Tarihçiliğimizin Düşünsel Temelleri
19. Yüzyıl Türkiye için adeta bir kırılma yüzyılıdır. Prof. İlber Ortaylı “İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı” ifadesini kitabında boşuna kullanmamıştır. Bu yüzyıl tarihçiliğimiz, tarihe bakış açımızın değişmesi açısından da bir değişim-dönüşüm yüzyılı olmuştur.
1870’lerden sonra Avrupa’da yayımlanan Türk tarihi ile alakalı çalışmalar ve aynı dönemde Orhun Kitabeleri hakkında yapılan araştırmalar Türk aydınlarının unutulan geçmişimizi yeniden keşfetmelerini sağlamıştır.
Akçuraoğlu Yusuf Bey, Zeki Velidi Togan, Ağaoğlu Ahmet, gibi Türk tarihçileri Türklerin İslam öncesi tarihine daha fazla ilgi duymaya başlamışlardır. Osmanlı’nın son dönemlerinde ortaya konulan Türklerin köklü ve aynı oranda dünya tarihinde ve medeniyetinde etkili olduğu fikri, yıkılmakta olan devlette münevverlerimizin dayanak noktasını oluşturmuştur. 1912 yılında Türk Ocakları’nın kurulması, münevverlerimizin bu dernekte bir araya gelerek oluşmakta olan Türkçü yaklaşımın ülke içinde gelişmesini sağlamaları aslında Cumhuriyet devrinde oluşturulan Türk Tarih Tezi’nin ayak seslerinin II. Meşrutiyet devrinde duyulmaya başlandığının da bir göstergesidir.
Tarık Zafer Tunaya, İkinci Meşrutiyet’i Cumhuriyet’in siyasal laboratuvarı olarak tanımlamıştı. Tarihçiliğimiz açısından da bunun böyle olduğunu görüyoruz.
Atatürk döneminde Türk tarihinden faydalanarak milli devletimizin temellerini sağlamlaştırmak ve Türk milletinin dünya tarihi içindeki önemini ortaya koymak maksat ve gayesiyle zamanla “Türk Tarih Tezi” (bugün Kemalist Tarih Görüşü olarak da bilinen) ortaya çıkmıştır. Kuşkusuz Türk Tarih Tezi ile genç Cumhuriyet, Türk gençliğine, milli şuuru aşılamayı hedeflemiştir. Türk Tarih Tezi ile Orta Asya ve Anadolu araştırmaları başlamış, Avrupalılar tarafından ileri sürülen emperyalist tarih tezlerine karşı bir tez oluşturulmaya çalışılmıştır. 1931 yılından itibaren Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti tarafından araştırmalar ve bilimsel kazı çalışmaları başlatılmıştır.
İlk olarak Türk Ocakları bünyesindeki aydınlardan oluşan “Türk Ocakları Türk Tarihi Tetkik Heyeti” daha sonra Ocakların kapatılmasıyla “Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti” ismini almış, zamanla ismi bugünkü haliyle “Türk Tarih Kurumu” olmuştur.
Öne sürülen tezlerin desteklenmesi ve Türk halkı tarafından benimsenmesi mefkûresiyle tarih ders kitapları hazırlanmıştır. 1924-1929 yılları arasında ortaokullarda okutulan Türkiye Tarihi isimli ders kitabı, bu hazırlıkların ilk örneğidir diyebiliriz.
İkincisi ve en çok ses getireni ise Türk Tarihinin Ana Hatları isimli kitaptır. Kitap, Atatürk’ün, kendi eliyle düzeltmeler ve ekler yapmasından sonra, 1930 yılında yalnız yüz nüsha basılmıştır. Ayrıca Cumhuriyet dönemi tarih çalışmalarına da yol gösterici sayılmıştır. Bu kitap daha sonra 1931-1941 yılları arası liselerde okutulan Tarih I, II, III ve IV isimli kitapların özeti konumundadır. Bu kaynaklar defalarca kez “Türk Devrimi’nin Yayınevi” şiarıyla yayımlar yapan Kaynak Yayınları tarafından basılmış ve okuyucuyla onlarca yıl sonra tekrardan buluşturulmuştur.
Atatürk döneminde yapılan bu çalışmaların ardından köy enstitülerinin kurulduğu yıllarda da birçok alanda çalışmalar yapılmıştır. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel, başta antik dönem Yunan ve Roma eserleri başta olmak üzere, İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca ve Farsçadan 496 eseri Türkçeye tercüme ettirmiş, Anadolu’da hümanizma anlayışının etkin olmaya başlamasında önemli rolü olmuştur. Bu eserler de İş Bankası Kültür Yayınları bünyesinde basılmıştır. Halen daha basılmaya devam ederek bugün edebiyatçılarımızın ve tarihçilerimizin başucu eserleridir diyebiliriz.
Bu kitaplardan “Ne mutlu istifade edebilene!” diyerek haftalık yazacağımız tarih yazılarının ilkiyle Akis Haber’in güzide okuyucularına kısa bir “merhaba” diyoruz.


YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.