ANNE DEYİNCE...
***
Anne deyince yüzünde çektiği çilelerin izlerini taşıyan, mahzun bakışlarında sevgi, merhamet ve şefkât pırıltısı hiç sönmeyen anacığım gözümün önünde canlanır.
Çocukluğumda ‘benim anamdan güzel bir kadın yoktur ve kimse benim kadar annesini sevemez’ diye düşünürdüm.
Anacığım bana hamileyken arpa harmanı dövüyormuş. Sancısı gelince ablamları harman yerinde bırakıp, kendini zar zor eve atmış. Ninemin yardımıyla beni doğurmuş.
Tarlada, bağda bahçede yorgunluk bilmeden çalışan babamın peşinde o da çalışmış. Burnundan kıl aldırmaz sertlikte bir adam olan babamın tüm kahrını çekmiş, dayağını da yemiş, yaşlanınca sefasını da sürmüş..
“Seni düşümde çaylara kaptırdım kara Veli’m!” derdi. Başıma bir bela, bir olay gelmesinden korkar ve beni önceden uyarırdı. Bu duygunun tanımsız, saf ve temiz bir anne yüreğinin önsezisi, içgüdüsel bir ses olduğunu büyüdükçe anladım. Bu yüce duygu doğursun doğurmasın tüm canlılara verilmiş.
***
Anneler gününde benim aklıma hediyelere boğulan, öpücük yağmuruna tutulan, bir eli yağda bir eli balda olan annelerden daha çok çileli, dertli, gözlerinde ezilmişliğin acısını; bu güzel yurdun yükünü omuzlayan anneler geliyor...
...
“Hastane önünde bir anacık/ Kucağında bir hasta bebek
Elim kadarcık/ Ak kanatlı bir melek
Sabrı dağ, sevgisi derya annem/ Gözyaşlarını nasıl silem?”
...
“Hapishane önünde bir anacık/ Kolu kanadı kırık
İçerde kara gözlü oğul yatar/ Belini bükmüş onca ayrılık
Dilimde dua, gecemde ışığım annem/ Gözyaşlarını nasıl silem?
...
Mahkeme kapısında bir anacık/ Elinde ne kanıt var, ne tanık
Kim vurduya gitmiş yavrusu/ Kararla birlikte duyulur bir hıçkırık
Hakimin, sacın ben olaydım annem/ Gözyaşlarını nasıl silem?
...
Cami avlusunda bir anacık/ Saç baş perişan, darmadağınık
Musalla taşında şanlı bir şehit/ Arkasında mahşeri kalabalık
Elimde bayrak, altımda toprak annem/ Gözyaşlarını nasıl silem?
...
Pazar yerinde bir anacık,/ Elinde bir küçük torbacık.
Çürümüş domates toplar!/ Her beladan betermiş açlık...
Canımda can, hamurumda maya annem/ Gözyaşlarını nasıl silem?
...
Yedi kurşun yemiş yatıyor./ Her gün bir başka güneş batıyor.
Minik yavrular etrafında çırpınır/ Hangi yürek bu acıya dayanır
Damarımda kan, dizimde derman annem/ Gözyaşlarını nasıl silem?
...
İşin özü özeti analar çekmiş her çağın acısını, ıztırabını. Savaş denmiş, kıtlık denmiş, zulüm denmiş, ihanet denmiş, eşkıya denmiş, ağa denmiş, bey denmiş, adalet denmiş hep analar göğüslemiş her zorluğu.
...
Tüten her bacada bir anacık
Her ocakta pişen aş, bir doğramcık
Yiyenler yemiş doymamış
Kızarmaz yüzler, utanmaz ki insanlık!
Yoluma ışık, gönlüme ayna annem
Olaydım yarana merhem!
Göz yaşlarını nasıl silem?
...
Gerçek Anneler Günü, anaların gözyaşlarının dindiği gün kutlanacaktır. O gün geldiğinde, uygarlığın kapısı aralanacak; insanlık, annelerin yüreğinde saklı olan merhameti yeniden hatırlayacaktır. Çünkü annelerdir bu dünyanın direği, bu toprakların gerçek sahibi. Onlardır sessiz bekçilerimiz...
***
Veli Aykar
Emekli Öğretmen-Yazar