Tülay GAZALCI

Tülay GAZALCI

Yazarın Tüm Yazıları >

Gücü Yeten Yetene!

A+A-

Bugün izlediklerinizden size kalan ne oldu diye sorsam ne öğrendiniz, kültürden eğitimden insanlıktan yana nasıl izler bıraktı zihinlerinizde? Ben kendimce bir özet geçeyim diziler ve güncel programlar üzerinden müsaadenizle.

Güncel bir dizinin ilk bölümünde, bir kadın karakter bakire olmadığı için düğün gecesinde kocası tarafından evden dışarı atılıyor ve kadın tecavüze uğradığını söylüyor ama eşi ona inanmıyor. Dizi bu olayın üzerinden ilerleyen bir senaryo ile halen izlenmeye devam ediyor …

Yeni bir dizide ise bir kadın ile onu evinde zorla tutan bir erkek arasında gelişen duygusal bir ilişkiye yer veriliyor …

Başka bir dizide başroldeki kadın oyuncu, erkek tarafından duvara itiliyor ve evde kilitli tutuluyor. Dizideki başka bir karakter ise ona tecavüz etmeye çalışıyor…

Farklı bir dizide bir erkek, kendi emrini yerine getirene kadar bir kadının boğazını sıkıyor …

Yine farklı bir dizide ise erkek karakterler kadınlardan hep "alınan" ya da "verilen" bir şey olarak söz ediyor…

Reyting uğruna kadın unvanı da zedelendi erkek unvanı da. Yeri geldiğinde erkek kardeş kız kardeşini öldürdü, Yeri geldiğinde kadın karakteri sürekli planlar yapan yakın çevresindekilerin hayatını zorlaştıran veya hep aldatan kişi rollerine layık görüldü. Kültürümüzü temsil eden fedakâr eş, mukaddes anne, vefalı evlat, emekçi Türk kadını rolleri ise çok az işlenir oldu dizilerde.

Gün içerisinde ekranları süsleyen programlarda ise, işlenen konular eşini çocuklarını bırakıp giden kadınlar, çocuklarına şiddet uygulayan anneler, sahte gelin çetelerinin elinde onlarca kişiye servis edilmiş kadınlar …

Sürekli hangi konu üzerinde konuşursanız onu yaşarsınız ve yaşatırsınız. Toplumumuz şiddetten beslenen bir sektörün zorbalığını yaşıyor diyebiliriz. Sadece ekran şiddeti değil elbette geldiğimiz halin mimarı.İnsan haklarından bir haber yaşayan, yiğitliği zorbalıkla karıştıran erkek görünümlü varlıklara müsaade eden aileleri ve destek veren yakın çevreleri de kadınlara yaşatılan şiddetin ortağıdır. Karısını döven oğluna tavır koymayan aile, eşini ya da hayatındaki kadını öldüreceğini haykıran erkeğe dur demeyip, şikâyet etmeyip göz yuman arkadaş çevresi de şiddeti arttıran destekleyendir. Sadece kanunlardaki açıklar, ya da ülkeyi yönetenler değildir kusurun sahibi. En büyük kusur sahibi ise her bireyin kendisidir. Çünkü toplum dediğimiz kavram bireylerden oluşan ve şeklini bireylerden alan bir kavramdır. ’’ Bu Ülkede Yaşanmaz ‘’ diyen her bireyin katkısı büyük bu gidişatta.

Bu yıl şu sayıda kadın öldürüldü, şu sayıda çocuk annesiz babasız kaldı, şu kadar kadın sığınma evlerine alındı diyerek yaşatılan şiddetin etkisini azaltmıyor, çözüm olmuyor. Kadın cinayetlerinin hiç biri Ben geliyorum demeden gerçekleşmiyor …

Bu konuda yazılmış ve yazmış olduğum her cümleyi hepiniz zaten biliyorsunuz. Hatta daha da fazlasını. Yazmak yada konuşmak kadına, insana, hayvana kısacası her canlıya uygulanan şiddete bir nebze olsun tepki koymak. Belki de en büyük tepki anne ve babaların yetiştireceği güzel evlatlardır. Ne dersiniz?

Bu yazı toplam 5973 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.