
Şimdi ne olacak?
Buyurun, dağda teröristlik yapacaklarına şimdi ovada siyaset yapacak çakı gibi ekipler...
İçerden tahliye olacaklar kabaca 3 bin beş yüz, dağdan inecekler de 3-4 bin civarındaymış. Dağdan ineceklerin sayısını indiklerinde kesinleştiririz. Gerçi Sayın Soylu 120 kişiden az kaldılar demişti… Bakalım gerçek miymiş?..
Şimdi 6-7 bin eğitimli, talimli, imanlı Öcalancıyı Türkiye’ye salıyoruz. Etkin pişmanlık demeyin. Çıkardığımız kanun pişmanlık gerektirmedi; sadece sevgili müttefiklerimizin teşviki ve hadi diplomatik olalım, “ricası” yetti. Onların içerideki müttefiklerinin de. Kim nereden ilham etmişse kafamın arkasında şöyle bir cümle dolaşıyor: “Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müttefiklerimizin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler.” Bu eksik tabii. İktidar sahipleriyle sınırlı değil. Ana muhalefet de anneanne muhalefet de aynı vahdete katıldı.
SOSYAL PROBLEM!
Amma şimdi elimizde nur topu gibi bir “sosyal problem” var. Bu 6-7 bin kişi ne olacak? Dediğim gibi. Disiplinli… Demokratik Konfederalizm’in, Demokratik Komünlerin imanlı neferleri. Talimli… Yat deyince yatacak, kalk deyince kalkacak. “Yap!” deyince yapacak. Teşkilat dersen zaten teşkilatlılar. Teşkilat kurmak için emek ve zaman harcamaya gerek yok. Disiplin de var hiyerarşi de. Buyurun, dağda teröristlik yapacaklarına şimdi ovada siyaset yapacak çakı gibi ekipler.
Teşkilat tamam. Şimdi bunların “Profesyonel Devrimci”, hadi bu terim eskiye ait, Profesyonel Demokratik Komüncü (PDK) olmaları için paraya ihtiyaç var. Para nereden gelecek? Bir kere müttefiklerimiz burada da bizi yalnız bırakmaz. Brüksel, Berlin’in stiftungları biraz Fransa ve tabii Washington, gerekeni yapar. Bu birinci kalem. İki: Münfesih PKK’nın (KCK’nın da mı?) önemli gelir kalemi uyuşturucuydu. Bu kaynak, kanun çıktı diye terk edilecek değil herhâlde. Yalnız şimdi daha kolay, daha az sakınarak, daha içeriden çalışırlar çocuklar. Ama o raconun mevcut sahipleri var. Gemiciklerle denizaşırı ithalat – ihracat işleri yapıyorlar. İşte o iki kaynak arasında sürtüşme çıkabilir. Bir mafya ile öbür mafya arasında. Muhtemeldir ki mafyaların anlaşması çok zor olmaz. Çünkü zorluk çıkarsa her ikisi de zarar görür. Anlaşırlar. Millî dayanışma, birlik, beraberlik ve entegrasyon zamanıdır.
VERGİ ŞART
Fakaat… Para içinde yüzseler bile değil mi ki Demokratik Komünler söz konusu, mutlaka kendi vergilerini toplamaları lazım. Vergi bir bağlılık, bir “demokratik vatandaşlık” göstergesidir. Vergisini veren, “ben kantonumun vatandaşıyım, konfederalim, komün üyesiyim” der ve öyle de hisseder. İnanmazsanız Sayın Öcalan’ın temel kitaplarını okuyun. Mutlaka vergi, eğitim, demokratik mahkemeler ve öz savunma… Bunlar olmadan olmaz. Öz savunma birilerini uyandırabilir. Bunu bin kilometrenin birkaç yüz kilometre ilerisine bırakalım. Ne de olsa elimizde sınır ötesi güçler var. Ama vergiye hemen başlayabiliriz.
Sayın Babacan söyledi. Bu uzun bir yolculuk ve yol kazaları çıkabilir. Gerçi iktidarımızın iki partisi de bizi yılmadan “Her Kürt Öcalancıdır, Öcalan bütün Kürtlerin temsilcisi ve önderidir.” formülüne inandırmaya çalıştı. Ama Kürtler buna inanmasa da ovada siyaset yapacak yeni kadroların temel inancı her Kürdün Demokratik Kürt Komünlerinin üyesi olduğu, değilse üye yapılacağıdır. Yine de Kürtlerin hepsi, siyasiler ne derse desin, ne Öcalancıdır ne de PDK’cı. Buyrun size “temel çelişki” … “Hey sen! Ver bakayım komünün vergisini!” “Ben devletime vergi veriyorum. Çek arabanı!” Sonra tipik mafya sohbeti başlar: “Vermezsen seni koruyamayız!”
HAYDİ KOMÜNLERE
Sonra? Sonra istesek de istemesek de Demokratik Toplum’a ve Demokratik Cumhuriyet’e yürüyeceğiz. Bakınız, KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, Önderlik’ten, yani Sayın Öcalan’dan aktararak ne diyor (https://x.com/B_post3/status/2087261877319475398/video/1 ) :
“Demokratik Toplum Demokratik Cumhuriyet’i gerçekleştirebilir. Bu yönüyle Kürt halkının demokratik toplum biçiminde örgütlenmesi gerekiyor, kendisini komünler, meclisler biçiminde demokratik toplum haline getirmesi gerekiyor. Demokratik toplum demek siyasal gücü olan toplum demektir. Siyasal gücü olan halk gerçekliği demektir.“
KCK, PKK ile birlikte feshedilmedi mi? Kardeşlik falan kanununda da hep PKK-KCK diye geçiyor. Edilmemiş demek ki. Görürsem sorarım, “Siz fesholmamış mıydınız?” diye.
Sonuç: İktidarımız mevcut anayasaya darbe anayasası diyor ve yokmuş gibi davranıyor ya… Sayın Öcalan da arkadaşlarıyla birlikte bize yeni bir anayasa hazırlıyor. Demokratik Toplum ve Demokratik Cumhuriyet anayasası. Gerçi Kürt halkı içinmiş ama onlar lütfedip diğer Türkiye halklarına da verirler.


HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.