Sakin ÖNER

Sakin ÖNER

Yazarın Tüm Yazıları >

MHP VE BBP NİÇİN BİRLEŞMELİDİR?

A+A-
Türkiye bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin yıkılmak, Türk vatanının parçalanmak, Türk milletinin bölünmek istendiği bir süreci yaşıyor. Bu sebeple bu süreç, geçmişin meselelerini tartışacak, fikirlerimiz arasındaki nüansları öne çıkaracak, şahsi egolarımızı, nefislerimizi tatmin edecek bir süreç değildir. İçte bölünme ve iç savaş tehlikesinin, dışta da uluslararası bir savaşın tarafı olma tehlikesinin yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Bu dönemde yapılacak olan, öncelikle “vatan-millet-devlet-bayrak-din” konularında hassasiyeti olan kişi, kurum, teşkilat, inanç ve düşünce gruplarının birlikte, hatta bütün halinde hareket etmeleridir.
Milliyetçi Hareket Partisi(MHP), Türkiye’de kırk yılı aşkın bir süredir siyasi platformda, Türk halkını “millet”, Türkiye Cumhuriyeti’ni de “devlet” yapan değerleri birlikte savunan ve Türk milletini çağdaş uygarlık hedefine ulaştırma ideline sahip olan bir siyasi teşkilattır. Milliyetçi eğitimli MHP kadroları, 12 Eylül 1980’den sonra kurulan bütün siyasi, fikri ve inanç hareketlerine destek olmuş, bazılarının içinde yer almışlardır. ANAP, DYP, Gülen cemaati, Nurcular, Süleymancılar ve Menzil grubu içinde çok sayıda MHP’nin yetişmiş eski mensubu yer almıştır. Az da olsa Refah Partisi, AKP ve Has Parti gibi partilerde de bazı MHP’lilerin yer aldığını görüyoruz. Hatta CHP’ye bile girip çıkan MHP’liler olmuştur. Bir de bu savrulmaların dışında kalan, fakat partiden uzaklaşmış ve zaman zaman farklı partilere oy veren küskün eski MHP’liler de bulunmaktadır.
Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun kurduğu Büyük Birlik Partisi(BBP) de, MHP’nin bünyesinden doğan bir siyasi teşkilattır. BBP, MHP’nin ana davası dışında, bazı konulardaki farklı politika anlayışlarının öne çıkmasından doğan bir ayrışma sonucunda kurulmuştur. Belki ayrışma sürecinde lider kadroları arasında bazı tartışmalar da yapılmış olabilir. Aslında iki parti de, “Türklük ve İslamiyet” gibi aynı davadan, aynı kökten ve gövdeden doğmuştur. İkisinin de lider ve yöneticileri, aynı kültür kaynaklarından ve aynı ocak kültüründen beslenmişlerdir. Kadroları, davaları uğruna aynı fedakarlıkları yapmış, aynı çileleri çekmiş ülkücülerden oluşmaktadır. İki parti de, aynı yapıdaki kitleleri hedef almakta ve aynı kitleden oy istemektedirler. MHP, 1999-2002 yılları arasında bir koalisyon hükümetinin ortağı olmuşsa da, iki parti de, iktidar olabilecek bir potansiyele ulaşamamışlardır.
Türkiye, bir taraftan “bölünme ve savaşa girme” sürecini yaşarken, bir taraftan da sekiz ay sonra yapılacak ve ülkenin kaderiyle yakından ilgili bir genel seçime hazırlanıyor. Bu süreçte milli güçlerin mutlaka birleşmesi gerekir. Öncelikle milli endişeleri ve duyarlılıkları ağır basan siyasi teşkilatların parçalı değil, bir bütün halinde seçimlere girmeleri gerekir. Bu sürecin öncülüğünü, bütün önyargılardan sıyrılarak MHP ve BBP yapmalıdır. Daha sonra milli endişeleri ve hassasiyetleri bulunduğunu iddia eden diğer küçük partilerle ve büyük partilerle “milli mutabakat ittifakı” yapılabilir. Eğer bu birleşme ve birliktelikler gerçekleşmezse, doğacak olumsuz sonuçların sorumlusu, bu birleşme sürecine katılmayanlardır. Ama asıl zararı, Türk milleti çekecektir.
Yabancı kişi ve kuruluşlardan, yeni taraftarlar kazanmak zordur. Öncelikle, geçmişte bizimle beraber olup, çeşitli sebeplerle bizden ayrışan, uzaklaşan ve küsen kişi ve kuruluşlara elimizi uzatmamız ve onları tekrar ana bünyeye kazandırmamız gerekir. MHP’nin elini uzatacağı ilk siyasi kuruluş, BBP olmalıdır.
Bu yazı toplam 2095 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.