IĞDIR’DA KAYBOLAN “BEYAZ ALTINI” VE YENİDEN DOĞUŞ UMUDU

IĞDIR’DA KAYBOLAN “BEYAZ ALTINI” VE YENİDEN DOĞUŞ UMUDU

Iğdır Ovası, Aras Vadisi’nde verimli ve sulak topraklarıyla, Aras Nehri ve Karasu Çayı’nın suladığı mikroklima iklime sahip bölgenin adeta Çukurova’sıdır.

A+A-

Tekstilin doğal hammaddeleri arasında pamuk, ipek, yün ve kenevir liflerini sayabiliriz. Bir zamanlar İrevan Hanlığı döneminde İrevan şehri, ipek böceği yetiştiriciliği ve ipek kumaş üretiminin merkeziydi. İrevan’ın bir parçası olan Iğdır’da da o dönemlerde Aras Nehri boyunca dut ağaçları uzanır, ipekböceği yetiştiriciliği yapılırdı.

 

Iğdır ilinde eskiden lif oranı çok yüksek, kaliteli pamuk yetiştirilirdi. Bu pamuklar, insan ve hayvan gücüyle çalışan çırçır atölyelerinde işlenirdi. Iğdır merkez başta olmak üzere Aralık, Taşburun ve Cennetabat’ta çırçır atölyeleri bulunurdu. Daha sonra, bugünkü Iğdır Lisesi’nin arkasında pamuk çırçır ve çeltik atölyeleri kurulmuştu. İlk zamanlarda elektrik yoktu; makineler jeneratörle çalıştırılırdı. Elektriğin gelmesiyle birlikte üretim daha düzenli hale geldi. O dönem, makinelerden anlayan bir Rus ustanın varlığı da dikkat çekiciydi.

 

1980 yılında Iğdır İplik Fabrikası faaliyete geçti. Ancak yalnızca bir yıl çalıştıktan sonra üretim durdu. Türkiye’de ilk özelleştirmelerden biri olarak Aras Tekstil’e devredildi; fakat kredi bulunamadığı için tekrar faaliyete geçirilemedi. Korumasız kalan fabrika zamanla yıprandı, makinelerinin bir kısmı çalındı ve kaderine terk edildi.

 

Dünyada lif oranı en yüksek ve en kaliteli pamuğun üretildiği Iğdır’da, 1956 yılında Erzurum Şeker Fabrikası’nın açılmasıyla birlikte üretici şeker pancarına yöneldi, pamuk ikinci planda kaldı. Oysa Aralık, Iğdır, Taşburun ve Tuzluca’da Pamuk Kredi Kooperatifleri kurulmuştu. Üretilen pamuklar, o dönemde açık olan Alican Sınır Kapısı’ndan Sovyetler Birliği’ne; Trabzon Limanı üzerinden ise Avrupa ülkelerine ihraç ediliyordu.

 

Bugün Iğdır, küçükbaş hayvan sayısı ve yetiştiriciliği bakımından Türkiye’de ilk 10 il arasında yer almaktadır. Bu da tekstilin önemli hammaddelerinden biri olan yün açısından güçlü bir potansiyel demektir.

 

Ancak zamanla pamuk kredi kooperatiflerinin etkin çalışmaması ve şeker pancarının cazibesiyle, “beyaz altın” olarak adlandırılan pamuk üretimi geri planda kaldı. Şeker fabrikalarının satılması ve kota uygulamalarıyla şeker pancarı üretimi de daraldı. Daha önce pirinç üretiminin kaybı gibi, önemli sanayi bitkilerinden biri daha geride kaldı. Bugün Iğdır tarımı büyük ölçüde mısır üretimine dayanır hale gelmiştir.

 

Oysa günümüzde sanayi gelişmiş, pamuk üretiminde insan emeği büyük ölçüde azalmış; çapa ve hasat makinelerle yapılır hale gelmiştir. Pamuk demek tekstil, sanayi, üretim ve refah demektir.

 

Pamuk; tekstilden giyime, tohumundan elde edilen yağdan hayvan yemine, kozmetikten sağlığa, hatta baruta kadar pek çok alanda kullanılmaktadır.

 

Bugün Iğdır; pamuk, yün ve ipek üretimiyle hem bölgenin hem de Türkiye’nin merkezi olabilir, dünya çapında markalar çıkarabilirdi. Söğüt ve kavak yerine dut ağaçları yetiştirilerek yeniden ipekböceği üretimi canlandırılabilir. Yüksek lif oranlı pamuk üretimiyle iplik, yağ, yem ve diğer sanayi kollarında güçlü bir üretim zinciri kurulabilirdi.

 

Iğdır’da bir şeker pancarı fabrikası kurulsa üretim artar, göç azalır, işsizlik önemli ölçüde düşerdi. Şeker pancarı yalnızca şeker üretimi için değil; turşu, reçel, gıda ürünleri, hatta yaprağıyla besin olarak da değerlidir. İşlenmesiyle alkol, melas ve maya gibi farklı alanlarda da kullanılabilir. Ayrıca hem pamuk hem de şeker pancarı işlenirken hayvan yemi olarak küspe elde edilir; bu da hayvancılığı destekler.

 

Bugün geriye dönüp baktığımızda Iğdır’ın tarım ve hayvancılıkta hâlâ güçlü bir temele sahip olduğunu görüyoruz. Ancak tarıma dayalı sanayide aynı gelişimi gösteremediğimiz de ortadadır. İpekböceği, pirinç, pamuk ve şeker pancarı gibi değerleri kaybettik. Dileğimiz, mısır üretiminde de benzer bir kaybın yaşanmamasıdır.

 

Eğer Iğdır sahip olduğu bu zengin potansiyeli doğru değerlendirebilseydi, göç veren değil göç alan bir şehir olurdu. Pamuk, yün ve ipeğiyle tekstilin merkezi haline gelir, dünya markaları çıkarır ve halkı daha yüksek bir refah seviyesine ulaşırdı.

 

Yine de hiçbir şey için geç kalınmış değildir. Iğdır insanı, elindeki imkânları doğru kullanır ve buna inanırsa, yeniden üretimin ve kalkınmanın öncüsü olabilir.

 

Her şeyin daha güzel olması dileğiyle…

 

Rufat GÜREL

Araştırmacı - Yazar

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.