Hürmüz Boğazı İran'ın Çanakkale’si Olur Mu?
Hürmüz Boğazı İran'ın Çanakkale’si Olur Mu?
Türk tarihinin Batı’ya karşı kazanılmış zaferlerinden biri olan “Çanakkale Zaferi”, yenilmez armada denilen İngilizlerin öncülüğündeki birleşik donanmanın boğazın mavi sularına gömüldüğü yerdir. 18 Mart 1915’te Çanakkale Deniz Zaferi’nin ilan edildiği tarih olarak kayıtlara geçmiştir. Şubat 1915’te başlayan ve neredeyse bir ay süren Çanakkale Deniz Savaşlarında “güç ve kabiliyet” olarak üstün olan taraf İngiliz ve Fransızların yer aldığı müttefik devletlerdi. Ancak stratejik açıdan üstün olan taraf ise Türk ve Alman ittifakıydı. Çanakkale Boğazı’nın girişinden itibaren deniz savunma hatları ve döşenen mayınların yanı sıra karadan yapılan hareketli topçu atışları düşman taarruzunun başarılı olmasının önündeki en büyük engeldi. 111 yıl önce bu günlerde tarihin en kanlı savaşlarından birine sahne olan Çanakkale Boğazı’nın hakimiyeti kaybedilseydi, Osmanlı İmparatorluğu’nun kalbi olan İstanbul işgal edilecekti. Birinci Dünya Savaşı iki yıl daha erken bitecek ve belki de Anadolu’da Türk varlığı bir daha toparlanamayacak halde dağılacaktı. Zira Çanakkale Savaşı Türklerin dünyaya meydan okuduğu, ecdadımızın dünyaya bağımsız ve özgür yaşama isteğini haykırdığı savaşlardan biri olarak tarihe geçmiştir.
Bugün yine dünya tarihi kritik bir dönemece ulaşmıştır. Bütün Ortadoğu ve hatta dünyanın nasıl şekilleneceğinin kaderi bu kez de başka bir boğaz harbine bağlıdır. Dünyanın yenilmez imparatorluğu olarak tarif edilen ABD ve “şımarık çocuğu” İsrail yeni bir fay hattını dinamitlemektedir. Ancak yeni çok kutuplu dünya düzeninin taşlarının döşendiği bu süreçte fütursuzca saldırıya uğrayan İran idaresi ve masum İran halkı da bu kuşatmayı yarmak istemektedir. Ne hazindir ki mezheplerin bölüp, parçaladığı İslam Ümmeti de bu ağır savaşta büyük bir sınav vermektedir. Tıpkı Birinci Dünya Savaşı’nda olduğu gibi dünyanın kaderini tayin edecek savaş bu kez de Basra Körfezi’nin dünyaya açılan kapısı Hürmüz Boğazı’nda cereyan etmektedir.
ABD ve İsrail, kadın ve çocuk dinlemeden Türk soydaşlarımızın da yer aldığı İran coğrafyasını acımasızca bombalamaktadır. İran ise aldığı büyük yaralara rağmen balistik füzeleri ile ABD’nin Ortadoğu’daki bütün üslerini ve İsrail’i hedef almaktadır. Ancak bu yıpratıcı savaş hem ABD’nin hem de İsrail’in beklediği şekilde devam etmiyor. İran ise dünyanın enerji havzalarından biri olan Basra Körfezi’ndeki ticareti tıkayarak bütün dünyaya acımasız ve gaddar savaştaki gücünü göstermeye çalışıyor. Tıpkı 111 yıl evvel dünyanın makus talihini değiştiren Çanakkale Boğaz Harbi gibi Hürmüz Boğazı’nda da “zalim” ile “mazlum” karşı karşıya geliyor. Yine Çanakkale Savaşı’nın seyrini değiştiren deniz mayınlarının kazananı tayin edeceği sürece tanıklık ediyoruz. Eğer İran halkı bu direnişi ile dünyanın jandarmalığına soyunan ABD ve İsrail’e boyun eğmez ise tarih artık farklı şekilde işleyecek ve Çanakkale’nin kahramanlarına adeta bir selam yollayacaklardır. Dünyadaki ABD’nin hegemonyası zayıflayacak çok kutuplu yeni bir dünya düzeni ortaya çıkacaktır.
111 yıl önce İstiklal Şairimiz Mehmet Akif’in o meşhur Çanakkale şiirinde kaleme alırken yaptığı betimleme bugün Hürmüz Boğazı’nda yaşananlar ile bire bir örtüşmüyor mu?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde -gösterdiği vahşetle- "bu: bir Avrupalı!"
Acaba Hürmüz Boğazı’nda tarihin yeni bir destanına tanıklık edecek miyiz? Yahut daha büyük bir savaş ile insanlık onuru yeni bir sınava tabi tutulacak mı? Bütün bu sorular cevap bulduğunda umarım insanlık onuru daha fazla lekelenmemiş olur.
Yazımızı Mehmet Akif Ersoy’un eşsiz dizeleri ile sonlandırıyoruz.
“Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd'i...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Ey şehîd oğlu şehîd, isteme benden makber,
Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber”.
Güzel yarınlarda görüşmek dileğiyle…


YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.