
Siyasette utanma duygusu
Utanma duygusunun yokluğu siyaset sahnesinde iyice göze batar oldu.
Utanma duygusunun yelpazesi geniştir. Nedense utanma deyince en çok kılık kıyafet, hayat tarzı meseleleri anlaşılır. Evet, özellikle sosyal medya vasıtasıyla utanma duygusunun sınırlarının hayli aşıldığı bir gerçek. Artık gizli kalması gereken herşey ortada, evlerin içinden paylaşılan görüntüler akıllara zarar! Fakat, mini etekli genç kızı “utanma duygusu kalmamış” diye kınayan vatandaş, biraz sonra sigarasının izmaritini sokağa fırlatmanın asıl kendisinde utanma duygusu kalmadığını gösterdiğinin farkında değildir!
Hâlbuki sokağa tükürmek de elindeki çerçöpü yere atıvermek de köpeğini gezdirirken hayvancağız kakasını yaptığında torbalayarak çöp kutusuna atmayıp orada öylece bırakmak da piknik yaptıkları mesire yerlerinde, sahillerde yiyip içtiklerinin artıklarını saçıp gitmek de arabayla otoyolda giderken içtiği su şişesini camdan savuruvermek de utanma duygusunun kalmadığını gösterir.
Utanma duygusunun yelpazesi geniştir. Galiba bunun farkında değiliz.
Kamuoyunda büyük bir güven inşa edip topladıkları büyük miktar parayı şahsî -ve kirli- işleri için harcayarak o güveni tuzla buz eden dernekçiler de bu duygudan nasipsizdir.
Milletle alay edercesine kotarılan, dudak uçuklatan rakamların konuşulduğu vurgunların faillerinde utanma duygusu var olabilir mi?
Dolandırıcılık, rüşvet, evrakta sahtecilik, kara para aklama, haksız kazanç, ihaleye fesat karıştırma, piyasada manipülasyon, organize usulsüzlük, yurdışına para kaçırma, vergi kaçırma… fiileri, kim işlerse işlesin zaten yüz kızartıcı suçlardır. Bu suçları siyasi etiketi veya siyasi nüfuzu olanların, dinî cemaat önderi olanların, kamu yöneticiliği yapanların işlemesi kırk misli daha yüz kızartıcıdır, utanç vericidir.
Utanma duygusunun yokluğu siyaset sahnesinde iyice göze batar oldu.
Meselâ, Kovit dönemindeki ticaret bakanımız, bakanlığa kendi şirketinden ve piyasa fiyatının üstünde kaç milyon liralık dezenfektan siparişi verirken belli ki utanma duygusu devre dışıydı.
Son zamanlarda partiden partiye seken milletvekillerini, belediye başkanlarını, belediye meclisi üyelerini düşünün. Hemen her gün yeni bir transfer haberi. Hemen her gün! Rozetler takılıyor. Elele tutuşulup eller havaya kaldırılıyor, eller öpülüyor. Bu isimler nasıl bir ruh hâli içinde? Dünya görüşleri, siyasi fikirleri, ideolojileri değiştiği, yeni ve ani bir “aydınlanma” yaşadıkları için mi partiden partiye zıplıyorlar? Buna inanabilir miyiz? O hâlde nedendir bu çekirgelik? Büyük vaadler, menfaatler mi var? Örtbas edilmesi gereken suçları var da şantaj mı yapılıyor, tehdit mi alıyorlar? Vaad, menfaat, makam, mevki karşılığı parti değiştiriyorlarsa da utanç vericidir, örtbas edilmesi gereken açıkları varsa, o da utanç vericidir. İftira ve kumpas ile suç isnat ediliyorsa bu da siyasî hayatımız adına bir kat daha fazla utanç vericidir.
Ülkemizin siyasî yapısına ne oldu? Politikacılara ne oldu? Temiz, dürüst, namuslu, kirli çamaşırı olmayan insan kalmadı mı? O rozetler takılırken kimse utanmıyor mu?
TBMM’ndeki oturumların yoklamalarında salonda bulunmadıkları hâlde, salondaymış gibi sahte pusula veren milletvekillerinin bu tavrı bir çeşit “evrakta sahtecilik” değil mi? Bir vekilin evrakta sahtecilik yapması utanılacak bir durum değil mi?
Bir milletvekili eşi, mahkeme harcı ödememek için muhtardan fakirlik belgesi talep ederken hiç mi utanmadı?
Bir belediye başkanının kanında uyuşturucu çıkması da utanç vericidir, savcıya ifade vermeye gelen eski belediye başkanının ağzında cak çak çak sakız çiğnemesi de…
Seçilmiş başkan hapse atıldıktan sonra yapılan Üsküdar Belediyesi seçimlerinde de utanma duygusu ortadan kalktı. Seçimin sonucunu beğenmeyip tekrar kararı verildi. Fakat tekrarda da istenen sonuç çıkmama ihtimali var! O zaman ne yapalım? Birkaç gözaltı, iki tutuklama, birkaç transfer… Rakamlar tamam mı? Yetti mi? Yetmedi! Bir tane daha! Şimdi tamam! Bu defa istediğimiz sonuç çıkar. Ve çıktı! Böyle bir operasyonla koltuğuna oturan başkan vekili esnaf arasına çıkıp demokratik bir zafer kazanmış edasıyla gülücükler dağıtırken utanma duygusu var mıydı, dersiniz?
Adalar Belediyesi’nde de benzer operasyon…
Bu manevralar genel seçimlere kadar devam edecek gibi. Çünkü Adalet Bakanı dedi ki: “2028 yılında sayın Cumhurbaşkanımızı tekrar seçmek için bir seçim düzenlenecek.”
Dedi ve bu “sınırları aşmış” cümleyle siyasette utanma duygusu konusuna tuz biber ekti. Adalet Bakanı ki, yakın zamana kadar seçimler yaklaşırken, tarafsızlık, güvenlik, demokrasinin sağlıklı işlemesi adına, İçişleri ve Ulaştırma ile birlikte değiştirilen üç bakandan biridir. Artık değiştirilmiyorlar!
Mehmet Âkif’i hatırlamanın zamanı:
Göster, Allah’ım, bu millet kurtulur, tek mucize:
Bir “utanmak hissi” ver gaib hazinenden bize!


HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.