
Çin Uygur Türklerini Zorla Asimile Ediyor
52 sivil toplum örgütünden Çin’in 'Etnik Birlik Yasası'na tepki: Zorla asimilasyonun yasal aracı
Uygur diasporası ile dünyanın farklı ülkelerinde faaliyet gösteren 52 sivil toplum kuruluşu, Çin’in yeni Etnik Birlik ve İlerlemeyi Teşvik Yasası’na karşı ortak açıklama yayımladı. Açıklamada, 1 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren düzenlemenin idari bir tedbir olmadığı belirtilerek, yasa “zorla asimilasyonun yasal aracı” olarak nitelendirildi.
Çin Ulusal Halk Kongresi tarafından 12 Mart’ta kabul edilen yasa, Pekin yönetimine göre ülkedeki 56 etnik grup arasında ortak aidiyet duygusunu, toplumsal bütünleşmeyi ve kalkınmayı güçlendirmeyi amaçlıyor. Düzenleme 1 Temmuz itibarıyla yürürlüğe girdi.
“KİMLİKLERİN TEK BİR ÇİN ULUSU İÇİNDE ERİTİLMESİ HEDEFLENİYOR”
Ortak açıklamada, yasanın “Çin ulusu” kavramını Çin Komünist Partisi ideolojisiyle birleştirdiği ve Han olmayan topluluklardan kendi kimliklerinin yerine Parti tarafından tanımlanan ortak ulusal kimliğe bağlılık göstermelerini istediği savunuldu.
Metinde şu değerlendirmeye yer verildi:
“Uygur, Tibetli, Moğol ve diğer Han olmayan kimlikler, yalnızca Parti tarafından tanımlanan tek bir Çin ulusuna dahil edildikleri ölçüde var olmalarına izin verilen unsurlar hâline gelmektedir.”
Sivil toplum örgütleri, yasanın Mandarin Çincesini eğitim ve kamusal yaşamda öncelikli hâle getirdiğini; Uygurca, Tibetçe ve Güney Moğolca gibi dillerin kullanım alanını daha da daraltacağını ileri sürdü.
Avrupa Parlamentosu da nisan ayında kabul ettiği kararda yasanın Mandarin dilini eğitim, medya ve kamusal yaşamda önceliklendirdiğini; etnik azınlıkların kimliklerinin bastırılması ve asimilasyonu yönündeki politikaları yoğunlaştırabileceğini belirtti. Karar 439 kabul, 52 ret ve 71 çekimser oyla kabul edildi.
MADDE 63’E “ULUSÖTESİ BASKI” TEPKİSİ
Açıklamada en sert eleştirilerden biri, yasanın Çin dışındaki kişi ve kuruluşları da kapsayan 63’üncü maddesine yöneltildi.
Söz konusu hüküm, Çin anakarasının dışında “etnik birlik ve ilerlemeyi baltaladığı” veya “etnik ayrılıkçılığı teşvik ettiği” öne sürülen kişi ve kuruluşların Çin yasaları kapsamında sorumlu tutulabilmesini öngörüyor.
Uygur örgütleri, bu düzenlemenin Çin dışında yaşayan Uygurlar, Tibetliler, Moğollar, muhalifler, gazeteciler ve insan hakları savunucuları üzerinde baskı kurulmasına hukuki dayanak oluşturabileceğini savundu.
Ortak açıklamada, “Bu, sürgündeki topluluklara karşı yürütülen ulusötesi baskı politikasını yasal bir statüye kavuşturmaktadır” denildi.
BM’DEN YASANIN KALDIRILMASI ÇAĞRISI
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, 15 Haziran’da BM İnsan Hakları Konseyinde yaptığı konuşmada düzenlemenin dil, eğitim, din, kültür, ifade ve toplanma özgürlükleri üzerindeki sınırlamaları derinleştirme riski taşıdığını söyledi.
Türk, yasanın kaldırılması ve asimilasyon uygulamalarının sona erdirilmesi çağrısında bulundu.
Sekiz BM insan hakları uzmanı da nisanda Çin hükümetine gönderdikleri ortak yazıda, yasadaki bazı ifadelerin geniş yoruma ve kötüye kullanıma açık olabileceğine ilişkin endişelerini iletti.
ULUSLARARASI TOPLUMA DÖRT ÇAĞRI
Ortak bildiride BM mekanizmalarından yasanın uygulanmasını ve Çin dışındaki etkilerini izlemeleri istendi. Hükümetlere ise düzenlemeyi açık biçimde kınama ve kendi ülkelerinde yaşayan Uygur, Tibetli ve Moğol toplulukları için koruma mekanizmaları oluşturma çağrısı yapıldı.
Parlamentoların yasayı kınayan kararlar alması ve düzenlemenin hazırlanması ile uygulanmasından sorumlu kişi ve kurumlara karşı hedefli tedbirleri değerlendirmesi istendi. Sivil toplum kuruluşlarına da ulusötesi baskı vakalarını belgeleyerek risk altındaki kişilere destek olma çağrısında bulunuldu.
Açıklama, “Uluslararası toplumu Etnik Birlik ve İlerleme Yasası’nın iptali için anlamlı adımlar atmaya çağırıyoruz” ifadeleriyle tamamlandı.
PEKİN SUÇLAMALARI REDDEDİYOR
Çin yönetimi ise yasanın etnik azınlıkları asimile etmeyi amaçladığı yönündeki suçlamaları reddediyor. Çinli yetkililer, düzenlemenin etnik grupların ekonomik ve sosyal gelişimini desteklediğini, kültürel mirasın korunmasını güvence altına aldığını ve ortak ulusal aidiyeti güçlendirdiğini savunuyor.
Çin Adalet Bakan Yardımcısı Hu Weilie, 63’üncü maddeye yönelik “sınır ötesi yetki” eleştirilerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu öne sürerek hükmün yalnızca etnik birliği baltalayan yasa dışı eylemleri hedeflediğini söyledi.Kaynak : Karar Gazetesi

HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.