Yitirdiğimiz Ülkücüler ''FERHAT'IN AKVARYUMU''

Yitirdiğimiz Ülkücüler ''FERHAT'IN AKVARYUMU''

Rahmetli Ferhat’la Bursa Özel Tip Cezaevi’nde beraber yatmıştık. B blokta ortağı Mevlüt Çelik ve Hacı Bayram Turan ile aynı koğuşta kalıyorlardı.

A+A-

Ferhat çok farklı bir kişiliğe sahip mükemmel bir arkadaşımızdı. İnandığı gibi yaşayanlardandı. Gaziantep'teyken güvercinlerle uğraşmış. Bursa’ya geldiğinde bir akvaryumu olsun istemişti. Ben başkanken cezaevi müdürü ile konuştum. “Yok olmaz” dedi. Ona sanki hiç bilmiyormuş gibi akvaryumu anlatmaya başladım. “İçi su dolu bir cam kutu ve balıklar içinde yüzüyorlar… bu kadar basit. Nedir mahzuru Müdür bey?” diye sordum

Müdür “Balıklar” deyince şaşırdım. “Akvaryumun bir de havalandırma pompası olması gerekir. Yani suyu devir daim eden o pompa çok tehlikeli” dedi. Müdür’e “Ufacık pompanın ne tehlikesi olur?” diye sordum. Sonra da yavaş yavaş pompayı da anlatmaya başladım. “Motor küçücük ve filtreli” dedim. Filtresi suyu temizliyor. Minik bir süngeri var. O suyun pisliğini tutuyor. Sonra süngerini yıkıyorsun, tekrar takıyorsun. Basılan hava da devamlı suyu oksijenlendiriyor…”  

Şuydu buydu falan derken akvaryum işi gerçekleşti. Ben Ferhat için cezaevine bir akvaryum getirttim. Sonra hatta bir tane de cam fanus akvaryum aldık. Cam fanusta sarı bir Japon balığı vardı. Meğer bizim Mesut, kabız oldu diyerek balığın makadına iğne sokmuş. İncecik ip gibi dışkısı dışarı sarkan balık bir daha iflah olmadı, öldü. Biz de balığa kim ne yaptı, yani hiç bilemedik.(!) 

Akvaryum cezaevinde insanı müthiş dinlendiriyordu. Balıklar sürekli yüzüyordu. Oturuyorsun karşısına, onların hareketlerini seyrediyorsun. İnsanın ruhu dinleniyor. Ferhat da oturur akvaryumun karşısına öyle saatlerce seyrederdi. 

Bazen onun akvaryumundaki balıklardan bana, bendeki balıklardan ona transfer yapardık. Balıkların çeşitlerini de çoğaltmıştık. Beta diye değişik balıklar vardı. O diğerlerine zarar verirdi. "Onu buraya koyalım, bunu oraya alalım" şeklinde Ferhat'la güzel diyaloglarımız olurdu. Ferhat o akvaryumla rehabilite olmuştu. 

 

Ferhat o zamanlar bir roman yazıyordu galiba… Yazdı bitirdi mi bilmem ama günlük gibi yazdığı bir defteri vardı. Kendi halinde, espri yapan, lafı yerinde sokan, ağırbaşlı, duruşu olan Ferhat, çok farklı bir kişilikti. Kimsenin etlisine sütlüsüne karışmaz, dedikodu yapmaz. Birine bir şey söyleyecekse yüzüne karşı söyler. Sen bir şey söylüyorsan dinler. Bu kendine ters bir şeyse kafa bulur gibi “Hadi öyle olsun” der geçer, yani üstelemezdi. Delikanlı çocuktu. Ruhhu şad olsun

#yitirdiğimizülkücüler

(Kaynak: Yayına hazırladığımız bir kitaptan alıntıdır.)

Recep KÜÇÜKİZSİZ

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.