
Iğdır'da Yaşatılan Kadim Kültür Nevruz
KADİM GELENEK NEVRUZ BAYRAMI, VE IĞDIR’DA YAŞAYAN KÜLTÜR
Nevruz Bayramı, M.Ö. 8. yüzyıldan beri Türkler tarafından kutlanan çok eski ve kadim bir gelenektir. “Nevruz” kelimesi Farsça olup “yeni gün” anlamına gelir. Ancak bu bayramın Türk kültüründeki anlamı yalnızca yeni bir günü değil; aynı zamanda dirilişi, yeniden doğuşu ve milletin birlik ruhunu ifade eder.
Türklerin destanlarında Nevruz’un önemli bir yeri vardır. Özellikle Türk tarihinin sembolik anlatılarından biri olan Ergenekon Destanı’nda bu anlam açıkça görülür. Rivayete göre Göktürklerin İl Bey’in oğlu, gelini ve yeğeniyle birlikte Türkler Ergenekon’da yani “maden yeri” anlamına gelen dar bir vadide yaklaşık dört yüz yıl yaşamışlardır. Daha sonra dağdaki demir madeni eritilerek bir yol açılmış ve Türkler Nevruz günü Ergenekon’dan çıkarak yeniden çoğalmış, yayılmış ve güçlü bir millet olarak tarih sahnesine dönmüştür. Bu nedenle Nevruz, Türkler için sadece baharın gelişi değil; aynı zamanda özgürlüğün, dirilişin ve yeniden doğuşun sembolüdür.
Nevruz, bugün birçok millet tarafından kutlanmaktadır. Ancak Anadolu’nun doğusunda, özellikle Iğdır’da bu bayram çok eski zamanlardan beri canlı geleneklerle yaşatılmaktadır. 21 Mart’ta gece ile gündüz eşit olur ve bu tarih baharın başlangıcı kabul edilir.
Iğdır’da Nevruz’dan önce bazı gelenekler yerine getirilir. “Kebir Üstün” diye tabir edilen Mezarlığa gidilerek “ Ölü Bayramı” için dualar edilir, Kur’an okunur ve hayır hasenat dağıtılır. Bu ziyaretler genellikle Nevruz’dan önceki salı ve perşembe günlerinde yapılır. Ardından evlerde büyük bir temizlik başlar; boya ve badana yapılır.
Bayram için “yedi nevin” adı verilen çerezler hazırlanır. Küs olanlar barışır, dedikodu yapılmaz. Büyükler ziyaret edilir, hediyeler verilir. Erkek tarafı kız kardeşine, nişanlılar ise kız tarafına çeşitli hediyeler götürür.
Nevruz gecesinde gençler evlerin kapılarından kulak asarak niyet tutarlar. Ateş yakılır ve ateşin üzerinden üç kez atlanır. Bunun insanı hastalık ve dertlerden arındıracağına inanılır. Yumurtalar boyanır, ardından yumurta tokuşturma geleneği yapılır. Çocuklar kapıları dolaşarak çerez ve harçlık toplar. Böylece bayram, sevinç ve paylaşma içinde kutlanır.
Bizim için 2026 yılı Nevruz Bayramı ayrı bir önem taşımaktadır. Bu yıl mart ayında, Allah’ın izniyle üç bayramı bir arada yaşayacağız: Ramazan Bayramı, Nevruz Bayramı ve emperyalist ile siyonist güçlerin yenilgisiyle kazanılacak zaferin bayramı.
Bu vesileyle başta bütün Türk dünyasının, özellikle de Iğdır’lı ve Kaçardoğanşalı kardeşlerimin 2026 yılı Nevruz Bayramı’nı şimdiden kutluyor; sağlık, huzur ve mutluluk dolu nice yıllar diliyorum.
Rufat GÜREL
Tarihçi Yazar

HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.