
Kavuncu: “Millet teröristleri affedin diye mi size oy verdi?”
İYİ Parti Sözcüsü, Parlamento İle İlişkiler Başkanı ve İstanbul Milletvekili Buğra Kavuncu, Terörsüz Türkiye adıyla yürütülen sürece tepki göstererek “Yol, yöntem ve aktörler yanlış” dedi.
Ulus kimliğine darbe vurulmak istendiğini savunan Kavuncu, “Bu senaryo dışarıda bir yerlerde yazılmıştır” ifadesini kullandı. Süreç kapsamında çıkarılan yasanın millet iradesini yansıtmadığını ekleyen Kavuncu, “Bütün bu rezaleti yaşatırken kimden yetki aldınız? Millet, teröristleri affedin diye mi size oy verdi?” diye sordu.
İYİ Parti Sözcüsü, Parlamento İle İlişkiler Başkanı ve İstanbul Milletvekili Buğra Kavuncu, Başkanlık Divanı Toplantısı’nın sürdüğü anlarda partisinin genel merkez binasında gündeme dair basın toplantısı düzenledi.
Terörsüz Türkiye adıyla yürütülen sürece değinen Kavuncu, “Başlatılan sürecin nihai hedefi ve amacı aslında millet nezdinde de net değil. Anlatmakta ve izah etmekte zorlandıkları, kafaların karışık olduğu bir tabloyla karşı karşıyayız. İYİ Parti olarak durum bizim açımızdan nettir. Bu süreç bu şekilde devam ederse sonucun da net olacağı aşikardır. Tüm tehlikeleri ve riskleri süslü kelimelerle gizlemeye veya örtbas etmeye çalışsalar da yurdun her köşesinde ve toplumun her kesiminde huzursuzluk her geçen gün artmaktadır” dedi.
“Yol, yöntem ve aktörler yanlış”
Cumhuriyet’in kurucu değerlerine bağlı kalamayan bir Türkiye'nin bu zorlu coğrafyada ayakta kalabilmesinin imkânsız olduğuna işaret eden Kavuncu, “Giderek öngörülemez hale gelen dünyada pergelin ucunu buradan kaldıramayız. Atatürk'ün kurduğu laik Cumhuriyet, Türk milletinin en büyük tarihsel kazanımlarından biridir. Yapılanlar Türkiye'yi daha güçlendirecek adımlar değil zayıflatacak adımlardır. Yol yanlıştır, yöntem yanlıştır. Senaryonun aktörleri tamamen yanlıştır” ifadesini kullandı.
“Buradaki hedef ulus kimliğini bozmak”
Cumhuriyet’in hırpalandığını ve kavramlarla oynandığını savunan Kavuncu, “Vatandaşların eşitliği yerine yani yurttaşların eşitliği yerine; eşit vatandaşlık, eşit yurttaşlık gibi yeni kavramlar çıkarılmaktadır. Yurttaşların eşitliği demek, vatandaşlarımızın eşitliği demek zaten her yönden eşitliği ifade eden yeterli bir anlatımdır. Farklı alt kimliklerin, dinsel etlik kimliklerin tanınıp onlara haklar verilmesinden bahsedilmesi; tek kimliği, ulus kimliğini bozmak ve buna darbe vurmaktır” şeklinde konuştu.
“Bu senaryo dışarıda yazıldı”
“Bu senaryo dışarıda bir yerlerde yazılmıştır” diyen Kavuncu, “Zira altında Amerika Birleşik Devletleri büyükelçisinin adeta imzası vardır. Çünkü yaşanılan süreçle, adeta sömürge valisi gibi hareket eden büyükelçinin beyanları birbiriyle paralellik arz etmektedir” değerlendirmesini yaptı.
“Teröristler doğrudan affediliyor”
Süreç kapsamında çıkarılan yasa ile teröristlere af getirildiğinin mesajını veren Kavuncu, “Teröristler dolaylı bir şekilde değil, doğrudan affediliyor ama kimse de ‘Siz bu yetkiyi kimden aldınız’ diye sormuyor. 12 maddelik bir yasa teklifini, yangından mal kaçırır gibi Meclis’ten geçirdikten sonra ‘Biz bu yetkiyi Meclis’ten aldık’ diyemezsiniz. Zira bu durum millet iradesini yansıtmamaktadır. Milletin göstermiş olduğu tepki ile Meclis’teki verilmiş oyu karşılaştırdığınızda millet iradesinin gasp edildiğini çok net bir şekilde görürsünüz. Cumhur İttifakı, 2023 seçimlerinden önce bugün atmış olduğu adımlarla ilgili tek bir kelam da etmemiştir. O nedenle soru doğru bir sorudur. Siz bütün bu rezaleti, bu millete yaşatırken kimden yetki aldınız? Millet, teröristleri affedin diye mi size oy verdi? Bu soruya cevap verebilirseniz, millet iradesiyle aynı doğrultuda hareket ettiğinizi belki iddia edebilirsiniz” dedi.
“Toplum gizli bir el tarafından ikiye ayrılıyor”
Süreçle birlikte Türkiye’nin kuruluş ayarlarına saldırı başlatıldığını vurgulayan Kavuncu, “Türk milletinin varlığına ve devletine karşı günden güne büyüyen arsızca tavırlar hortlatılmakta.
Toplum adeta gizli bir el tarafından ikiye ayrılıyor. Birlik ve beraberlik diyerek tersi bir şekilde toplum bölünüyor. Türk milletini tek toplum olmaktan çıkarıp, şimdilik iki toplumlu bir düzene oturtmak ihaneti tüm acımasızlığıyla gözlerimizin önüne seriliyor. Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denilerek kurulmuş, kuruluş ile birlikte ayrılık ve etnik unsur içermeden yepyeni bir Türk milleti tanımı da yapılmış iken şimdi halk ikiye bölünüp fiilen iki ayrı toplum yaratılmaya çalışılıyor. Devamında ise iki ayrı ulus iddiası kuşkusuz peşinden gelecektir. Ulus devlet ve ulus kimliğin parçalanması, ümmet kimliği oluşturulmaya çalışılması da son haftalarda bu işin aktörleri tarafından gündeme getirilmekte ve vurgulanmaktadır ‘100 yıllık parantez kapanıyor’, ‘Kök yasa, daha bunun gövdesi diyenlerle ‘Keşke Yunan kazansaydı’ ve ‘Zulüm 1923'te başladı’ diyenler; bunların hepsi aynı yerde saf tutmuş bulunmaktadır. Tek adamcılar, biat etmenin konforunu sürenler, kendileri dışındakilere hayat hakkı tanımayanlar el ele vermiş durumdadır. Türkiye’de otokrat yapıların muazzam bir ittifakı vardır. Türkiye’de hukuku ve demokrasiyi sadece nihai hedeflerine ulaşmak için kullanışlı birer aparat gibi görenlerin ittifakı vardır. Türk milleti hiç olmadığı kadar büyük bir tehlike altındadır” ifadesini kullandı.
“Terör hükümlüsüne kamusal görev veremezsiniz”
Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’a verilmek istenen statü tartışmalarına değinen Kavuncu,
“Öcalan ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası alan ve vesayet altında olan bir kişidir. Siz böyle birisine kamusal bir görev yükleyemezsiniz. Oysa iktidar ve yeni ortağı DEM Parti bakın ne yapıyor? Terör örgütü elbaşını, silahsızlanma ve siyasallaşma alt kurul başkanı yaparak, böyle bir hükümlüye kamusal bir görev veriyor” şeklinde konuştu.
“Millet bunun hesabını sandıkta soracak”
“Tüm bu yaşananların müsebbibi kim?” diye soran Kavuncu, “Bu işin asıl sorumlusu AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi ittifakıdır. Bunu milletimizin görmesi ve teröristlerin kutsanmasının hesabını sorması lazım. Bu hesap elbette ilk fırsatta sandıkta sorulacaktır” diye ekledi.
“Kur korumalı mevduatın ülkeye maliyeti 60 milyar dolar”
Ekonomiye dair değerlendirmelerde bulunan Kavuncu, “Dünyada ortalama yüzde 4 olan enflasyon oranı bizim ülkemizde yüzde 30'lara vurmuş durumda. Kur korumalı mevduat diye bir abukluğu dahil henüz bitirebildiler. ‘Faiz sebep enflasyon sonuçtur’ yaklaşımının sonucunda ülkenin başına açtıkları maliyet nihayet sonlandı -ki bu hükümetin Maliye Bakanı büyük bir müjde ile bu işi sonlandıracağını duyurmuştu. Yani aynı iktidarın bir bakanının yaptığı icraatı bir diğer bakan müjde ile sonlandırdığını anlatıyor. Yaşadıkları zafiyetin büyüklüğünü, içine düştükleri durumun komikliğini görebiliyor musunuz? Kur korumalı mevduatın maliyetinin 60 milyar dolar olduğu ifade ediliyor -ki sağlanan muafiyetlerle maliyetin 100 milyar dolara kadar çıktığını da ifade eden uzmanlar var. Bu, AK Parti’nin bu ülkeye maliyetidir. Bu, Sayın Erdoğan'ın ekonomide yarattığı tahrifatın bu ülkeye maliyetidir” dedi.
“Emekliler açlığa ve ölüme terk ediliyor”
Emeklilerin yaşam savaşı verdiğini ekleyen Kavuncu, “Artık ev ve odalarını kiraya veriyorlar. Ucuz pansiyonda paylaşımlı odalar kullanıyorlar. Bunlar kaç yaşında insanlar haberiniz var mı? Açlık sınırının 37 bin 388 TL olduğu bir yerde, en düşük emekli maaşı, yıllarca bu ülkeye hizmet etmiş insanımızı ölüme ve açlığa mahkûm etmektir. 56 yaş üzeri nüfusumuz 17,5 milyona ulaşmış, bunun 9,5 milyonu 65 yaş üstüdür. Yaklaşık 3 milyon emeklimiz kredi çekerek yaşamaktadır. Yani her 6 emekliden biri bankalara borçludur” ifadesini kullandı.
“Büyüme oranı Türkiye'ye ayakta tutmaya yetmez”
Yıllık yüzde 2,3 olarak açıklanan büyüme rakamlarına değinen Kavuncu, “Program ise yüzde 3.8’di. Bakın Türkiye'nin karşı karşıya olduğu gerçek şu: Yüksek enflasyon ve düşük büyüme oranı. Bu büyüme oranı Türkiye'ye ayakta tutmaya yetmez” şeklinde konuştu.
Tarım ve emlak sektöründe yaşanan sorunlara da değinen Kavuncu, basın toplantısının sonunda gazetecilerin sorularını yanıtladı.
İmamoğlu’nun kitabının toplatılması
Ekrem İmamoğlu’nun savunmasını yer aldığı kitabın toplatılması sorulan Kavuncu, “AK Parti iktidarının seçimlere ilk girdiği dönemde bir iddiası vardı. O meşhur 3Y. O 3Y’nin ilki de yasaklardır. ‘Bu yasaklarla mücadele edeceğiz’ iddiası vardı. Ancak geldikleri nokta bu. AK Parti, Türkiye'nin en antidemokratik en yasakçı iktidarı olmuştur. Devam etmekte olan mahkemeyle ilgili kitabın toplatılmasını bir tarafa bırakalım. Adalet Bakanı’nın yaptığı açıklamalar var. Tarafsız kalması gereken bakan, bu konuyla ilgili açıklamalar yapıyor ve ‘Bu mahkemenin halen TRT'de yayınlanmasını ister mi acaba’ diyor. Adalet Bakanı’nın işi bu mudur? Hadi bakan olmadan önce savcısıydın, bakan olduktan sonra halen savcı gibi hareket edemezsiniz. Türkiye bir parti devleti haline getirilmiştir” yanıtını verdi.
Bahçeli’nin siyasi partiler kanunu açıklaması
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin siyasi partiler kanuna dair açıklaması da sorulan Kavuncu, “Milletle şeffaf bir şekilde konuşamayan bir iktidarla karşı karşıyayız. Türkiye Büyük Millet Meclis'te grubu olan bir siyasi partiyiz. Biz ve bizim gibi birçok siyasi partinin geleceğini ilgilendiren bu konuları birilerinin ayaküstü verdiği demeçlerle öğrenmesi zaten abesle iştigaldir. Türkiye bir çadır devleti değildir. Türkiye kurumlarıyla tam olarak çalışan bir ülke olmak mecburiyetindedir. Bu bozulmuş ve bunun dengesi şaşmıştır. Dolayısıyla bu açıklamaların bütün siyasi partiler tarafından tartışılacağı ortak zemin açık ve şeffaf bir şekilde Türkiye büyük Millet Meclisidir. Demek ki kapalı kapılar arkasında birtakım hesaplar yapılıyor” karşılığını verdi.

HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.