1747 yılında bir suikast sonucu öldürülmesinin ardından Azerbaycan’da merkezi otorite sarsılmış, bunun sonucunda bağımsız hanlıklar ortaya çıkmıştır.
Azerbaycan hanlıkları arasında siyasi birliğin sağlanamaması, Rusya’nın bölgeye ilgisini artırmıştır. Çarlık Rusyası; Kafkasya üzerinden Türk dünyasını bölmek, sıcak denizlere ulaşmak ve Türkistan’a uzanmak gibi stratejik hedeflerle bölgeyi işgal etmeye başlamıştır.
Uzun, çetin ve kanlı savaşlar sonucunda Kuzey Azerbaycan’daki Taliş, Şirvan, Kuba, Bakü, Gence, Karabağ ve Şeki hanlıkları Rus işgali altına girmiştir. Bu sürecin en önemli dönüm noktalarından biri, 12 Ekim 1813 tarihinde imzalanan Gülistan Antlaşması olmuştur. Bu antlaşma ile Kaçar Devleti; Doğu Gürcistan, Kazak ve Şemşeddil sultanlıkları ile Dağıstan üzerindeki iddialarından vazgeçmek zorunda kalmıştır.
Rus ilerleyişi bununla sınırlı kalmamış, 1826-1828 yılları arasında yaşanan yeni savaşların ardından 10 Şubat 1828 tarihinde Türkmençay Antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşma uyarınca Azerbaycan hanlıklarının en güçlü ve stratejik olanları başta İrevan Hanlığı olmak üzere Nahçıvan ve Taliş hanlıkları Rusya’ya bırakılmıştır.
Böylece Aras Nehri’nin kuzeyindeki yaklaşık 133.000 km²’lik kadim Türk yurdu Rus işgali altına girmiş, Azerbaycan coğrafyası Kuzey ve Güney olarak ikiye bölünmüştür. Güney Azerbaycan Kaçar Devleti’nde kalırken, kuzey kesim Rus hâkimiyetine geçmiştir.
Bu bölünmenin en dikkat çekici sonuçlarından biri de İrevan Hanlığı’nın parçalanmasıdır. Aras Nehri’nin güneyinde kalan Sürmeli Çukuru’nun bir parçası olan Iğdır, stratejik konumu nedeniyle 89 yıl Rus işgal altında kalmıştır. 1826-1828 yılları arasında Ruslarla yapılan savaşlarda Iğdır halkı büyük kahramanlıklar göstermiş, ancak ağır kayıplar vermiştir.
Bir zamanlar Azerbaycan halkı “Hepimiz Karabağlıyız” diyordu. Bugün ise aynı hafıza ve duygu, “Hepimiz Garbî Azerbaycanlıyız” sözünde ifadesini bulmaktadır.
Aras Nehri’nin ikiye ayırdığı İrevan topraklarının kuzeyine “Saat Çukuru”, güneyine ise “Sürmeli Çukuru” denilmektedir. Bu iki parça, et ile tırnak gibi ayrılmaz bir bütünün parçalarıdır. Bugün Garbı Azerbaycan kadim Türk yurdundan Türk dünyasının elinde tek hatıra ve miras Iğdır ili kalmıştır.
Garbi Azerbaycan, kadim bir Türk yurdudur. Bugün Türkiye, Azerbaycan ve İran’da yaşayan milyonlarca insan için bu topraklar bir geçmişten ibaret değil; aynı zamanda bir kimlik, bir hafıza ve bir özlem meselesidir. İki asrı aşan bu hasretin bir gün sona ereceğine dair inanç hâlâ canlıdır.
Bir gün öz doğma ata yurdumuza, İrevan’a döneceğiz…
Gök Mescit’te ezan-ı Muhammediye okunacak, ay yıldızlı bayrağımız semalarda dalgalanacaktır. Aras Nehri’nin coşkun sularında, Taşnak çetelerinin kurşunlarıyla şehit düşen binlerce evladımızın ruhu şad olacaktır.
Garbi Azerbaycan vatan topraklarından uzakta, vatan hasretiyle yanıp tutuşan milyonlarca Azerbaycan Türkünün duygularına tercüman olan ağıt gibi şiir:
İravan’da hal qalmayıb!
Hal-hal olub bağrım mənim,
Ağrı dağdan ağır gələr,
Ürəyimdə ağrım mənim.
Məscidləri uçurdular,
Tikildi qara kilsələr,
O torpağın kökü üstə
Yaradı yara kilsələr.
O yağı miskin görər,
Qəlbimi yara bilsələr,
Yiğit kartallar yurduna
Qarğa-quzğun dolub ki…
İrvan’da hal qalmayıb,
İrəvan’da nə qalıb ki?
Sazda İrəvan çuxuru
Sazda qalıb Göyçə gölü,
Yazı babamın yazısıdır,
Göydə qalıb Göyçə gülü.
Nərgizləri yetim kimi,
Menekşeleri bükülü,
Torpaq, torpaq deyə-deyə
Lalə bağrım xal salıb ki…
İravan’da hal qalmayıb,
İravan’da nə alın ki?
Göyçə adım uçub gedib,
Sevan düşüb yerinə,
Yiğitlərim atdan düşüb,
Dövran yetib birinə.
Yurtsuz qalıb sürünənə
Torpaq gərək bürünə,
Torpaq deyə-deyə
Neçə ömürlər solub ki…
İravan’da hal qalmayıb,
İrəvan’da ne kim qalıb ki?
İravan’da xan qalmayıb,
İravan’da kim qalıb ki?
Rufat GÜREL
Tarihçi - Yazar