
Yeni varlık barışı geliyor
Bloomberg’e göre plan; yurt dışı gelirlerinin 20 yıla kadar Türkiye’de vergilendirilmemesi, düşük veraset vergisi ve beyan edilmemiş varlıkların ülkeye getirilmesini sağlayacak bir varlık barışı programını içeriyor.
Avrupa ile Orta Doğu arasındaki stratejik konumunu ekonomik avantaja dönüştürmek isteyen Türkiye, küresel servet merkezleri arasındaki rekabete yeni vergi teşvikleriyle katılmaya hazırlanıyor. Bloomberg’in haberine göre iktidarın hedefinde, Londra’dan ayrılmayı değerlendiren yüksek gelirli kişiler, Körfez ülkelerindeki jeopolitik risklerden endişe eden yatırımcılar ve başta Almanya ile İngiltere olmak üzere yurt dışında yaşayan varlıklı Türkler bulunuyor.
Yeni düzenlemelerin Türkiye’yi yalnızca yatırım yapılan bir ülke değil, uluslararası servetin yönetildiği ve sermayenin bir araya geldiği bölgesel bir merkez haline getirmesi amaçlanıyor.
20 YIL BOYUNCA YURT DIŞI GELİRİNE VERGİ MUAFİYETİ
Bloomberg’in aktardığı plana göre varlıklı yabancılar ve yurt dışından Türkiye’ye yerleşecek yatırımcılar için bir dizi vergi kolaylığı üzerinde çalışılıyor.
Düzenlemelerin şu başlıkları içermesi bekleniyor:
Yurt dışında elde edilen gelirlerin 20 yıla kadar Türkiye’de vergilendirilmemesi
Düşük oranlı veraset ve intikal vergisi
Yurt dışında tutulan ve daha önce beyan edilmeyen varlıkların Türkiye’ye getirilmesini kolaylaştıracak bir af veya varlık barışı programı
Söz konusu sistem, İngiltere’de uzun yıllar uygulanan ancak kaldırılan “non-dom” rejiminin bazı özelliklerini taşıyor. Bu model, İngiltere’de yaşayan ancak başka bir ülkeyi kalıcı ikamet merkezi olarak gösteren varlıklı kişilerin yurt dışı gelirleri üzerinden önemli vergi avantajları elde etmesine imkân sağlıyordu.
İLK HEDEF YURT DIŞINDAKİ VARLIKLI TÜRKLER
İstanbul merkezli hukuk firması Penezoglu’nun yöneticilerinden Ayşe Uzun Nurili, Türkiye’nin uzun süredir devam eden küresel servet rekabetinin dışında kalamayacağını gördüğünü söyledi.
Nurili, teşviklerden ilk aşamada en fazla yurt dışında yaşayan Türklerin yararlanabileceğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Türkiye, benzer ülkelerin yıllardır içinde bulunduğu rekabetin dışında kalamayacağına karar veriyor. Bu düzenlemeyle gerçekten ilgilenmesi en muhtemel grubu sorarsanız, önce yurt dışındaki Türk diasporasını gösteririm.”
Almanya’da yaklaşık üç milyon Türk kökenli insan yaşıyor. İngiltere’de ise özellikle Londra’nın kuzey ve doğu bölgelerinde yoğun bir Türk nüfusu bulunuyor.
Yeni vergi rejimiyle bu kesimin sermayesinin ve aile servetlerinin en azından bir bölümünün Türkiye’ye yönelmesi hedefleniyor.
İNGİLTERE’DEKİ VERGİ DEĞİŞİKLİĞİ REKABETİ HIZLANDIRDI
İngiltere’nin yabancı gelirleri yerel vergilerden koruyan “non-dom” sistemini sona erdirmesi, çok sayıda varlıklı kişinin ülkeyi terk etmesine yol açtı.
Bu gelişmenin ardından İtalya başta olmak üzere Avrupa’daki çeşitli ülkeler sabit vergi sistemleri ve özel ikamet programlarıyla Londra’dan ayrılan yüksek gelirli kişileri kendilerine çekmeye başladı.
İtalya, yaşam tarzı, Londra’ya yakınlığı ve yurt dışı gelirleri için uyguladığı sabit vergi rejimi sayesinde bu gruptaki kişilerin öne çıkan adreslerinden biri haline geldi.
Türkiye’nin hazırladığı düzenlemeler de bu rekabetin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
İRAN SAVAŞI DUBAİ’NİN GÜVENLİ LİMAN İMAJINI SARSTI
Son yıllarda Dubai ve Abu Dabi, gelir vergisinin bulunmaması ve gelişmiş finansal altyapıları sayesinde uluslararası yatırımcılar, fon yöneticileri ve varlıklı aileler için önemli çekim merkezlerine dönüşmüştü.
Ancak ABD ile İran arasında yaşanan savaş ve bölgede meydana gelen saldırılar, Körfez şehirlerinin güvenli liman konumunun yeniden sorgulanmasına neden oldu.
Bloomberg’e göre iktidar, Körfez’deki bu güvenlik kaygısını Avrupa’ya daha yakın, daha ılıman iklime sahip ve gelişmiş yaşam olanakları sunan alternatif bir merkez oluşturmak için kullanmak istiyor.
Bununla birlikte Dubai ve Abu Dabi’nin gelir vergisiz sistemi, uluslararası finans şirketleri ve fonlar açısından hâlâ Türkiye’ye kıyasla önemli avantaj sağlıyor.
ERDOĞAN: SERMAYENİN BULUŞTUĞU MERKEZ OLACAĞIZ
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin yatırım ve finans merkezi olma hedefini daha önce yaptığı bir konuşmada şöyle dile getirmişti:
“Türkiye’yi yalnızca yatırım yapılan bir ülke değil; yatırımların yönetildiği, ticaretin yönlendirildiği ve sermayenin buluştuğu küresel bir merkez haline getirmekte kararlıyız.”
Türkiye, İstanbul Finans Merkezi projesiyle de uluslararası finans kuruluşlarını ülkeye çekmeyi hedefliyor.
2023’te açılan merkezde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ile büyük kamu bankaları yer alıyor. Ancak Bloomberg, projenin şu ana kadar yabancı finans kuruluşlarını çekme konusunda Körfez’deki rakiplerinin gerisinde kaldığını belirtti.
İSTANBUL’UN YAŞAM TARZI AVANTAJI
Haberde Türkiye’nin yatırımcılara vergi teşviklerinin yanı sıra sunduğu yaşam olanaklarına da dikkat çekildi.
İstanbul’un Avrupa’ya yakınlığı, Asya’ya ulaşım kolaylığı, gelişmiş sağlık hizmetleri, uluslararası okullar, lüks marinalar ve Boğaz kıyısındaki konutlar varlıklı aileler açısından önemli avantajlar olarak gösterildi.
Körfez ülkelerine kıyasla daha düşük yaz sıcaklıkları ve Avrupa şehirlerine daha kısa uçuş süreleri de Türkiye’nin öne çıkan özellikleri arasında sıralandı.
İstanbul’un binlerce yıllık tarihi, Ayasofya ve Topkapı Sarayı gibi kültürel mirasları da yaşam tarzına ilişkin çekiciliği artıran unsurlar olarak değerlendirildi.
400 BİN DOLARLIK KONUTLA VATANDAŞLIK İMKÂNI
Türkiye’nin sunduğu bir başka avantaj ise yatırım yoluyla vatandaşlık programı.
En az 400 bin dolar değerinde gayrimenkul satın alan ve bu taşınmazı en az üç yıl elinde tutmayı kabul eden yabancılar, Türk vatandaşlığına başvurabiliyor.
2017’de başlatılan program, görece düşük yatırım eşiği nedeniyle özellikle Rus ve Çinli yatırımcılardan ilgi gördü.
Göçmenlik ve vatandaşlık danışmanlığı şirketi Henley & Partners, Türkiye’yi küresel hareketlilik ve yatırım yoluyla vatandaşlık bakımından stratejik ülkeler arasında gösterdi.
Şirketin Türkiye yöneticisi Burak Demirel, Hindistan, ABD, İngiltere, Almanya ve Fransa’dan Türkiye’ye taşınma konusunda başvurular aldıklarını söyledi.
Henley & Partners Vergi Hizmetleri Direktörü Peter Ferrigno ise Türkiye’nin varlıklı aileler açısından çift yönlü avantaj sunduğunu belirtti:
“Türkiye hem yatırım yoluyla vatandaşlık programına hem de varlıklı uluslararası ailelere göre tasarlanmış bir vergi sistemine sahip az sayıdaki ülkeden biri.”
SİYASİ VE EKONOMİK RİSKLER DE VAR
Bloomberg, Türkiye’nin sahip olduğu avantajlara rağmen yatırımcı güvenini sınırlandırabilecek sorunlara da dikkat çekti.
Haberde yüksek enflasyon, Türk lirasındaki hızlı değer kaybı, geçmişte uygulanan geleneksel olmayan ekonomi politikaları ve siyasi gerilimlerin yabancı yatırımcıların kararlarını zorlaştırdığı ifade edildi.
Ülkedeki varlıklı kişilerin de geçmiş yıllarda enflasyon ve kur riskinden korunmak amacıyla servetlerinin bir bölümünü yurt dışına çıkardığı hatırlatıldı.
Mülkiyet hakları ve şirketlere el konulması uygulamaları da yatırımcılar açısından risk başlıkları arasında gösterildi. Devletin el konulan şirketleri yöneten Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun binden fazla şirketi kontrol eden geniş bir yapıya dönüştüğü belirtildi.
“TÜRKİYE’DE ULUSLARARASI FİNANSIN KRİTİK KÜTLESİ EKSİK”
Chatham House Rusya ve Avrasya Programı uzmanı Timothy Ash, Türkiye’nin vergi koşulları ve yaşam tarzı açısından Körfez’e güçlü bir alternatif oluşturabileceğini söyledi.
Ash, buna karşın uluslararası finans sektörünün İstanbul’da henüz yeterli büyüklüğe ulaşmadığını belirtti:
“Koşullar cazip ve Türkiye Körfez’e iyi bir yaşam alternatifi sunuyor. Ancak Dubai, Doha veya Riyad’da çalışan finans profesyonelleri açısından temel sorun, Türkiye’de taşınmayı haklı çıkaracak ölçüde uluslararası finans işinin henüz bulunmaması.”
VERGİ AVANTAJI TEK BAŞINA YETERLİ OLMAYABİLİR
Haberde görüşlerine yer verilen iş insanı Enes Başar’ın hikâyesi, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu zorluğu ortaya koyan örneklerden biri olarak gösterildi.
Ailesine ait Kervan Gıda’nın İngiltere operasyonunda çalışmak üzere 2017’de İstanbul’dan Londra’ya giden Başar, başlangıçta iki yıl kalmayı planlamasına rağmen dokuz yıldır İngiltere’de yaşamaya devam ediyor.
Vergi avantajının kararında belirleyici olmadığını ifade eden Başar, şunları söyledi:
“Vergiden çok işimi nasıl büyütebileceğimi düşünüyorum. Şirketi Türkiye’den yönetebilirim ancak burada yönetmek ve burada yaşamak benim için çok daha kolay.”
Bu değerlendirme, vergi teşviklerinin tek başına yeterli olmayacağını; uluslararası iş ağı, hukuk güvenliği, finansal istikrar ve kurumsal altyapının da varlıklı kişilerin yerleşim kararlarında belirleyici olacağını gösteriyor.
Türkiye’nin yeni teşviklerle Londra ve Körfez’den servet çekme hedefinin ne ölçüde başarıya ulaşacağı, düzenlemelerin ayrıntıları kadar ekonomik istikrar ve yatırımcı güveninin güçlendirilmesine bağlı olacak.

HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.