
Bakırhan'dan Bahçeli'ye: Kürtlere akıl vermekten vazgeç
DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan, MHP lideri Bahçeli'nin "Kürtler paralı askerlik yapmamalıdır" sözlerine "Israrla Kürtlere akıl vermeye çalışanlar var.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin grup toplantısında konuştu. Konuşmasında MHP lideri Devlet Bahçeli'nin partisinin bugünkü grup toplantısında söylediği "Kürtler paralı askerlik yapmaz, yapmamalıdır. Kürt kardeşlerimiz satılık değildir, kiralık değildir, tetikçi değildir, onun bunun zulüm projelerinde piyon olarak da görülemez, gösterilemez. Kürtler onurlu, şerefli, yürekli, soylu ve sağduyulu bir halktır." sözlerine tepki gösterdi. Bakırhan, "Israrla Kürtlere akıl vermeye çalışanlar var. Çünkü Kürtleri söz kurabilen, siyaset yapabilen, strateji geliştirebilen ve en önemlisi de kendi geleceği hakkında karar verebilen bir halk olarak görmüyorlar. Kendini Kürtlerin hamisi sanan siyasetçiler, Kürtlere akıl vermeyi meslek edinmiş o viledalı analistler artık şu tür cümleleri kurmaktan vazgeçsin." ifadelerini kullandı.
Bakırhan'ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle;
"Bir ülkeye demokrasi ve refah gelmesinin yolu, halkın öz mücadelesinden geçer. Savaş büyüdükçe sınırlar değil, acılar genişliyor; küresel ve bölgesel güçler tepişirken halklar eziliyor. Dış müdahaleler son bulmalı, inkârcı rejimler de değişmeli. Sadece dış müdahalelere karşı değiliz; bu inkârcı rejimin değişmesinden de yanayız.
"ISRARLA KÜRTLERE AKIL VERMEYE ÇALIŞANLAR VAR"
İşte sizlerin huzurunda meseleye nasıl yaklaştığımızı bir kez daha çok açık biçimde ortaya koyduk. Ama Kürtlerin, Kürt örgütlerinin ve partimizin bu yaklaşımı bilinmesine rağmen, ısrarla Kürtlere akıl vermeye çalışanlar var. Çünkü Kürtleri söz kurabilen, siyaset yapabilen, strateji geliştirebilen ve en önemlisi de kendi geleceği hakkında karar verebilen bir halk olarak görmüyorlar.
"KENDİNİ KÜRTLERİN HAMİSİ SANAN SİYASETÇİLER..."
Bakın, dünyanın neresinde bir mermi patlasa gözü Kürtleri arayan viledalı analistler bir anda ekrana çıkıyor. Bir anda, andıç gibi açıklamalar yapıyorlar. Bu vurguyu özellikle yapıyorum: Kendini Kürtlerin hamisi sanan siyasetçiler, Kürtlere akıl vermeyi meslek edinmiş o viledalı analistler artık şu tür cümleleri kurmaktan vazgeçsin: "Kürtler artık dış güçlerin kendilerine bir faydası olmadığını anlamalı… Kürtler kart olarak kullanılmaya izin vermemeli…"
Bu boş hamaset ile gerçeği perdelemeyi bırakın, Kürtlere akıl vermekten vazgeçin. Ne desek sözlerimizi başka bir yana çekmeye çalışan, had bildiren bir kesim var. Bu bir avuç insanı bir yere bırakalım. Yaygara koparanların gürültüsüne bakmayın. Bugün, görülmek istenmeyen, çarpıtılan, üstü örtülen bir hakikati burada konuşacağız. Sorular soracağız, yanıtlarını birlikte arayacağız.
"KÜRTLER YAŞADIKLARI ÜLKELERDE EŞİT VE ÖZGÜR DEĞİLSE ELBETTE KÜRTLER KONUŞULACAK"
Son bir haftadır tüm dünya Kürtleri konuşuyor, odak İran. Bir ay önce de dünya Kürtleri konuşuyordu, odak Suriye'ydi. Dünya neden sürekli Kürtleri konuşuyor? Bölge devletleri buna ciddi bir cevap aramalı. Biraz düşünmeli, biraz tefekkür etmeli. Bölgede her altüst oluşta gözler sürekli bir halkta ise ortada bir sorun yok mu? Kürtlerin bu kadar gündem olmasının, dünyanın her köşesinde konuşulmasının sebebi nedir?
Şapkanızı önünüze koyun. Eğer Kürtler yaşadıkları ülkelerde eşit ve özgür yurttaşlar değilse, kimliksiz, baskı ve zulüm altında yaşıyorsa elbette Kürtler konuşulacak. İran'da neyi konuşacağız? Tabii ki kimliksiz Kürtleri konuşacağız.
İşin en acıklı yanı şu: Kürtleri kullanılmakla itham edenler, yüzyıldır inkâr ve asimilasyon politikalarıyla Kürtleri görmezden geldiler. Kürtler bugün konuşuluyorsa bunun sorumlusu Sykes-Picot Anlaşması ve bölge devletleridir. Dünya neden Kürtleri konuşuyor diye dert yananlar, önce nerede hata yaptık diye kendilerine sormalı. Buyurun, yüz yıllık acı dolu bir geçmişten sonra size bir fırsat.
Bir silah patladığında "Aman, Kürtler ne yapacak?" korkusu mu var? Bu korkuyu gidermenin yolu bellidir. Kürtlerin bir halk olmaktan kaynaklı haklarını, iradesini tanıyın. Kürtler dilini, kimliğini ve kültürünü özgürce yaşasın. Yaşadıkları ülkelerin üvey değil, eşit yurttaşları olsun. İşte böyle bir zeminde başka halklar ne kadar konuşuluyorsa, Kürtler de o kadar konuşulur. Kürtler de risk altında olduğunda güvenliğini sağlamak için sağa sola değil, kardeş bildiği, hakkını ve hukukunu tanıyan, yaşadıkları ülkelerin başkentlerine gözlerini diker. Tarihsel korkuları azaltacak olan da budur, hakiki bir kardeşliği tesis etmenin yolu da budur."

HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.