Tülay Gazalcı

Tülay Gazalcı

Yazarın Tüm Yazıları >

Damdaki pabucların sahibi kim ?

A+A-

Osmanlı döneminde ahilik geleneğinin bir uzantısı olarak, esnafın çalışma düzenini ve dürüstlüğünü denetleyen, iş liyakatinin yerleşmesini sağlayan katı fakat incelikli kurallar mevcuttu. Esnaf ile kethüda arasında Yiğitbaşı denilen bilirkişi olarak kabul gören bir temsilci tarafından tespit edilen eksiklikler bildirilir böylelikle işleyişin yolunda gitmesi sağlanırdı. Kethüda bir nevi günümüzün TSE kontrollüğü demekti.

Erkenden yırtılan, bozulan veya çürüyen mallarda bir hile olduğu anlaşılır ise Kethüdaya şikâyet edilir ve gerekli cezaların uygulanması sağlanırdı. Ayakkabı imalatı birçok şikâyete açık bir meslek olduğundan, kısa sürede eskiyen ayakkabıların kullanım hatası mı, üretim hatası mı olduğu çok sık şikâyet ve tartışma konusu edilmeye başladığı günlerde Kethüda yiğitbaşını sık sık çağırıp tahkikat yaptırır olmuştu. Ayakkabı hatalı ise usta çağrılır, esnafın ileri gelenleri, yiğitbaşı ve diğer meslek temsilcileri huzurunda Kethüda tarafından tekdir edilir ve ücret müşteriye iade edilirdi. Hatalı ayakkabı ise kullanılmaması için dama atılırdı. Bir ayakkabının dama atılması, o usta için büyük ayıp olurken, mesleki itibarını sıfırlayarak müşterisin azalmasına yol açardı. Bir esnaf için ‘pabucu dama atıldı’’denilmesi artık o mesleği bırakması gerektiğine işaret eder ve daha titiz daha iyi çalışması sağlanırdı. Bu uygulamanın Ahi evran'dan kalma olduğu, daha o zamanlarda da hatalı malzeme üreten zanaatkârın, Ahi şeyhi tarafından meclisten çıkarılıp pabucunun tekke damına atıldığı ve evine yalın ayak gönderildiğine dair rivayetler dahi dolaşmaktadır. Günümüzde pabuçları dama atmaya kalkarsak, çökmeyen dam kalır mı dersiniz?

Dünya’da 42 bin meslek mevcut iken, Türkiye’mizde ise geçerli olan meslek sayısı beş rakamını geçmemektedir. Çünkü biz anne babaların evladı Doktor olmalıdır ya da Mühendis. Öğretmen olmalıdır ya da Avukat. Ya da Polis olmalıdır. Çünkü bu meslekler zeki olmanın bir sonucudur. Çünkü bu meslekler elit yaşam için tek çözüm yoludur. Çünkü her anne baba evladının en iyi şartlarda yaşamasını ve en havalı meslekleri icra etmesini ister. Bence anne babalar çokta haklıdır. Çünkü eğitim sistemimize baktığımız zaman verilen eğitim çocukları zaten bu mesleklere yönlendirmektedir. Birinci sınıftan başlayarak lise eğitiminin sonuna kadar matematiği basıp püskürttüğümüz, sınavdan sınava koşturduğumuz evlatların bunca dayatma sonunda beş meslek dışında çokta bir şansı kalmıyor. Sınav kitapçıkları üzerinde sıfır hataya ulaşan fakat seçtiği mesleğe yönelik yeterli eğitimi ve uygulamayı görmemiş olduğundan hastalarının ölümüne sebep olan doktorlar, inşa ettiği yolların ve binaların kısa sürede yıkılması ile yüzlerce cana sebep olan mühendisler, önüne gelen davalarda yeterli donanıma sahip olmadığı için birçok insanın hak kaybına sebep olan avukatlar, öğrendiğini bilgiyle aktarıma dönüştüremediği için yıllarca okuttuğu öğrencilerin geleceğinden çalan öğretmenler veya birkaç aylık eğitimle silah tutmaya çalışan can güvenliğimiz say(n)dığımız Polislere sahip oluyoruz. Şanlıysanız bu mesleklerden birine sahip oluyorsunuz. Şansınız yok ise TÜİK ‘in her yıl düzenli olarak açıkladığı işsizler kervanına sizde dâhil oluyorsunuz. Bu yıl işsizlik oranı 501 bin kişi artarak 3 milyon 788 bin kişiye ulaştı. 2017-2018 üniversite kaydını donduran veya ya da üniversiteyi bırakan öğrenci sayısındaki artış % 92 ye ulaştı ve 408.000 bin oldu.

Bu sonuçlardaki sayısal değerler çok mühim. Fakat uygulamadaki yanlışlığı gösteren sayının fazla olması değil. Eğitim her bireyi içine alan ve bireylerin yaşamlarını yoluna koymalarında rehber olandır. Değil binlerce öğrenciyi bir öğrenciyi dahi kaybettiriyorsa ortada bir sistem yoktur. Başarıdan söz etmek ise mümkün değildir. Ki ülkemiz tablosuna bakıldığında ortada bir eğitim durumu da yoktur. Eğitime en çok zaman harcayan ülke olmamıza rağmen, gelişemeyen değişemeyen, her geçen gün yaşamın daha da zorlaştığı ve mutsuzluğun artış gösterdiği tezat bir durum yaşanmaktadır. Eğitimde yenileşme hareketimiz, uygun zemini oluşturmadan teneffüsleri 40 dakikaya çıkarıp, ders saatlerinin süre ve sayısını azaltma fikrinden öteye gitmediği sürece binlerce pabuç dama atılsa ne değişir.. Ayağımızı sıkan ve kısa sürede patlayan ayakkabıyı giymeye devam. Dama atıp ayağımızdaki patlak

ayakkabıdan olmak da var öyle değimli? Yaklaşık dört ay yine bilgi aşığı yaptığımız, yollarına ışık saçtığımız evlatlara iyi bir tatil dilerim. Tatilde lütfen dinlenin ve ders çalışmayın. Gezin eğlenin. Çünkü okula adım attığınız gün maraton kaldığı yerden devam edecek

Bu yazı toplam 3121 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.