuduna isabet eden 7 kurşunla sağ kurtulan Gazi Erdal Özdemir, tekerlekli sandalyeyle katıldığı hak arayışı eylemi dönüşünde hayata veda etmesini şu sözlerle aktardı:
Gazeteci Özdil yayınında şu ifadelere yer verdi:
1993 yılına gidelim. Mayıs ayıydı. 1993 yılı. PKK iyice... Bu şimdi masaya oturulan PKK. Her gün pusu vardı. Her gün karakol baskını vardı. Kan gövdeyi götürüyordu.
SİVİL KIYAFETLİ SİLAHSIZ 36 ER VARDI
24 Mayıs günü, 24 Mayıs 1993 150 kişilik ağır silahlı terörist grup Bingöl Elazığ karayolu kesti. Abi önceden haber alıp bekledikleri iki midübüsü durdurdular. Bir kargo kamyonunu böyle yanlamasına koyarak yolu kesmişlerdi.
Midibüslerde kim vardı? Malatya'dan usta birliklerine sevk edilen sivil kıyafetli silahsız 36 er vardı. İndirdiler. Tek sıra halinde dizdiler. Yürütmeye başladılar. Yakınlarındaki bir köye götürdüler. Köy tamamen örgütün kontrolündeydi. Örgütün köyüydü. Askerlerimize tükürüyorlardı. O köylü denilen tipler. Askerlerimize küfür ediyorlardı. Askerlerimizin önünde örgütün propagandasını yaptılar. Kamerayı aldılar. Sonra askerlerimizin üstlerini aradılar. Ceplerini boşalttılar. Paralarını aldılar. Evli olanların yüzüklerini bile aldılar. Sigaralarını bile aldılar.
'HER EVLADIMIZ İÇİN ORTALAMA 44'ER MERMİ SIKMIŞLAR'
Sonra o köyden çıkardılar. Gene tek sıra halinde 3-4 saat daha yürüttüler. Gece yarısı saat 3 civarı olmuştu. Durdurdular. Evlatlarımızı böyle yol kenarında yan yana dizdiler. Taradılar. Şarjörleri değiştirip değiştirip ağır silahlarla taradılar, boşalttılar. Delik deşik cansız bedenlerin böyle yanına gelip suratlarına sıktılar. 33 askerimiz orada şehit oldu. Üçü ise öldü sanılarak bırakıldı.
Olay yerinde 1570 mermi kovanı bulundu. Bu ne demek? Yani her evladımız için ortalama 44'er mermi sıkmışlar. Memleket ayağa kalktı. Tabii bu katliamdan itibaren Türkiye gerçek manada terörle mücadele başlattı. Edilgen konumdan etken konuma geçildi.
33 YIL SONRA HAK ARARKEN TEKERLEKLİ SANDALYEDE ŞEHİT OLDU
''Erdal memleketi Denizli'den gelmişti. Gazilerin sesini işte duyurabilmek için 3 haftadır Ankara Güven Park'ta eylemdeydi. Oturma eylemi diyoruz ama Erdal zaten tekerlekli sandalyedeydi. Çünkü omuruna isabet eden kalleş kurşunlar nedeniyle felç olmuştu. Tekerlekli sandalyeye mahkum olmuştu. Bir yardım derneğinin kendisine hediye ettiği bu akülü sandalyeyle hayatını sürdürmeye çalışıyordu. Bu sandalyeyi bile kendisi alamamıştı. Devletten almadı ha. Devlet var mı diye bir yardım kuruluşu vermişti bu zammerin ve 3 gün önce o Güven Park'taki eylem sırasında fenalaştı.
UĞRUNA FELÇ KALDIĞI ÜLKESİNE KIRGIN VE YORGUN VEDA ETTİ
Tabii günlerdir işte bu sıcakta orada durmaktan, bunca çektikleri sıkıntıya rağmen bu kadar ilgisizlikten falan e tabii tansiyon mansiyon her şey allak bullak olmuştu. Öbür gaziler ve şehit yakınları zorla ikna ettiler. "Dediler sen lütfen evine git" dediler. Zorla kabul etti. Ama memleketi Denizli'ye dönerken işte yolda son nefesini verdi. Uğruna mücadele etti. Hayatını ortaya koydu. Türkiye kırgın gitti. Yani 53 yaşındaydı Erdal. 33 yıldır gaziydi. Az önce anlattığım o 1993 yılındaki Bingöl katliamında ağır yaralanmasına rağmen sağ kurtulmayı başaran üç evladımızdan biriydi. Erdal'ın 33 arkadaşı o gün şehit olmuştu. 33 yıl sonra Erdal da işte gazilik haklarını ararken şehit oldu.
ÖLDÜ DİYE DE ORADA BIRAKMIŞLARDI
Erdal henüz 20 yaşındayken, ya henüz hayatının bağrında 20 yaşında vatan görevini yaparken Bingöl'deki o katliamda vücuduna tam 7 kurşun yemişti. İyice delik deşik olmuş. Öldü diye de orada bırakmışlardı. İşte sonradan gelen ekipler tarafından arkadaşlarının ağaçları arasında nefes alırken bulundu. Mucizeydi yani. Yıllar boyunca ameliyat üstüne ameliyat oldu. Yıllarca hastanede kaldı ya. Omuruna denk gelen iki kurşun nedeniyle bedenini kullanamıyordu maalesef. Tekerlekli sandalyede yaşıyordu 33 yıl boyunca. Yani gaziler hariç, gazilerin aileleri hariç hiçbirimizin tahmin bile edemeyeceği zorluklar yaşadı. Türkiye'ye feda ettiği ömrünün, hayatının, bedeninin hakkını ararken de işte bu şekilde gitti.
BUNLAR HALA SANDALYE KAVGASINDA
Türkiye işporta siyasetle, koltuk kavgasıyla, ardı arkası kesilmeyen siyasi tutuklamalarla öylesine meşgul ediliyor ki bakın söylüyorum. Afrika'daki hayvanlar kadar değerimiz yok ya. İnsan hayatı, gazilerimizin hakları, ya şehitlerimizin kanı işporta siyasetin gündemine bir türlü gelemiyor. 33 yıldır devlete, millete kırgın yaşayan gazimiz tekerlekli sandalyesinde şehit oldu. Bunlar hala sandalye kavgasında.
'BARİ 34'ÜNCÜNÜN İSMİNİ ATIN KOYALIM'
Şimdi bakın lütfen altını çizerek dinleyin. Sabırla dinleyin. Abdullah Kara Antalyalıydı. Adem Zongur Kırıkkaleliydi. Ahmet Apak Denizliliydi. Ahmet Aran Manisalıydı. Ali Arar Konya. Aydın Kuzey Çanakkale. Baki Umutlu Denizli. Birol İrfan Askar Afyonkarahisar. Cavit Yaman Samsun. Ercan Çobanoğlu Denizli. Ercan Kaçan Konya. Hasan Gülutan Hatay. Haydar Aslan Trabzon. Hikmet Özdemir Malatya. Hilmi Şahin Konya. Hüseyin Çelik Denizli. İbrahim Erten Konya. İlyas Uyar Konya. Mehmet Öztürk Denizli. Mehmet Tura Adana. Mevlüt Özkan Konya. Murat Elibol Çanakkale. Murat Menteş Bolu. Musa Sarıöz Osmaniye. Mustafa Koçanoğlu Denizli. Mustafa Yılmaz Konya. Nihat Odabaşı Kastamonu. Ramazan Akkaya Kastamonu. Selahattin Aysan Isparta. Şenol Cansız Samsun. Şeref Tay Denizli. Uğur Bozacı İstanbul. Ünal Kalafat İstanbul. 33 şehidimizin Bingöl'de isimleri bunlardı. Alfabetik olarak 33 şehit. Duymadınız değil mi? Hiç duyamazsınız. Medya bari 34'üncünün ismini atın koyalım. 34 Erdal Özdemir. Erdal Özdemir 34.''