Celalettin MARZ

Celalettin MARZ

Yazarın Tüm Yazıları >

Yozlaşmak-Hadsileşmek / Liyakatli Olma - Erdemlilik

A+A-

Yapılan güzellikleri görmek, saygı göstermek, takdir etmek erdemli davranışın bir gereğidir. Sırf siyasal rekabet açısından eleştirel yaklaşım sergilemek doğruları yok saymakla eşdeğerdir. Günümüz de kirlenmişlik, yozlaşma, gelenek ve göreneklerden uzaklaşma hat safhadadır. Böylece toplumsal genel ahlaktan yoksun yetişen kadrolarca yönetilmemizde kaçınılmaz bir son olmaktadır. Bu kadar değerlerden uzaklaşan, Milli ve Manevi değerlere düşman olan, sırf Milliliği adında kalan eğitimden geçerek tepemize oturtulanlar toplumu birbirine kaynaştıran hassasiyetlerimizi esnetmekte giderek toplumsal bütünlüğü sağlayan silsileyi derinleştirmektedir.

YOZLAŞMAK Türk Dil Kurumu Sözlüğünde aşağıdaki gibi tanımlanır.

1. Özündeki iyi nitelikleri birtakım dış etkenlerle zamanla yitirmek, soysuzlaşmak, özünden uzaklaşmak, bozulmak, dejenere olmak, tereddi etmek: "Kendisine büyük hizmeti dokunmuş insanları unutmak bir toplumun yozlaştığını belgeler."

2. Bir şey, manevi anlamda değer yargılarını, özelliklerini ve niteliklerini yitirmek, bozulmak, dejenere olmak, özünden uzaklaşmak: "Toplumun yozlaştığı anlarda bazı kesimler bu yozlaşmanın da tadını çıkarırlar."

Ekonomik Yapıdan Kaynaklanan Nedenler

Bir toplumun yozlaşmasında en önemli unsurlardan biridir. Bir ülkede ekonominin kötüye gidişi toplumu ve doğal olarak fertleri etkiler. Bu etkilenme zamanla yoksullaşmayı getirir, bu da eğitim başta olmak üzere birçok alanı etkiler. Fiziksel ve ruhsal anlamda sağlıklı insanlar yetişmesi güçleşeceğinden ahlaki yozlaşmanın altyapısı oluşabilir.

Siyasal Yapıdan Kaynaklanan Nedenler

Bir ülkedeki siyasal yapı da toplumsal yozlaşmada önemli bir etken olabilir. Toplumun farklı kesimlerinin siyasi alanda kendini ifade edememesi, siyasetin dar bir kesimin elinde kalarak kişisel çıkarlara alet edilmesi, siyasal kayırmacılık, rüşvet yozlaşmaya neden olabilir.

POLİTİK YOZLAŞMA TÜRLERİ

Rüşvet

Zimmet

Siyasal kayırmacılık

Adam kayırmacılık

Hizmet kayırmacılığı ve satın alma

Lobicilik

Rant kollama

Kamu sırlarını sızdırma

Gönül yapma

Politik dalavere

Bürokratik Yapıdan Kaynaklanan Nedenler

Bilindiği gibi devletin vatandaşlarına sunduğu hizmetler bürokratik kurumlar aracılığıyla sağlanır. Bu kurumlarda ki rüşvet, zimmet, adam kayırmacılık, rant kollama gibi istenmeyen davranışlar toplumdaki yozlaşmanın önemli sebeplerinden biri olabilir.

Toplumsal Yapıdan Kaynaklanan Nedenler

Bir ülkedeki ya da bölgedeki toplumsal yapı da yozlaşmaya neden olabilir. Toplum içerisindeki eşitliği zedeleyici gelenek anlayışı kişilerin kendisini ifadesini kısıtlayabilir. Bu durumun o toplumda oluşturacağı huzursuz ortam toplumda bir çatışma ve yozlaşma oluşturabilir. Toplumsal yapıda oluşan kültürel bozulma da yozlaşmayı oluşturan önemli unsurlardandır.

Tarihsel Nedenler

Toplumlarda oluşan yozlaşmanın önemli etkenlerinden biri de tarihsel nedenlerdir. Toplumların tarihsel süreç içinde yaşadığı olaylar, toplumlarda çözülme ve yozlaşma oluşturabilir. Örnek olarak, savaşların toplumlarda oluşturduğu yıkımlar ekonomik ve sosyal anlamda kötü gidişe neden olur. Bu kötü gidiş o toplumda yozlaşmanın altyapısını oluşturur. (Kaynak : Meslek Etiği M.E.B)

LİYAKAT

Bir kimsenin, kendisine iş verilmeye uygunluk, yaraşırlık durumu, değim (TDK Sözlüğü)

Her makama gelecek kişilerde ilk aranması gereken özellik LİYAKAT’tir. Layık olmayan, yeterli bilgiye, deneyime sahip olmayan yöneticiler iyi niyetli olsalar da LİYAKATSİZ olmalarından dolayı faydalı olamazlar. Bu nedenle adama göre iş değil işe uygun adam felsefesi hakim kılınmalıdır.

Özellikle 1980 İhtilalinden sonra Türk Toplumu üzerinde toplum mühendisliği yoğun bir şekilde uygulanmıştır. ANAP döneminde eğitim konusunda düşünmeyen, yorumlamayı, dolayısıyla eleştirmeyi dahi bilemeyen nesiller yetiştirme temeline oturtulan ve ne yazık ki adına Milli eğitim denilen eğitim politikaları uygulandı.

AKP döneminde 14 kez sistem değiştiren Milli Eğitim Bakanlığı, orta öğretimde geçileceği açıklanan yeni sistemle son 17 yıldaki 15'inci değişikliği gerçekleştirecek.

İhale Kanunu 187 ayda 186 kere değiştirildi AKP iktidarda olduğu 187 ay boyunca İhale

Kanunu’nu 186 kez değiştirdi. Son değişiklikle doğal afet, salgın hastalık gibi öngörülemez durumlarda kullanılması gereken ‘istediğine ihale vermenin kapsamı daha da genişletildi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre, cari işlemler açığı,

2019 Yılı Eylül ayında, bir önceki yılın aynı ayına kıyasla 2 milyar 934 milyon dolar artarak 4 milyar 527 milyon dolar düzeyinde gerçekleşti.

Böylece 12 aylık cari işlemler açığı 39 milyar 267 milyon dolar oldu.

Cari açık ihracatımızın ithalatımızı karşılama oranıdır. Yani dış satımla elde edilen gelirlerle, dış alımların ne kadarını karşılayabildiğimizin ifadesidir.

Bu devasa cari açık rakamını yorumlayacak olursak, kaliteli, yeterli, sürekli üretimin yetersizliği açıkça görülmektedir.

Özellikle son 30 yılda yürütülen ekonomik planlamalar, uygulamalar, alınan kararlar maalesef giderek etkinliğini kaybetmiştir. Özellikle verimli, karlı işletmeler komik rakamlarla elden çıkarılmış ve suni teneffüs misali biraz olsun rahatlamayı çözümmüş gibi kamuoyuna sunulmuştur. Her sıkıntılı dönemde ya özelleştirme ya da dış kaynaklı borçlanma ile gemi yürütülmeye çalışılmıştır.

Erdemlilik:

İnsanın ruhsal olgunluğu. Ahlakın övdüğü iyi olma, alçak gönüllülük, yiğitlik, doğruluk vb. niteliklerin genel adı, fazilet.

İşte eksik olan budur. Yani erdemli, ahlaken olgun, doğrulukla faziletli davranabilen yöneticiler.

Devletin kaynaklarını verimli, yerinde zamanında kullanabilen, kaynak israfı yapmayı kul hakkı olarak gören, uygulamalarında vicdan muhasebesi yapabilen gerçek anlamda yerli milli olabilen, Erdemli insanlar. Bu gün yaşanan ayrışmanın, güvensizlik ortamının, gelecekten duyulan endişenin temel sebebi devleti yönetenlerin toplum üzerinde ki yansımaları, haklarında söylenen olumsuz gelişmeler, kaynakların hunharca israfı, yaşanan olumsuzlukların sağladığı umutsuzluk. Oysa ki Türkiye gerek tarihi değeriyle, gerek jeopolitik konumuyla hiçte hak ettiği seviyede değildir.

Anadolu toprakları 2020 Yılı itibariyle yaklaşık Mültecilerle beraber yaklaşık 90 Milyon nüfus barındırmaktadır. Günümüzde girdi maliyetlerinin yüksekliğinden yüzbinlerce dönüm arazi ekilmemekte, atıl olarak durmaktadır. Bu verimli arazilerin tekrar üretim ekonomisine kazandırılması için ciddi bir politika üretilmiş değildir. Oysa ki 30 yıl öncesinde tarımsal üretim de Dünya da kendi kendine yetebilen 7 ülkeden birisidir Türkiye. O zamandan bu zamana yanlış uygulamalar, dışa bağımlı tohum ve gübre tedariki, planlama eksikleri, yüksek akaryakıt, araç ekipman maliyetleri insanımızı, hızla tarımdan uzaklaştırmıştır. Köyden köye göç hızlanmış ve zor şartlarda hayat sürmek pahasına şehirde kalma mücadelesi devam etmektedir.

Söylenecek, vurgulanacak o kadar çok konu var ki sonra ki zamanlara erteleyelim. Zira KORONA adlı virüsün Ülkemizdeki seyri tamamlansın. İnanıyorum ki en az hasarla bu belayı da bu millet def edecektir. Allah bu Milletin yar ve yardımcısı olsun. Umudumuzu tazeleyecek ufuklara doğru dik durmaya devam. Sevgi ile Ülkü ile kalın.

Bu yazı toplam 2376 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.