
Suudi Arabistan Katil İle Birlikte Savaşa Girdi
Suudi Arabistan, petrol tesislerine yönelik İHA saldırılarından sorumlu tuttuğu İran destekli silahlı grupların Irak’taki noktalarına ABD ile koordineli hava saldırıları düzenledi.
Suudi Arabistan, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşın yaklaşık altıncı ayında çatışmalara ilk kez kamuoyuna açık biçimde doğrudan katıldı. Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı, çarşamba günü ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı ile koordineli olarak Irak’taki İran destekli gruplara ait belirli noktaların hedef alındığını açıkladı. Riyad, saldırıların Suudi petrol tesislerini hedef alan İHA girişimlerine karşı düzenlendiğini bildirdi.
RİYAD: TIRMANMA İSTEMİYORUZ
Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, ülkesinin çatışmayı büyütmeye çalışmadığını ancak topraklarına ve kritik altyapısına yönelik saldırılara karşılık vereceğini söyledi.
Riyad yönetimi, operasyonun Birleşmiş Milletler Şartı’nın meşru müdafaa hakkını düzenleyen 51’inci maddesine dayandığını savundu:
“Krallık tırmanma arayışında değildir ancak kendisine yönelen her saldırıya karşılık verecektir.”
Suudi yönetimi böylece operasyonu İran’a karşı yürütülen savaşın genel hedeflerinden ayrı, doğrudan ülkeye yönelen saldırılara verilmiş sınırlı bir yanıt olarak sunmaya çalıştı.
IRAK’TAN “KABUL EDİLEMEZ SALDIRI” TEPKİSİ
Irak yönetimi ise Suudi Arabistan ve ABD’nin düzenlediği hava saldırılarını ülkenin egemenliğinin ihlali olarak değerlendirdi.
Irak Ulusal Güvenlik Konseyi, saldırılarda ölen ve yaralananların bulunduğunu açıklarken Başbakan Ali el-Zaidi operasyonu “kabul edilemez bir saldırı” olarak nitelendirdi. Bağdat yönetimi, ülke topraklarında yapılacak askerî müdahalelerin Irak’ın onayı dışında gerçekleştirilemeyeceğini vurguladı.
PETROL TESİSLERİNE YÖNELİK SALDIRILARI HİÇBİR GRUP ÜSTLENMEDİ
Suudi Arabistan, hafta başında Doğu Bölgesi ve Riyad’daki petrol tesislerine yönelen çok sayıda İHA’nın hava savunma sistemleri tarafından düşürüldüğünü açıklamıştı.
Riyad, İHA’ların Irak topraklarından havalandığını ve İran destekli silahlı gruplar tarafından gönderildiğini ileri sürdü. Irak hükümeti de bu iddiaların incelenmesi için soruşturma başlattı. Ancak saldırıları herhangi bir Iraklı silahlı grup üstlenmedi.
Yemen’deki Husiler ise aynı dönemde Suudi petrol taşımacılığı altyapısına saldırılar düzenlediklerini açıkladı. İki saldırı dizisinin birbiriyle bağlantılı olup olmadığı netlik kazanmadı.
ALTI AYDIR SÜREN DENGE POLİTİKASI SONA ERDİ
New York Times’ın analizine göre Riyad’ın savaşa gecikmeli biçimde katılması, Suudi yönetiminin içinde bulunduğu stratejik ikilemi gözler önüne serdi.
Suudi Arabistan, uzun yıllar süren gerilimin ardından İran’la ilişkileri normalleştirmeye çalışmış, doğrudan çatışmadan kaçınmayı güvenliğini korumanın en gerçekçi yollarından biri olarak görmüştü.
Ancak ABD ve İsrail’in şubat ayında İran’a saldırmasıyla başlayan savaş, Riyad’ın izlediği bu politikayı büyük ölçüde işlemez hâle getirdi. İran ve bağlantılı grupların Körfez ülkelerindeki Amerikan üsleri ile enerji altyapısına yönelik saldırıları Suudi Arabistan’ı çatışmanın doğrudan hedeflerinden biri yaptı.
SUUDİ ARABİSTAN’IN EKONOMİK PLANLARI DA TEHDİT ALTINDA
Veliaht Prens Muhammed bin Selman yönetimi, Suudi Arabistan’ı petrol dışı sektörlerde büyüyen bir yatırım, turizm ve ticaret merkezine dönüştürmeyi hedefliyor.
Bölgesel savaş ise güvenlik risklerini artırırken petrol sevkiyat yollarını da daralttı. Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıklar ve Kızıldeniz’de Husilerin oluşturduğu tehdit nedeniyle Suudi petrolünün alternatif güzergâhlara yönlendirilmesi taşıma süresini ve maliyetleri yükseltti.
Reuters’ın hesaplamasına göre bazı alternatif güzergâhlar, Asya’ya yapılan petrol sevkiyatının süresini 19 günden 48 güne kadar çıkarırken yakıt ve geçiş maliyetlerinde milyonlarca dolarlık ek yük oluşturuyor.
“SUUDİ ARABİSTAN’A SALDIRMANIN BİR BEDELİ VAR” MESAJI
New York Times’a konuşan uzmanlara göre Riyad yönetimi, savaşa doğrudan katılmama politikasının karşıtları tarafından zayıflık veya saldırıların kabulü olarak yorumlanmaya başladığını düşündü.
Suudi Arabistan’ın Irak’taki hedeflere yönelik operasyonla hem İran’a hem de bölgedeki silahlı gruplara “Suudi Arabistan’a saldırmanın bir bedeli olacağı” mesajını vermeye çalıştığı değerlendiriliyor.
Operasyon aynı zamanda İran’a, saldırıların sürmesi hâlinde Riyad’ın ABD ile askerî iş birliğini daha da ileri taşıyabileceği yönünde bir uyarı olarak yorumlanıyor.
IRAK SAVAŞIN YENİ CEPHESİNE DÖNÜŞÜYOR
Irak’ta İran’la yakın ilişkileri bulunan çok sayıda silahlı grup, resmî güvenlik yapıları ve siyaset içinde önemli bir etkiye sahip. Bazı grupların Irak hükümetinden bağımsız hareket etmesi, Bağdat yönetiminin ülkeyi bölgesel çatışmanın dışında tutma çabalarını zorlaştırıyor.
Suudi Arabistan’ın ilk kez Irak’taki silahlı gruplara yönelik bir saldırıyı açıkça üstlenmesi, ABD-İran savaşının yeni bir ülkeye daha yayılması ve karşılıklı misilleme zincirinin genişlemesi riskini artırdı.

HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.