Üstün Olan Hukukun, Güç Karşısındaki Ezikliği

Üstün Olan Hukukun, Güç Karşısındaki Ezikliği

A+A-

Üstün Olan Hukukun, Güç Karşısındaki Ezikliği

İnsanlar, bir arada yaşamaya başladıklarından itibaren,

birbirlerine karşı bazı hakları olduklarını görmüşlerdir.

Bu hakların toplamına biz “hukuk” diyoruz.

*

Hukuk söylendiği gibi karmaşık bir yapıya sahip değildir

ve sadece kişinin haklarından ibarettir. Karışık olan şeyse,

bu hakların temininde, takip edilen yol ve yöntemlerdir.

Yol ve yöntemler, haklar gibi doğal olmayıp insan eliyle

yapıldığından, içinde her türlü cinlik, dalavere, eksiklik

ve boşluğu da birlikte barındırmaktadır.

*

Yasa yapıcılarının iyi niyetle oluşturduğu kurallar, yol ve

yöntemler, çoğu zaman hak sahiplerinin hakkını

kaybetmesinde en önemli emarelerden birisi olmaktadır.

Hak sahiplerinin en meşru savunma ve hak talepleri

gelip bu boşluklara, kurallara çarpıp dağılmaktadır.

*

Yasa koyucular, yine hukuki bir işletim aracı olan,

ellerindeki çoğunluğu kullanarak insanların ya da tüzel

kişilerin, meşru haklarını, gasp edebilmektedirler.

Bu durumda yapılan iş yasal, ama hukuki olmamaktadır

*

Bütün bu zorlukları aşmış bir hak sahibinin önünde,

daha ve en zor olan bir engel var ki, o da bütün bu

prosedürleri uygulatacak olan iktidarın elindeki güçtür.

Bu güç yargıya müdahale etmeye kalktığında, ne

teamüller ne kurallar ne yasalar ve nihayet ne de hukuk

ayakta durabilir. Hepsi birden ezilir ve çöker.

*

Hukukun çöktüğü toplumların, uzun süre ayakta kaldığı

görülmemiştir. Hakkını hukuk yoluyla alamadığını gören

toplumlarda, alttan alta isyan duyguları gelişir. Bu

duygular, bir gün eyleme döner. Bu eylem, çoğu zaman

bir çare olmayıp arkasından topyekûn bir çöküşü getirir.

Fiili bir eylem gelişmediği durumlarda da halkın azmi kırılır,

 çalışma ve üretme şevki ortadan kalkar. Bilimsel gelişme

olmaz, ekonomi zayıflar, askeri güç azalır, ülke, saldırı ve

 işgallere açık duruma gelir. Bunun için hak dağıtılan

kurumlarımızın duvarlarında, “Adalet ülkenin temelidir.” yazıyor.

*

Tarihte ve günümüzde, dünyanın çeşitli yerlerinde ve bizim

 coğrafyamızda bu durumlar, zaman zaman yaşanmış,

yaşanmakta ve yıkıcı sonuçları da görülmektedir.

*

Bugün ülkemizde yaşanan hukuk garabetlerinin, iktidardaki

güç eliyle yaratıldığı, Habur, Ergenekon ve 17-25 Aralık

 mahkeme kararlarının, yaz boz tahtasına dönmesinden

açıkça görülmektedir.

*

Bu minvalden hareketle 1 Kasım sonrası MHP delegelerinin

olağanüstü kongre taleplerini reddedip meseleyi hukukun

kapısına götürenler, bu iktidar gücünden faydalanmanın

yollarını aramaktadır. Bu hak talebinin daha şimdiden

görünmez bir elin marifetiyle, prosedürlerin demir

parmaklıklarına, çarpmaya başladığını görüyoruz.

*

Yani bir hak var, ama o hakkı verecek bir hukuk olup

olmadığı belli değil. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi bir sayfalık

bir yazıyı okumuş, karar vermiş, ama açıklamasını yapmıyor.

Bu yüzden mahkeme kayyumunun karar verdiği, Saadet

Partisi’nde de örneği görülen,15 Mayıs kongre kararı, gücün

baskısı yüzünden uygulanamıyor.

*

Hukuk diyor ki:

“Sen, haklısın, ama güçlü değilsin. Ben üstünüm, ama ezik durumdayım!”

*

Eğer, MHP’yi zayıf rakip olarak bırakmak isteyen gücün yardımıyla

haklılar durdurulursa, delegelere ve milyonlarca seçmene bunu

yaşatanlar bilmeliler ki, ‘Mağdurların etrafında, bedenleriyle olmasa bile,

duygularıyla toplanan çok olur.’

*

Unutmayın ki, çoğunluk yenilmez; tarih er veya geç, hep zaferi çoğunluğa vermiştir.  

*

Geç olsa da güç olsa da bu böyle olacak !

*

Şahin Hüseyin Celep

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.