Uygurlara yönelik asimilasyon yasallaşıyor

Uygurlara yönelik asimilasyon yasallaşıyor

Çin’in onaylamaya hazırlandığı “Etnik Birlik” yasası, insan hakları örgütlerine göre Uygurlar başta olmak üzere etnik ve dini azınlıklara yönelik baskı ve asimilasyon politikalarına daha geniş bir yasal çerçeve kazandırabilir.

A+A-

Çin yönetimi, başta Sincan Uygur Özerk Bölgesi (Doğu Türkistan) ve Tibet olmak üzere, ülkedeki etnik azınlıkları egemen Han kültürüne entegre etmeyi amaçlayan yeni bir yasayı onaylamaya hazırlanıyor. İnsan hakları örgütleri ve uzmanlar, "Etnik Birlik Yasası" adı altındaki bu girişimin, Uygur Türklerinin dilini, inancını ve kültürünü hedef alan asimilasyon politikalarının "temel yasa" statüsüne yükseltilmesi anlamına geldiği uyarısında bulunuyor.

On yıllardır etnik azınlıkları baskı altında tutmak ve onları çoğunluktaki Han Çinlileri kültürüne asimile olmaya zorlamakla suçlanan Pekin yönetimi, tartışmalı bir yasal düzenlemeyi hayata geçiriyor. Çin'in yıllık parlamento oturumunda onaylanması beklenen "Etnik Birliği ve İlerlemeyi Teşvik Yasası", uluslararası toplumda ve insan hakları savunucularında büyük endişe yarattı.

BBC'nin derlediği analiz ve raporlara göre; Çin hükümeti yasayı "daha büyük birlik yoluyla modernleşmeyi teşvik etmek" için hayati bir adım olarak savunsa da, yasanın içeriği azınlık haklarına yönelik ciddi kısıtlamalar barındırıyor.

DİL, DİN VE EVLİLİĞE 'DEVLET' MÜDAHALESİ

Yeni yasa tasarısı, azınlık kültürlerinin temel yapı taşlarını doğrudan hedef alıyor:

Anadilde Eğitime Darbe: Diğer dillerin statüsü, resmi dil olan Mandarin (Çince) lehine düşürülüyor.

Karma Evlilik Teşviki: Baskın Han Çinlileri ile diğer etnik gruplar arasındaki evlilikleri kısıtlama girişimleri yasaklanarak, bu evlilikler devlet güvencesiyle teşvik ediliyor.

İdeolojik Eğitim Şartı: Ebeveynlere, "çocuklarını Çin Komünist Partisi'ni sevmeye eğitmeleri ve yönlendirmeleri" yasal bir zorunluluk olarak dayatılıyor.

Muğlak Yasaklar: "Etnik birliğe" zarar verdiği düşünülen her türlü eylem geniş bir genellemeyle yasaklanıyor.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in uzun süredir savunduğu ve dini uygulamaların Komünist Parti değerlerine uygun hale getirilmesini öngören "dinin Çinlileştirilmesi" vizyonu, bu yasayla fiili bir politikadan çıkıp yasal bir zorunluluğa dönüşüyor.

UYGURLAR MERCEK ALTINDA: "ASİMİLASYONUN SON AŞAMASI"

Türkiye'nin ve dünyanın yakından takip ettiği Uygur Türklerinin durumu, yasanın en çok tartışılan boyutunu oluşturuyor. Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri, bir milyondan fazla Uygur Müslümanının kamplarda zorla tutulduğunu raporlarken, Pekin yönetimi bu tesisleri "mesleki eğitim merkezleri" olarak adlandırmayı sürdürüyor.

Yurtdışındaki Uygur hakları savunucuları, yeni yasanın zaten kısıtlı olan hakları tamamen ortadan kaldıracağını belirtiyor. "Uygurlar için Kampanya" örgütü yaptığı açıklamada, yasanın azınlık dillerinde eğitimi kısıtlayarak; Uygur, Tibetli ve Moğol çocukların okullarda kendi anadillerini kullanma hakkını fiilen ellerinden aldığını vurguladı. Örgüt bunu, "azınlıkları Han Çinli toplumuna asimile etme yönündeki mücadelenin bir parçası" olarak nitelendirdi.

DEMOGRAFİK MÜHENDİSLİK YASALLAŞIYOR MU?

Nüfusları milyonları bulan ancak Çin nüfusunun yüzde 90'ından fazlasını oluşturan Han Çinlilerinin yanında azınlıkta kalan Uygur, Tibet ve Moğol halkları, tarihsel olarak ülkenin en geniş ve yeraltı kaynakları bakımından en zengin bölgelerinde yaşıyor.

Uzmanlar, Çin hükümetinin yıllardır Han Çinlilerini Tibet ve Urumçi gibi bölgelere göç etmeleri için teşvik ettiğine ve bunun kasıtlı bir "nüfus mühendisliği" olduğuna dikkat çekiyor. Pensilvanya Üniversitesi'nden araştırmacı Aaron Glasserman, yetkililerin özellikle etnik gruplar arası evlilikleri dini veya kültürel gerekçelerle engellemeye çalışan yerel din adamlarını veya aileleri yeni yasa ile kolayca devreden çıkarabileceğini belirtiyor.

"SADECE BİR YASA DEĞİL, İDEOLOJİK ÇERÇEVE"

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) Çin Araştırmacısı Yalkun Uluyol ise yasanın kapsamının mahkemelerle sınırlı kalmayacağının altını çiziyor: "Bu yasa, eğitim, din, tarih, kültür, turizm, kitle iletişim araçları ve internet genelinde 'Çin ulusunun ortak bilinci' ile ilgili ideolojik bir çerçeveyi resmileştiriyor."

Uzmanlara göre; mevcut otoriter yapısı gereği Pekin'in gücünü pekiştirmek için kağıt üzerinde yeni bir yasaya ihtiyacı yok. Ancak bu yasanın parlamentodan geçirilmesi, Xi Jinping yönetiminin Uygurlar ve diğer azınlıklara yönelik "Çinlileştirme" ve asimilasyon politikalarından geri adım atmayacağının, aksine bu süreci devletin temel bir dayanağı haline getirdiğinin en net uluslararası mesajı olarak okunuyor. Kaynak : Karar

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.