FATİH SULTAN MEHMET VE BELLİNİ 

FATİH SULTAN MEHMET VE BELLİNİ 

“Fatih Sultan Mehmet hem askerî bir deha hem de bir Rönesans adamıydı.” 

A+A-

29 Mayıs 1453, dünya tarihinin seyrini değiştiren günlerden biriydi. Osmanlı Sultanı II. Mehmet, henüz 21 yaşındayken İstanbul’u fethetti ve Doğu Roma İmparatorluğu’na son verdi. İstanbul’un fethi yalnızca bir şehrin alınması değildi. Bir çağ kapanıyor, yeni bir çağ başlıyordu. 

İstanbul, tarih boyunca birçok kez kuşatıldı. Ancak bu kuşatmaların hiçbiri başarıya ulaşamadı. Fatih Sultan Mehmet, 53 günlük kuşatmanın ardından şehri fethetti. Döktürdüğü Şahi topları, gemileri karadan yürütmesi ve uyguladığı stratejiler onun askerî dehasını ortaya koydu. Fetih sonrası Trabzon, Sinop ve Kırım’ın alınmasıyla Karadeniz adeta bir Türk gölü hâline geldi. Bu başarılar, Fatih’i yalnızca Osmanlı tarihinin değil, dünya tarihinin de en önemli komutanlarından biri yaptı. 

Fatih Sultan Mehmet’in yalnızca askerî yönü değil, entelektüel kimliği de dikkat çekiciydi. Bilime, sanata ve edebiyata büyük önem veriyordu. Arapça ve Farsçayı çok iyi biliyor; ayrıca Eski Yunanca, Latince ve İtalyanca da okuyabiliyordu. Topkapı Sarayı Kütüphanesi’nde bulunan eserler bunu açıkça göstermektedir. Saraydaki yazmalar arasında Arapça ve Farsça eserlerin yanında Yunanca ve Latince eserler de yer alıyordu. Bu yönüyle Fatih, klasik bir hükümdardan çok daha geniş bir entelektüel çerçeveye sahipti. 

Prof. Dr. İlber Ortaylı, Fatih Sultan Mehmet’i bir “Rönesans entelektüeli” olarak değerlendirmiştir. Ortaylı’ya göre Fatih’in yalnızca askerî yönünün öne çıkarılması eksik bir yaklaşımdır. Çünkü Fatih, sanat ve düşünce dünyasıyla da güçlü bir ilişki kurmuştur. Ortaylı, onun entelektüel yönünün çoğu zaman göz ardı edilmesini doğru bulmadığını ifade etmiştir. 

Fatih’in sanata olan ilgisinin en önemli örneklerinden biri, Venedikli ressam Gentile Bellini ile kurduğu ilişkidir. Osmanlı kaynaklarında Fatih ve Bellini hakkında bilgiler sınırlıdır. Bu konuda daha çok Venedik elçilerinin raporları ve çeşitli seyyahların notları bilgi vermektedir. Fatih Sultan Mehmet, Venedik’e gönderdiği elçi aracılığıyla portre yapabilen bir ressamın İstanbul’a gönderilmesini talep etmişti. Bunun üzerine Venedik Dukalığı, Bellini’yi İstanbul’a gönderdi. 

1428 doğumlu Bellini, sanatçı bir aileden geliyordu. Babası Jacopo Bellini, Venedik sanatının önemli isimlerinden biriydi. Bellini de babasının izinden giderek devlet ressamı oldu. Dukaların portrelerini yaptı ve saray çalışmalarında görev aldı. 1479 yılında Fatih Sultan Mehmet’in davetiyle İstanbul’a geldi ve yaklaşık bir buçuk yıl Osmanlı topraklarında kaldı. Bu süre içinde Fatih’in portrelerini yaptı; ayrıca İstanbul’un günlük yaşamını ve dönemin insanlarını da resmetti. 

İslam dünyasında resim sanatına mesafeli yaklaşılması nedeniyle portre geleneği uzun süre gelişmemişti. Buna rağmen Fatih Sultan Mehmet, kendi portresini yaptıran ilk Osmanlı padişahı oldu. Bu durum onun sanata yaklaşımını açıkça ortaya koyuyordu. Bellini’nin yaptığı Fatih portreleri bugün çeşitli Avrupa müzelerinde sergilenmektedir. En bilinen eserlerden biri Londra’daki Victoria and Albert Museum’da bulunmaktadır. Portredeki üç taç; Doğu Roma İmparatorluğu’nun, Trabzon Rum İmparatorluğu’nun ve Karamanoğulları Beyliği’nin alınmasını simgelemektedir. 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 2020 yılında Londra’da düzenlenen bir müzayedede 770 bin sterline satın aldığı “Fatih ve Şehzade” tablosu büyük yankı uyandırmış, Fatih ile Venedikli ressam Bellini’yi yeniden gündeme taşımıştı. Ancak Fatih’in karşısında yer alan şehzadenin kim olduğu konusunda farklı görüşler ortaya çıktı. 

Fatih dönemi üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Alman tarihçi Franz Babinger’e göre bu figür, Bosna Kralı’nın oğlu İshak Bey’di. Bazı araştırmacılar ise kişinin Cem Sultan olduğunu ileri sürdü. Gazeteci Murat Bardakçı, bu kişinin Cem Sultan olamayacağını; çünkü Cem Sultan’ın o tarihlerde Konya valisi olduğunu ve İstanbul’da bulunmadığını ifade etmişti. 

Prof. Dr. İlber Ortaylı ise Fatih’in karşısındaki kişinin Cem Sultan olabileceğini söylemiştir. Ona göre bu eser bir Rönesans resmidir ve Rönesans sanatını bilmeden yorumlanamaz. Ayrıca Ortaylı, Rönesans döneminde portrelerin her zaman model karşısında yapılmadığını hatırlatarak Cem Sultan’ın mutlaka sarayda bulunmasının gerekmediğini ifade etmiştir. 

Ortaylı, Londra National Gallery kataloglarında yer alan “Fatih Sultan Mehmet ve Şehzade” tablosunun Bellini’ye ait olmadığı yönündeki görüşlere de temkinli yaklaşılması gerektiğini belirtmiştir. Kendi galerilerinde sergilenen “Fatih Sultan Mehmet” portresinin restorasyon sürecinde büyük değişiklikler geçirdiğini, bu nedenle artık tamamen Bellini’ye ait bir eser olarak değerlendirilemeyeceğini söylemiştir. 

Sonuç olarak Fatih Sultan Mehmet yalnızca İstanbul’u fetheden büyük bir komutan değildi. Aynı zamanda bilime, sanata ve düşünceye önem veren güçlü bir entelektüeldi. Birçok dil bilen, klasik eserleri takip eden ve sanatla doğrudan ilişki kuran bir hükümdardı. Bellini ile kurduğu ilişki de onun bu yönünün en dikkat çekici örneklerinden biri olarak tarihe geçti. 

-017.jpg

Haber ve Fotoğraflar / Meliha KALLİMCİ

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.