Celalettin MARZ

Celalettin MARZ

Yazarın Tüm Yazıları >

Mustafa Kemal Atatürk ve Tokyo Camiisi (10 Kasım’ın Anısına)

A+A-

Yaptırdığı bu Caminin, her sabah İlk Erzan sesinin okunduğu yer olması da konuya ayrı bir güzellik kazandırmaktadır.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ‘kendi cebinden verdiği paralarla cami yaptırdı’ dediğimde; insanların akıllarından nelerin geçtiğini-geçeceğini tahmin etmek tabii ki çok güç… Belki birileri şunu da düşünebilir; ‘Mustafa Kemal neden kendi cebinden para vererek Tokyo’ya cami yaptırsın ki? Devlet başkanıdır, devletin bütçesinden ödeseydi’ diyebilirler.

Olayın aslı şöyledir, anlatalım; çok dinli ülkelerde her türlü ibadethanenin olması kadar doğal bir durum olamaz. Bu bağlamda Japonya’da yaşayan Müslümanların ibadetlerini yapmaları için bir camiye ihtiyaç olur. Japon kültüründe çok farklı derecelerde Budizm mezhepsel ayrışımının yanında diğer pek çok inanç sahibinin olması da bir gerçektir. Bu nedenle Tokyo’da bir caminin yapılması girişimi başlar; öncelikle bu istek Japon Kralından gelir…

Tokyo’ya cami yapılmasını isteyen Kral, önce en makul ‘dost’ niteliğindeki devlet olarak Türkiye’yi düşünür… Türkiye’nin ‘dost’ olarak algılanmasının tarihi sebepleri vardır. Bir diplomatını Ankara’ya yollar Japonya…

Mustafa Kemal Atatürk, Japon Büyükelçisi Torijori Yamada‘ya nasıl bir cevap verdiği hep merak konusu olur. Bu konu genellikle ya saptırılmış ya da üstü örtülmüş bir vaka olarak gizli tutulmuştur. Mustafa Kemale saldırarak kendilerine taban oluşturan zihniyetler, Atatürk’ün bu ulvi davranışını gizleyerek etrafındakileri uyduruk senaryolarla yıllardır oyalamaktadırlar.

Doğa boşluk kabul etmez; boş kalan, boşluğa düşen beyinler ve benlikler bir şeylerle mutlaka doldurulur…

Ne verirseniz onunla dolar beyinler… Ve malum iddialara inanan milyonlarca kalabalık var bu toplumda.

Bu kesimler, geçen bu uzun zaman dilimine rağmen çıkıp; Mustafa Kemal Atatürk kendi parasıyla cami yaptırdı demedi, açıklamadı, yazmadı…

Sizce Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptırdığı bir kutsal mekânın haber değeri “ten” ticareti yapan bir diziden daha mı değersizdir?

Atatürk’ün 82 yıl önce kendi cebinden parasını vererek Japonya, Tokyo’da yaptırdığı caminin gerçek hikâyesi şöyledir. (Kaynak: Işın Erşen, Gazeteci)

Işın Erşen anlatıyor; “1980’li yılların başında kardeşim ve eşi, Japonya’da Tokyo’da diplomat olarak görev yapıyorlardı. Annem, kardeşimin yanına Tokyo’ya gitti. Annem, bir süre sonra döndüğünde Japonya anılarını anlatırken, Ertuğrul faciasının yaşandığı 18 Eylül günü Oshima’da yapılan anma törenine kardeşimle birlikte katıldığını ve kendisine de üzerinde Japonca ‘Ertuğrul faciasının anısına’ yazılı bir tabak verildiğini, aradan bir asırdan fazla zaman geçmesine rağmen Japonların bunu unutmadığını ve Türklere büyük saygı duyduğunu anlatmıştı...”

Bu aktarım bize bir şeyi hatırlatıyor; Japon milletinin vefakârlığını, ‘dost’ bildiği ülkelere karşı özgün davranışlarla farklı olduklarını göstermektedir. Gazeteci Işın Erşen’in annesi bir şeyden daha bahseder; Tokyo Camii hakkında bilgiler verir. Annenin konuşmaları arasında, Tokyo Camiine de gittiğini öğrenir. İşte Tokyo Camii hakkında aktarılan hatıra: “Tokyo’da cami de mi varmış?” sorusuna muhatap kalan anne gazeteci kızına “Hem de Atatürk yaptırmış” dediğinde bir gazetecinin hayatında yakalayabileceği flaş değerde haber olduğunu herkes kabul eder…

Olayın özeti şöyledir; yıl 1931…

Japon Elçisi Torijori Yamada, Türkiye’ye gelip Atatürk’ü ziyaret eder…

Atatürk’e Tokyo’ya bir cami yaptırması konusunda Japon Kralının ricasının olduğunu iletir…

Atatürk’ün mükemmel Fransızcasının yanında az da Japonca bilmektedir. Mustafa Kemal Harp Akademisinde okurken kısa bir süre için Büyükelçi Torijori Yamada Japonca derslerine girdiğinden tanışmaktadırlar.

Torijori Yamada’yı karşılayan Mustafa Kemal Atatürk, büyük elçiye şunları söyler; “Daha savaştan yeni çıktık… Ülkem çok fakir… Borç harç içindeyiz, devlet parasıyla cami yaptıramam, ancak bu camiyi ben kendi maaşımdan biriktirdiğim paramla yaptırırım” dediğinde Japon diplomat hayrete düşer...!

Mustafa Kemal Atatürk’ün burada gösterdiği üstün liyakat ve feraset, devletini yüceltme ve dinine sahip çıkma düşüncesinin doruktaki yaşanmışlıktır… Arayıp bulun bulabilirseniz; O’nun sadece kılının hissettiği millici ve maneviyatçı ama samimi ruhunu taşıyanı…

İşte o günden itibaren Mustafa Kemal Atatürk devletten aldığı maaşıyla Yamada’ya verdiği sözü tutar Tokyo Camii’ni yaptırır...

Cami, Atatürk’ün ölüm yılı olan 1938 yılında tamamlanır...

Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete intikal ettiği yılda bu caminin bitirilmiş olması da anlamlıdır. Ve Tokyo Camii ibadete açılır…

Gazi Paşa’nın ruhuna de Fatihalar ve Mevlit okunur…

Sonuç

Atatürk, yalnız Tokyo camii “Tokyo Jamii Mosque” yaptırmakla yetinmemiş, ayrıca Fransa’daki, Paris Camii de (La Mosque de Paris) Mustafa Kemal’in yardımlarıyla tamamlanmıştır...

Cumhuriyetimizin varlığını borçlu olduğumuz Mustafa Kemal Atatürk’ü yanlış anlayanları bir tarafa bırakarak artık doğru anlamaya çalışmanın ne kadar önemli olduğu, geldiğimiz “felaket” ortamından anlaşılmaktadır. Milli devletin kuruluş felsefesiyle uyanışın başlayıp genişlemesi dileğimdir.

Yine aylardan Kasım, seni Türk Milletinden ayıran ay. Gazi Paşam nurlar içinde mutlu uyu. Rehberin, Hz. Muhammed (SAV) olsun... Ruhun şad ve mekanın cennet olsun. Her okuyucudan bir Fatiha okumasını rica ediyorum. (Amin)

BİR TOPLUMUN ÇÖKÜŞ ALAMETLERİ

1.Dayanışma'nın yok edilmesi.

2. Üretimin zayıflaması.

3.Tüketim çılgınlığı.

4. Vergilerin Artırılması.

5. Liyakatin dikkate alınmaması.

6. Adaletsizliğin yaygınlaşması.

7. Umutların kırılması.

8. Göçün hızlanması.

9. İblisane gurur ve kibir.

10. Gösteriş, ikiyüzlülük ve yalakalık.

Ve en kötüsü de her şey normalmiş gibi, bütün bunları görmezden gelen ve kabullenen bir topluluğun olması.

KADIN OLMAK ZOR ZANAAT!

(KADINA ŞİDDETİN BİTMESİ ADINA)

Kadın çıkar başka kadının rahminden;

Hayata ilk çığlığını atar;

Sessizliği işitir…

Babasının gözlerindeki hayal kırıklığı;

İlk yaşadığı şaşkınlık olur.

Sessizlik oldu mu kız doğarmış sözünü öğrenir.

Susar!

Kadın çocuk olur;

Gülmesi, oynaması,

Daldan dala koşması hor görülür;

Engellenir...

Kız kısmı ağır başlı olmalı sözünü öğrenir.

Susar!

Kadın okula gider;

Okuma yazma öğreneceği kadar,

Kadın olmasına yetecek kadar.

Nedenini anlayamaz;

Okuyup da ne olacaksın, okumuş ev kadını mı? Sözünü öğrenir.

Susar!

Kadın ergen olur;

Ayıplanır, saklanır.

Kadınlığın saklanması gerektiğini öğrenir.

Susar!

Kadın genç olur;

Gezmesi, tozması, konuşulur.

Laf gelmesin diye, camdan dışarı bakmaz.

Kötü kadın ne demekmiş öğrenir.

Susar!

Kadın evlenecek yaşa gelir;

Eş seçmez;

Seçilir.

Kız kısmını boş bırakırsan ya davulcuya ya zurnacıya sözünü’ öğrenir.

Susar!

Kadın evlenir,

Eş olmaz karı olur.

Evde hizmetçi,

Mutfakta aşçı,

Kocasının yanında cilveli olur.

Yuvayı dişi kuş yapar’ sözünü öğrenir…

Susar!

Kadın aşağılanır, sözü dinlenmez,

Dayak yer;

Kocanın vurduğu yerde, gül biter’ sözünü öğrenir

Susar!

Kadın anne olur,

Koca’nın çocuğunun annesi olur.

Erkek doğurmadan da

Ne kadınlığını, ne anneliğini ispatlar.

Erkek doğurur, İlk kez alkışlanır…

Ki;

Yine de koca övülür.

Erkek adamın erkek çocuğu olur sözünü öğrenir;

Susar!

Kadın yaşlanır ’ana’ olur;

Saygıyı o yaşında görür.

Konuşmak ister;

Vakit geç’tir..

Göçer gider..

Velhasıl;

Kadın doğar,

Büyür,

Yaşar,

Ölür,

Ve

Susar!

DUYARLILIK

Unutmayınız,

Güzel olan her şey yarım kalır, filmler en güzel yerinde sonlanır.

Çok mutluyum dediğin yerde hüzün kendini hatırlatır…

Çocukluk kısadır, gençlik azdır ve bebeklik sanki hiç yaşanmamıştır.

Vefa azdır, sadakat sınırlıdır, verilen sözlerin ömrü kısadır.

Çok seversin çok çabuk kaybedersin, güzel rüyalar en güzel yerinde biter…

Güzel olan ne varsa, sevdiğin şarkı gibi hemen bitiverir, kısacıktır...

Kırmayın, dökmeyin, incitmeyin,

Gönül alın, ah almayın, arkanızdan konuşturmayın,

Sevgi dolu yüreklerde dualarda olun.

Unutmayınız,

Her yetim bir Peygamber mirasıdır. Her yetim bir Cennet fırsatıdır. Her yetim bir şefkat sınavıdır. Yetimin elinden tutan rahmete batar. 

HAYRIN VE İYİLİĞİN ÖLÇEĞİNE BAKMAYINIZ

İnsan gönlünden bir şey verirse, 

O ufak ya da büyük olmaz.

Gerçek olur!

Faydası olur ya da faydaIı dokunur.

Milli birliğin büyük önem arz ettiği bugünlerin geçici olması temennisiyle mutlu, sağlıklı olun, her daim Ülkü ile kalın.

Bu yazı toplam 3970 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.